BuLuNDuĞuNuZ ŞeHRi BiZe AnLaTıR MıSıNıZ???

   
  

İletişim


 05xx xxx xx xx


vbnetron


[email protected]

×

BuLuNDuĞuNuZ ŞeHRi BiZe AnLaTıR MıSıNıZ???

Sayfa 1/4 123 ... Son
  • #1
    @TeacheR@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.Ekim.2009
    Yer
    Zonguldak.
    Mesajlar
    1,089


    BuLuNDuĞuNuZ ŞeHRi BiZe AnLaTıR MıSıNıZ???





    ARKADAŞLARR BULUNDUĞUNUZ ŞEHRİ BİZLERE ANLATIR MISINIZ?? YADA MEMLEKETİNİZİ ANLATIN BİZDE GİTMİŞ KADAR OLALIM YADA NEDEN O ŞEHRİ TERCİH EDELİM??

    BÖYLELİKLE ŞEHİRLERİMİZİ TANIMIŞ OLURUZ ÖZELLİKLERİNİ NELERİ MEŞHUR GEZİLECEK TURİSTTİK YERLERİ ÖĞRENMİŞ OLURUZ NE DERSİNİZ??


  • #2
    teachme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Mayıs.2009
    Mesajlar
    797
    @teachme






    süpper olur hocam en azından tatilde nereye gidelim derdinden kurtuluruz . güzel fikir için teşekkürler hatta resim eklemeleri olursa fevkalade olur.

  • #3
    @TeacheR@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.Ekim.2009
    Yer
    Zonguldak.
    Mesajlar
    1,089






    Alıntı teachme Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    süpper olur hocam en azından tatilde nereye gidelim derdinden kurtuluruz . güzel fikir için teşekkürler hatta resim eklemeleri olursa fevkalade olur.
    çok teşekkürler hocam...haklısınız sizin fikriniz de güzel resimler de eklenirse çok güzel olur....

  • #4
    Cihan ÇAĞLAYAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Nisan.2009
    Yer
    Şanlıurfa
    Mesajlar
    5,526
    @Cihan ÇAĞLAYAN






    UYDUDAN GÖRÜNTÜSÜ

    Suruç; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (Orta Fırat Bölümü), Şanlıurfa İli’nin 45 km güney batısında yer alan, Suriye ile sınırı teşkil eden demiryolu üzerindeki Mürşitpınar Köyü’ne 10 km uzaklıkta olan tarihi bir ilçedir.
    Kaynaklarda SERUĞ diye geçen bu şehrin İbrahim Peygamber ile çok yakın ilişkisi vardır. İbrahim Peygamberin babası Azer, dedesi Nahor’un babası SERUĞ’ dur. Tarihte adı SERUĞ olan bu ilçemiz ile İbrahim Peygamberin atası SERUĞ aynı adı taşımaktadır. SERUÇ, bu ilçenin asıl adıdır. Bu yöre, eskiden beri cins at yetiştiriciliği ile meşhurdur. Atların eğeri ile uğraşan ve imal eden kişilere “Saraç” denilmektedir. Suruç bu kelimenin çoğulu olup, İlçenin isminin bu kelimeden geldiği tahmin edilmekte; Saraçlar anlamında, Suruç olarak söylene gelmektedir.
    M.Ö. Asya’dan göç eden Sümerler, Mezopotomya’da medeniyet kurmuşlardır. Sümerler ve Akad Türkleri, Saruğ Ova’sında Suruç ilçesini BATNA ismi ile anmışlardır. Daha sonra İskit ve Asurlular, Sümerler ve Akadlar’ı ortadan kaldırarak, Suruç’u, “Tepartip” adıyla Birecik İlçesi’ne bağlamışlardır. Sümerler Mezopotamya’da hakimiyetlerini sürdürürken, Mısır’a akın eden Kiksos Türkleri geçici bir zaman için buraya yerleşmişlerdir. Roma İmparatoru Büyük Konstantine M.S.35. yılında öteki ilçelerle birlikte Suruç’u da Şanlıurfa (Rüha) İline bağlamıştır. Aradan hayli zaman geçtikten sonra Suruç, bu defa da Kudüs Krallığı’na bağlanmıştır. Tarihi eski çağlardan beri bilinen Suruç İlçesi’ni, Romalılardan, İyat Bin Ganem, barış yoluyla almış ve Abbasilere bağlamıştır (M.S.639). O zaman Suruç, Urfa’dan ayrı bir ilçe olduğu için, Urfa’daki Türk Kavimleri, Araplara karşı gelerek Suruç’u Abbasilerin elinden kurtarmışlardır.
    Çok eski olan bu şehrin yakınında, siyah taş üzerine yapılmış 1 metre eninde, 2 m uzunluğunda 2 adet aslan heykeli bulunmaktadır. Heykellerin bugün bulunduğu yer, Suruç’a 15 km uzaklıkta olan ve halen Suriye Sınırları içerisinde kalan Rıslantaş Köyü’dür.
    Ziyaret Köyü’nde meftun bulunan Şeyh Mesleme Bin Name Hicri 466 yılında Suruç’u, haçlılardan kurtarmıştır.
    Suruç, M.S.1095’te Artuk Oğulları’ndan Sokman’ın eline geçmiş ise de, 6 yıl sonra Urfa Kontu I.Bolvadin’in egemenliği altına girmiştir. M.S. 1090’da Urfa Haçlı Kontu’na (Kudüs Krallığı’na) bağlanmıştır. İmadüddin Zengi, 1127 yılında Suruç’u, haçlılardan geri almıştır.
    Suruç, Timur’un istilasına da uğramıştır. Bölge halkı, istilaya karşı koyduğundan burası Moğollarca yakılıp yıkılmıştır. Kudüs Seferi’ne çıkan Yavuz Sultan Selim 1517 yılında, Suruç’u Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Halep Vilayeti’nin Urfa Sancağı’na bağlı bir kasaba durumunda olan Suruç, 1918’de İngilizlerin, 1919’da da Fransızların istilasına uğramıştır. Fakat, Suruç’un şanlı halkı, büyük bir milli mücadele örneği göstererek tarihi şehrini 11 Nisan 1923’te düşmandan kurtarmıştır.
    Suruç, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte, 1923 yılında ilçe olmuş ve Şanlıurfa İline bağlanmıştır.

    İlçenin, 2008 yılında yapılan adrese dayalı kayıt sistemine göre toplam nüfusu; 102.109’dur. Bu nüfusun 57.878’ i İlçe Merkezinde, 4.789’u belde ve 39.442’si de köylerde yaşamaktadır. 2007 yılına göre 2008 yılında % 1 azalmıştır. Halkın dini İslam olup tamamı Hanefi Mezhebine mensuptur.


    GELENEKSEL DAMAK TADI
    Patlıcan Kebabı
    4 Kişilik Malzeme:1 kg az yağlı kıyma et, 3 kg doğranmaya müsait patlıcan şiş ve bir miktar odun kömürü.
    Yapılışı: Genişçe bir mangalda odun kömürü yakılır. Kıyma ete tuz katılır ve biraz yoğrulur. Patlıcanlar üçe ya da dörde bölünür. Bu iş için özel olarak yapılmış şişe, sırasıyla biber, patlıcan ve et sıkıca saplandıktan sonra, ateşte yeteri kadar pişirilir. Pişirilen kebap bir kaba çekilerek üzerine çok az miktarda su taneleri serpilir ve üzeri kapatılır. Biraz beklendikten sonra servis yapılır.
    Borani
    6 Kişilik Malzeme: 0,5 er kilo kara ve yağlı et, 250 gr nohut, 1 kg köftelik bulgur, 4 kg pancar sapı ve 500 gr lolaz (börülce).
    Yapılışı: Pancar ayıklanır, sapları iyice doğranır ve kaynatılıp süzülür. Et ve nohut ise ayrı bir yerde kaynatılır. Ardından 3’ü karıştırılarak su konur ve yeniden kaynatılır. Lolaz da ayrı bir yerde kaynatılır ve diğerlerine katılır. Yemek kaynamaya devam ederken, ayrı bir yerde bulgur, kırmızı biber, kara et ve baharat karıştırılarak yoğrulur, fındık büyüklüğünde köfteler yapılarak yağda kızartılır, daha sonra kaynatılan karışım köfte tabağa konur, üzerine yoğurtlu sarımsak konularak servis yapılır.
    Lebeni (Yoğurt Çorbası)
    4 Kişilik Malzeme:0,5 kilo dövme (dövülmüş buğday), 2 kg yoğurt ve 250 gr nohut.
    Yapılışı: Dövme bir tencereye konur, üzerine bir miktar su konarak kaynatılır ve suyunu çekmesi beklenir.Başka bir kapta ısıtılan nohut dövmeye katılır ve kaynatılır. Kaynayan dövme ve nohut karışımı üzerine yavaş yavaş yoğurt dökülür, karıştırılır, bir süre daha kaynatılır. Pişince tabaklara konur ve biraz bekletildikten sonra servis ya-pılır.
    Şıllık (Hamur Tatlısı)
    6 Kişilik Malzeme:2 kg un, sade yağ, şeker, ceviz içi ve nişasta.
    Yapılışı: Un ve nişasta su ile karıştırılıp sıvı hale getirilir, önceden hazırlanan sacın üzerine yağ sürülür, bir kapta hazırlanan karışım sacın üzerine yayılır, bir yüzü pişince diğer yüzü çevrilir. Pişirilen yufkalar daha sonra bir tepsiye dizilir ve aralarına ceviz içi konur. Baklava dilimi kesilir ve üzerine hazırlanan şeker şerbeti dökülerek servis yapılır.



    * Tuttum, taa içime oturttum seni...

  • #5
    Cihan ÇAĞLAYAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Nisan.2009
    Yer
    Şanlıurfa
    Mesajlar
    5,526
    @Cihan ÇAĞLAYAN






    SURUÇ’TAKİ TARİHİ ESERLER

    A-CAMİLER
    1-Şeyh Müslüm Cami
    Yapı, külliye olarak tanımlayabileceğimiz kompleks yapının içerisinde yer alan en önemli eserlerden birisidir. Suruç İlçesi’nin 10 km doğusundaki Ziyaret Köyü’nde yer almaktadır. Yaptıranı belli değildir. Eyyubiler zamanında yapıldığı söylenir. Yapılış tarihi H.564-M.1168 yılı olarak bilinmektedir. Arsa alanı 826 m2 cami alanı 266 m2, cemaat kapasitesi 380 kişiliktir. Yerleşim durumu müstakildir. Cami şu anda ibadete açıktır. İmam-hatip odası vardır. Kayyım-müezzin, hizmetli odası ve kütüphanesi yoktur.
    Yapı, Suruç’un en eski camisidir. Yanında, iki türbesi olan caminin avlusunda, Arap, Selçuklu ve Osmanlı zamanlarına ait mezarlar bulunmaktadır. Caminin çok defa onarım gördüğü bellidir. Yapı, köy meydanının doğusunda, yolun kenarında bulunmaktadır. Duvarlarla çevrili bir bahçe içerisinde yer almaktadır. İçeriden ve dışarıdan kayda değer bir süslemeye sahip değildir. Çok kez onarım ve değişiklik geçirdiğinden, oldukça yeni bir görünüme sahiptir. Yapı hakkında kayıtlı bilgi bulunamamıştır. Suruç Kaymakamlığınca 1996 yılında hazırlanan Suruç Yıllığındaki bilgiler çok kısıtlıdır. Suruç’un tarihi eserleri ile ilgili yapılan çalışma ve araştırmanın yetersizliği işimizi oldukça zorlaştırmıştır. Eserin Eyyubiler dönemine ya da diğer dönemlere ait olduğunu gösteren kanıtlar yoktur.
    Cami, eski planında tek kubbeli ve toprak damlı olarak görülmektedir. Fakat şu anda çatısı düz olan cami, dikdörtgen planlıdır ve içten sivri tonozla örtülüdür. Harim kısmı ortadan, dört iri kolonla uzunlamasına iki sahına ayrılmıştır. İçten sıvalı olan caminin dıştaki malzemeleri kesme taş ve beyaz taştan oluşmaktadır. Harim, güneyden bir dikdörtgen formlu pencere, doğudan iki dikdörtgen formlu pencere, kuzeyden iki dikdörtgen formlu pencere ile aydınlanmaktadır. Batı tarafında penceresi bulunmamaktadır. Son cemaat yerinden, harim kısmına giriş kapısı, sivri kemerle bir niş içindeki oldukça sade görünüşlü demir bir kapıdır.
    Son cemaat yeri, dikdörtgen planlıdır. Beş geniş sivri kemerle hareklendirilmiştir. Mihrabı oldukça sade, yarım daire profillidir ve yeşile boyanmıştır. Son cemaat yerindeki bir dikdörtgen formlu pencere ile cami aydınlatılmıştır. Mekanda harim giriş kapısı hariç, sağında dikdörtgen formlu bir kapı daha bulunmaktadır ki burası da harime açılmaktadır. Mekanın sivri kemerleri arasına üç kitabe konmuştur. Fakat çok tahrip olduğundan, okunması olanaksızlaşmıştır.
    2. Ahmed-i Bican Camii
    Yapı, Suruç İlçesi’nin Cumhuriyet Mahallesi’nde yer almaktadır. Kürkçüzade İzzetli Ahmed-i Bican Efendi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Mülkiyeti Vakıflara ait caminin tarihi eşyaları ve gelir getiren emlağı yoktur. Yerleşim durumu müstakildir. Cami kapasitesi 250 kişi olan yapı, çeşitli onarımların yapılmasıyla şu anda ibadete açıktır. İmam hatip odası vardır. Kayyım-Müezzin, hizmetli odası yoktur. İçerisinde kütüphane bulunmamaktadır.
    Yapı şehir meydanının batı yönünde inşa edilmiştir. Suruç´un en eski camilerindendir. Cami avlusuna giriş kapısı batıdadır. Cami, mahalle arasında duvarla çevrili bir bahçe içerisinde ve önündeki sokağa açılan bir yapıdır. Batı tarafında yeni bir cami bulunmaktadır. Yapı malzemesi düzgün kesme taştır.
    İçeride ve dışarıda kayda değer bir süslemeye sahip olmayan cami, çok kez onarım ve değişiklikler geçirdiğinden oldukça yeni bir görüntüye sahiptir. 1996 yılında Suruç Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından restore edilmiştir. İnşaat tarihi dış kapıda yazılıdır. Hakkında kayıtlı kaynak bulunmamaktadır. Özgün yapısını kaybetmiştir. Sadece 1996 yılında Suruç Kaymakamlığınca çıkarılan Suruç Yıllığı’96 adlı kitaptaki bilgilerde yetersizdir. Yapılan araştırmalar sonucunda maalesef Suruç´un tarihi eserleri ile ilgili bir araştırma ve çalışma yapılmadığı anlaşılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde “Burası Fırat ile Dicle arasında olduğundan burada bir çok acaip eserler vardır ki anlatılması lüzumsuzdur.” ibaresine rastlanmıştır. Yine aynı eserde ; “Buralar Abbasiler zamanında gayet gelişmiş olup, dörtyüz kadar kale ve altıyüz kadar güzel şehir ve kasabayı kapsadığı tarihlerde kayıtlıdır.” yazılmaktadır. Eserin hangi döneme ait olduğunu gösteren kanıtlar yok olmuştur.


    Yapının harim kısmı dikdörtgen planlıdır. İçten beşiktonozla, dışarıdan düz çatı ile örtülüdür. İçeriden sıvalıdır. Yapıya kuzeyden bir son cemaat yeri birleşmektedir. Harimin doğu cephesinde pencere yoktur, buradan ahşap bir dikdörtgen kapı ile yeni yapılan camiye girilmektedir. Kuzey cephesinde altta iki dikdörtgen formlu pencere, güney cephesinde iki dikdörtgen formlu pencere, batı cephesinde altta iki kare formlu, üstte küçük kare formlu pencere bulunmaktadır. Güneydeki pencereler dışarıya kapatılmıştır. Tüm dikdörtgen pencerelerin ölçüsü 170x98 cm ölçüsündedir. Kare pencereler 123x123 cm ölçüsüne sahiptir. Harimi aydınlatan pencerelerin hepsi demir parmaklıklara sahiptir.
    Batı cephesinde yer alan pencerelerin söveleri dışa taşkın tutulmuş ve lentoları silmelerle hareketlendirilmiş, silmelerin üzerine istiridye dolgu yapılmıştır. Harime 218cmx137cm. ölçülerinde dikdörtgen formlu, basık kemerli ahşap bir kapı ile girilmektedir. Kapı üzerindeki kitabede: “İnne selate kanet alel mü’minine kitaban mevkuta” yazılıdır. Anlamı:“ Muhakkak namaz belli vakitlerde müminlere farz edildi. Hicri 1416” . Bu kitabenin restorasyon sırasında yazıldığı imam tarafından belirtilmiştir. Portal, tüm yapının sadeliğine göre biraz daha süslüdür. Portalin, içte basık kemerli kapı açıklığı bulunmaktadır. Etrafı dikdörtgen bordürlerle kuşatılmıştır. Basık kemerde ve köşelerde bulunan rozetlerle portal hareketlendirilmiştir.
    Son cemaat yeri, dikdörtgen planlıdır ve düz çatı ile örtülüdür. Son cemaat yerindeki yuvarlak kemerler camekanla kapatılmıştır. Mekandaki mihrip, yarım daire profilli ve oldukça sadedir. Mekanın doğu tarafındaki duvarda yuvarlak kemerli bir süsleme bulunmaktadır. Buradan, harime giriş kapısının özellikleri yukarıda anlatılmıştır.
    Minaresi, harimin güneyine yakın yerde, çatının ortasından yükselmektedir. Minare girişi harimden değil, son cemaat yerindeki, küçük dikdörtgen formlu bir kapıdan sağlanmaktadır. Kesme taş malzemeli minarenin kaidesi silindiriktir. Minarenin gövdesinden şerefe kısmına geçişte, herhangi bir süsleme yoktur. Şerefe kısmı, “köşk minare” denilen altıgen kesitli altı sütunun taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Alemi yoktur.
    Cami avlusunda, oldukça yeni bir şadırvan vardır. Ayrıca avluda, demir malzemeli bir musalla taşı bulunmaktadır.
    Haremin güney cephesinde bulunan mihrap, yarım daire profilli ve oldukça sade görünümlüdür. Minber, ahşap malzemeli ve yeşil boyalıdır. Minberin kürsüsüne yedi basamakla çıkılmaktadır. Kadınlar Mahfili yoktur.
    3. Ulu Cami
    İlçe merkezinin doğusunda bulunan yapı, kuzeybatısındaki Medrese hücreleriyle birlikte büyük bir avlu içinde yer alır. İnşa tarihi bilinmeyen ve büyük ölçüde yenilendiği anlaşılan caminin Suruç’un en eski camilerinden olduğu belirtilir.
    Genel görünümü ile oldukça iyi durumda olan yapının geçirmiş olduğu onarımlar hakkında elimizde bilgi bulunmamaktadır. Batısını medrese ve Hacı Ömer Sabancı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin oluşturduğu avluya, kuzey cephenin ortasındaki dışa taşkın olmayan kapı ile girilir. Basık kemerli kapı, yuvarlak kemerli bir niş içine açılmıştır.
    Mihrap önü kubbeli, yanları ise düz tavanla örtülü yapının kuzeyinde, kare biçimli desteklerden birbirlerine ve duvarlara atılmış yedi sivri kemerle avluya açılan son cemaat yeri bulunur. Yanları kapalı olan mekanın batısında silindirik gövdeli, tek şerefe ve kubbe ile örtülü minarenin kapısı, doğusunda ise mahfile çıkış merdiveni yer alır.
    Yapının doğu ve batı cephelerinin simetrik düzenlenmiş olduğu görülür. Her iki cephede de sivri kemerli nişler içine üsttekiler daha küçük olmak üzere çift katlı pencere düzenlemesi mevcuttur. Bugün Kaymakamlık konutuna bakan güney cephede üçü doğuda, ikisi de batıda olmak üzere benzer düzenleme gösteren beş pencere mevcuttur. Yapının son cemaat yerine açılan kuzey cephesinde ise ortada dışa taşkın kapı ve kapıya simetrik olarak yerleştirilmiş, üsttekiler daha küçük boyutlu olmak üzere iki sıra dikdörtgen pencere görülür.



    Son cemaat yerinin güney duvarı ortasındaki basık kemerli kapı ile girilen ibadet mekanı 13.40x23.90 m boyutlarındadır. Mekanın orta bölümü 8.50 m çapında bir kubbe ile, yanları ise düz tavanla örtülüdür. Tavan ve kubbe, daire kesitli dört serbest destekle taşınmaktadır. Kuzeydeki destekler, girişi son cemaat yerinin doğusundaki kadınlar mahfilini taşır. Güney duvarın ortasında yarım yuvarlak mihrap nişi ve batısında duvar içine yerleştirilmiş ve merdivenle çıkılan minber yer alır.

    Ulu Cami’nin kuzeybatısında, kuzey-güney doğrultusunda yer alan medresenin önünde kubbe ile örtülü revaklar yer alır. Yarının kuzey ve güney cepheleri sağır olarak düzenlenmiş iken, batı cephesi güneyine bitişik olarak inşa edilmiş Hacı Ömer Sabancı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi nedeni ile kapanmıştır.
    Kare planlı ve düz tavan ile örtülü beş medrese hücresi birer kapı ve pencere ile revaka açılır. Kuzey duvarlarında; dikdörtgen biçimli birer duvar nişi vardır. Mekanlardan kuzeyde yer alan ilk dördü ara duvarlarına açılmış kapılarla birbirine bağlanmışlardır.
    Her iki yapı da düzgün kesme taşın yatay istifte kaplanması ile inşa edilmiştir. Buna karşılık camini destek ve örtü sistemi beton kalıplama tekniği ile yapılmıştır.
    Cami ve medresenin iç mekanları sade olarak düzenlenmişken, süsleme avluya giriş kapılarında yoğunlaşmıştır. Güney kapıya oranla daha özenli bir düzenlemeye sahip olan kuzey kapıda süsleme, basık kemerli kapıyı çevreleyen yuvarlak kemerde karşımıza çıkar. Kemerin alt bölümü düşey silmelerle hareketlendirilmiş, silme yüzeylerinde ve kapının iki yanındaki kare kesitli sütuncelerde zikzak ve beş kollu yıldızlar görülür. Yuvarlak kemer, kendi içinde üç bölümlü olarak düzenlenmiştir. İlk bölümde silmeli kemerler, ikinci bölümde baklava motifler, üçüncü bölümde ise, içleri sekiz kollu yıldız dolgulu, yüzeyden hafif taşkın rozetler bulunur. Ayrıca, girişin basık kemerinde malzemenin derzleri belirginleştirilmiştir.
    Avluya güneyden girişi sağlayan basık kemerli kapıda da süslemeye rastlanır. Kemer taşlarında derzler silmelerle hareketlendirilmiş ve kemer üstten bir silme ile çevrelenmiştir. Kuşatma kemerinin üzerinde ise iki sıra mukarnas dolgulu şerit bulunur.
    B.TÜRBELER
    1.Şeyh Müslüm Türbesi (Eba Müslüm-i Horasan-i Türbesi)
    Yapı, Suruç İlçesi’nin 10 km doğusundaki Ziyaret Köyü’ndedir. Külliyeye ait türbenin inşa kitabesi yoktur. Türbenin 1168’de Selçuklular zamanında yapıldığı bahsedilmektedir. Bugün türbe yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. Bugünkü durumuna çeşitli onarım ve değişikliklerle gelen türbenin IV.Murat tarafından da restore edildiği kaynaktan öğrenilmiştir.
    Yapıya batı tarafında yer alan, duvarlarla çevrili bir avlu kapısından girilmektedir. Avlu kapısı, dikdörtgen formlu, demir malzemeli ve yeşil boyalıdır. Avluda, türbeyi kuzey ve doğudan çeviren revaklı bölüm vardır. Geniş kemerlerden oluşan revaklı bölümün kemerleri arasında Arapça Allah yazmaktadır. Ayrıca avlu içinde yeni yapılan beşgen şadırvan bulunmaktadır.
    Avludan, sivri tonoz örtülü, dilimli kemerli bir niş içindeki, dikdörtgen formlu yeşil boyalı bir kapıdan türbeye girilmektedir. Geçiş üç basamakla sağlanmaktadır. Türbe, 14x14m ölçülerinde, kare planlıdır. Tek kubbeli yapıda, kubbeden kare gövdeye Geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. 4 cephesinde de geniş sivri kemerli açıklıklar vardır.
    Fakat güney cephesindeki açıklığın onarımlarda kapatıldığı anlaşılmıştır. Türbe, içten ve dıştan yeşil boyalıdır. Eskiden alaşık duvar örgüsüne sahip olduğu köy sakinlerince söylenmiştir. Sanduka, 2 m boyutlarındadır. Türbeye bitişik bir arka oda vardır. Karanlık oda denilen bu odada şifa arayanların yattığı söylenir.
    Türbeye, batı ve kuzeyden bitişen iki koridor bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı koridorların örtü sistemi sivri tonozdur. Batıdan bitişen koridorda, yarım daire profilli bir niş vardır. Kuzey koridorun sonundaki kapının, eskiden camiden türbeye girişi sağlayan ara kapı olduğu anlaşılmıştır. Çünkü, koridor sonundaki asıl kapının kapatıldığı söylenmektedir. Kapı, kesme taştandır. Kapının dilimli kemerindeki kitabede:
    “Bu mübarek kubbeyi ….oglu Şeyh Müslüm’ün mezarı üzerine 945 yılının cemaziyelevvel ayında 25 Eylül-24 Ekim 1538’de Allah’ın rahmeti ve mağfiretini niyaz eden Şeyh Muhammed oğlu Şeyh Hüseyin yaptırmıştır.” yazılıdır. Yazı, sülüs yazıdır. Bu kapının ilerisinde, Şeyh Said Türbesi vardır. 2.80x2.80 m ölçülerinde, kare planlı ve tek kubbeli bir yapıdır. Küçük, dikdörtgen formlu bir kapı ile girişi sağlanmaktadır. Şeyh Said’in, Şeyh Müslüm’ün yakını olduğu söylenmektedir.
    Birçok şifa dağıtıldığına inanılan türbe, daha çok çocuğu olmayan kadınlar ve Akıl sağlığını yitirenlerin getirildiği bir ziyarettir. Külliyenin türbesinde gömülü olduğuna inanılan Şeyh Müslüm ya da Şeyh Mesleme Bin Name es Serucin hakkında bilinenler söylencelere dayanmaktadır.
    Külliyenin kuzeybatısındaki mezarlıkta muhtemelen Şeyh Müslüm’ün yakınları ve müridlerinin gömüldüğü düşünülmektedir.
    2.Şeyh Nasır Türbesi
    Suruç İlçesi’nin 2 km batısına düşmektedir. Suruç Belediyesi Şeyh Nasır Mezarlığı içerisindedir. Kare planlı ve tek kubbeli 355x355 cm ölçüsünde bir yapıdır. Yapı içten ve dıştan yeşil boyalıdır. Kubbesi tahribatlar sonucu açılmıştır. Kubbedeki sıvasız yerlerden kesme taş ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Suruç Kaymakamlığı’nca 1996’da hazırlanan Suruç Yıllığı’na göre kubbe çok onarılmış fakat yıkılmaktan kurtulamamıştır. Kubbeler gövdeye köşe taşlarla oturtulmuştur.
    Şeyh Nasır’ın sandukası dikdörtgendir ve üç kademeli yapılmıştır. Türbenin kapısı güneydedir ve basık kemerlidir. Türbenin etrafı briketten yapılmış kısa bir duvarla çevrilidir. Yapıya batı taraftan bitişik dikdörtgen planlı briket malzemeli bir yapı vardır. İçerisindeki mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir.
    3.Şeyh Salman Türbesi
    Yapı, ilçe merkezine yaklaşık 5 km uzaklıktaki Kara Köyü’nde yer almaktadır. Köy meydanının kuzeydoğusuna düşen köy mezarlığının içindedir.
    Etrafı yaklaşık 1.00 m yüksekliğindeki çevre duvarı içindeki türbe oldukça sadedir. Dış kapısı, dikdörtgen formlu, demir malzemeli ve yeşil boyalıdır. Kitabesi yoktur; ancak içindeki sanduka taşının kitabesinde, 1362-1943 yazılıdır. Çok onarım geçirdiği belli olan yapının, onarım tarihleri bilinmemektedir. Yöre halkı tarafından bakım yapıldığı söylenmektedir.
    Kare planlı, 3.40x3.40 m iç mekana, batı cephesindeki küçük, dikdörtgen formlu, yeşil boyalı kapıdan girilmektedir. Tek kubbesi yapıya pandantif geçişlerle oturtulmuştur. Dışarıya, giriş kapısı dışında hiçbir açıklığı olmayan yapının güney cephesinde, oldukça sade yarım daire profilli bir mihrap nişi vardır. Batı ve doğu cephesinde, dikdörtgen formlu küçük birer niş bulunmaktadır. Batıdaki niş içinde musluk vardır. Kesme taş malzemeli yapı, bugün içten ve dıştan yeşil boyalıdır.
    Şeyh Salman’ın sandukası, betonarme malzemelidir ve kuzeye yerleştirilmiştir. Yeşil boyalıdır.
    Şeyh Salman’ın, Hz. Muhammed’in sahabelerinden olduğu, İran Seferi’nden dönüşte, Suruç’tan geçerken rahatsızlandığı ve türbenin yerinde on gün konakladığı söylenmektedir. Konakladığı yere sonradan bu türbe inşa edilmiştir.
    C. DİĞER ESERLER
    1. Karadut Köyü Değirmeni


    İlçe merkezine yaklaşık 4 km uzaklıktaki Karadut köyünün kuzeydoğusuna düşmektedir. Köyün çıkışında, tarlalar arasındaki değirmen, bugün kullanılmamaktadır.
    Dikdörtgen planlı yapının malzemesi kesmetaş ağırlıklıdır, fakat bazı yerlerde almaşık duvar örgüsü gözümüze çarpmaktadır. Üstünün, eskiden direkli toprak çatı ile örtülü olduğu fakat 1980-1990 yılları arasında yıkıldığı köylülerce söylenmiştir.
    Giriş kapısı açıklığı, dikdörtgen formludur. Giriş, güneydoğudadır. İçeride Bir dibek taşı görülmektedir. Değirmenin batısında, suyunun Üçpınar Köyünün arkasındaki kaynaktan geldiği söylenen, harap bir sarnıç vardır. Sarnıçtan bir kanalla, değirmene su girişi olduğu anlaşılmıştır.
    Değirmen, bugün oldukça harap durumdadır.
    2. Kara Köyü Kümbet Evleri
    Suruç İlçesi çevresindeki köylerde kümbet evleri görülmektedir. Uzun yıllar yerleşim yeri olarak kullanılan “kümbet evler”, yeni yerlerine göçler nedeniyle, bugün oldukça bakımsız, bazı yerleri yıkılmış ve boşaltılmış durumdadır.
    Suruç İlçesi’nin Kara Köyü’nde bulunan kümbet evler, şimdi unutulmaya yüz tutmuş durumdadır. Çoğu bakımsızlıktan yıkılan bazı kümbet evler ahır olarak kullanılmaktadır.
    Kubbeli mekanlar kare ya da kareye çok yakın plandadır. Duvarları devşirme taş ya da tuğlanın balçık harçla bağlanması ile yapılmıştır ve çok özensizdir. Genellikle duvarlar ve kubbeler içten ve dıştan sıvanmıştır. Kubbeler bindirme tekniği ile oturtulmuştur. Kubbe, aşağıdan yukarıya doğru giderek küçülmüştür.
    Kümbet evler iç içe açılan odalardan oluşmuştur. Geniş bir giriş kısmından diğer odalara ve mutfağa kapıyla girilmektedir.
    Konu Cihan ÇAĞLAYAN tarafından (17.Kasım.2009 Saat 20:25 ) değiştirilmiştir.
    * Tuttum, taa içime oturttum seni...

  • #6
    @TeacheR@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.Ekim.2009
    Yer
    Zonguldak.
    Mesajlar
    1,089






    süpersin cihan..

    çok teşekkürlerr emeğine sağlık..

  • #7
    Cihan ÇAĞLAYAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Nisan.2009
    Yer
    Şanlıurfa
    Mesajlar
    5,526
    @Cihan ÇAĞLAYAN






    Alıntı @[email protected] Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    süpersin cihan..

    çok teşekkürlerr emeğine sağlık..
    ben teşekkür ederim ebru
    * Tuttum, taa içime oturttum seni...

  • #8
    Seda_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21.Nisan.2009
    Yer
    Bursa
    Mesajlar
    5,041
    @Seda_






    Oo öncelikle şehrimin şeftalisi, inegöl köftesi, iskender kebabı, bıçakları, havlusu, kılıç kalkan ekibi, kestanesi, kestane şekeri, ipeği meşhurdur
    Bursalıların 3 Ulu dedikleri Uludağ, Ulucami ve Uluçınarı..
    Balibey Hanı, surları, Teleferik'i, Emir Sultan,, Yeşil Türbesi ve hanlarıylada ünlü..
    Ayrıca Bursam Osmanlının ilk başkentiydi.
    Birkaç resimde ekleyeyim tam olsun..
    Balibey Han

    Zafer Plaza

    Üç yoldan Fomara, Altıparmak, Heykel

    Teleferik

    Uludağ

    Ulucami


    .....
    ....
    ...
    ..
    .

  • #9
    @TeacheR@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.Ekim.2009
    Yer
    Zonguldak.
    Mesajlar
    1,089






    çok teşekkürler seda_ emeğine sağlık..Bursa yı tanımış olduk...

  • #10
    Arz
    Arz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Mart.2009
    Yer
    harikalar diyarı...
    Mesajlar
    7,853
    @Arz






    Alıntı Seda_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Oo öncelikle şehrimin şeftalisi, inegöl köftesi, iskender kebabı, bıçakları, havlusu, kılıç kalkan ekibi, kestanesi, kestane şekeri, ipeği meşhurdur
    Bursalıların 3 Ulu dedikleri Uludağ, Ulucami ve Uluçınarı..
    Balibey Hanı, surları, Teleferik'i, Emir Sultan,, Yeşil Türbesi ve hanlarıylada ünlü..
    Ayrıca Bursam Osmanlının ilk başkentiydi.
    Birkaç resimde ekleyeyim tam olsun..
    Balibey Han
    Zafer Plaza
    Üç yoldan Fomara, Altıparmak, Heykel
    Teleferik
    Uludağ
    Ulucami

    Sedacım,bilgiler ve fotoğraflar için teşekkür ederim.
    Bursa ya geldiğimde köftesini tatmıştım.özdilek ten havlular almıştım.
    yol üzerinde bir kasa şeftali almıştık kestane şekeri de almıştık merkezde..
    aa bıçakları mı meşhur bunu duymamıştım.

    Uludağ a gitmiştim.yalnız bi teleferiğe binememiştim zaman sorunu.

    zafer plaza ve ulucami ye gitmiştim.
    birde köşede bir yerde bir alışveriş merkezi vardı.onun adı neydi
    oraya da girememiştim.yine zaman problemi.

    Bursa ya birdahaki gelişimde teleferik e bineceğim mutlaka,üstte bahsettiğim alışveriş merkezine gideceğim.birde starbucks a giderim. burda yok da
    vardı değil mi?
    birde Bursa Eğitim fuarına ve Tüyap kitap fuarına gelmek istiyorum.
    (bunlara gittin mi izlenim rica edicem)

    son olarakta bursa botanik parkı ve bursa hayvanat bahçesine gidicem.
    suyunuzu unutmuşsun.benim şişe suda tercih ettiğim marka

    Bursa'nın yeşiline,doğasına hayran kalmıştım
    ee yeşil bursa diye boşuna demiyorlar,biraz yeşillik gönder bize
    Eskişehir'de her yere yürüyerek gidebilir,yakın yani..ama Bursa dağınık geldi bana ilk izlenimim bu olmuştu.ama Bursa kocamannn Eskişehir minnacık
    Konu Arz tarafından (18.Kasım.2009 Saat 14:18 ) değiştirilmiştir.
    En güzel şeylerden biri unutmak . Unuttum gitti lafı vardır. Unutulan şey gider hakikaten. Solar, üzerine su serpilmemiş sebzeler gibi porsur. Çocuk gibi kalırsın. Bugünü bilirsin. Bazı şeyleri hatırlayamıyorum, en azından duygusunu. Temize çekmişim defterleri. Temizim. Herkes unutsa, hep yeniden başlansa. Çünkü her şey değişiyor zaten. Unutmamak demode oluyor bir şekilde . . .

  • YORUM BIRAKMAK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ !

    ÜYE OLMAK İÇİN TIKLA

    Benzer Konular

    1. gel bize katıl bize
      By vildandeu in forum ÇOCUK ŞARKILARI (MP3)
      Cevaplar: 4
      Son Mesaj: 22.Kasım.2011, 20:41
    2. Umut Şehri
      By Emel Hoca in forum SERBEST KÜRSÜ
      Cevaplar: 2
      Son Mesaj: 18.Temmuz.2011, 22:00
    3. Gel Bize Katıl Bize Rondu
      By HALE GAMZE in forum RONDLAR VE MÜZİKLİ OYUNLAR
      Cevaplar: 2
      Son Mesaj: 16.Mart.2011, 22:22
    4. Gel Bize Katıl Bize
      By HALE GAMZE in forum ŞARKI SÖZLERİ
      Cevaplar: 1
      Son Mesaj: 20.Şubat.2011, 11:56
    5. Bebeğiniz İsteklerini Ağlayarak Anlatır
      By Ayşe Turan BAL in forum Bilinçli Anne-Baba Olma Rehberi
      Cevaplar: 0
      Son Mesaj: 27.Ocak.2010, 23:08

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •  

    Giriş

    Facebook platformu Giriş