Sarımsak’ın (Allium Sativum) Antitümör Etkisinin Araştırılması

Dünyadaki ölümlerin nedenleri arasında birinci sırada tabi ki kanser yer almaktadır. Kanser tedavisinde besinlerin çok önemli olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Çok eskilerden beri sarımsağın kanser oluşma riskini azalttığı ve kanser tedavisinde kullanılabileceği yönünde pek çok söylem bulunmaktadır. Günümüzde yapılan pek çok çalışmanın sonucu da bu söylemi destekler nitelikte olup, sarımsaktan antikanserojen bir ilaç geliştirmenin formülleri aranmaktadır. (1) Bu çalışmamda sarımsağın insan sağılığına olan etkisini özellikle de kansere olan etkisini inceledik. Bu amaçla çeşitli ölçümler ve araştırmalar yapılmış, sonucunda sarımsağın güçlü bir kanser düşmanı olduğu kanısına varılmıştır.

Latince ismi: Allium sativum
Bilimsel sınıflandırma
Üst âlem: Eukarya
Âlem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Liliopsida
Takım: Asparagales
Familya: Alliaceae
Cins: Allium
Tür: Allium sativum Linnaeus

Sarımsak (Allium sativum); Alliaceae (zambakgiller) familyasına dahil, Allium cinsinden bir soğanlı bitki türüdür. 25-100 cm yüksekliğe kadar boy atar. Yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu bir yağ bulunur. (2)
Sarımsak yıllık bir bitkidir. Soğan, yabani soğan, zambak ve pırasa ile akraba olan sarımsak doğada yabani ortamda yetişmez. Tarih boyunca bir kültür bitkisi olduğu, olasılıkla güneybatı Asya'da doğada yetişen Allium longicuspis türünden türetilmiş olduğu düşünülmektedir. Sıklıkla "sarmısak" olarak da anılan sarımsağın en iyi kaliteye sahip olanı germanyum ve selenyum bakımından zengin topraklarda yetişir. (2)

Kanserin birçok önemli sebebi bulunmakla birlikte en önemli kısmını bilinçli beslenmenin yeterince anlaşılamaması oluşturmaktadır. Bitkisel besinlerde bulunan antioksidantlar, bioflavonlar ve antikanserojenler kanser riskinin minimum seviyelere indirilmesini sağlar. (3)

Bunun için beslenmemizi kontrol altında tuttuğumuzda ve sağlıklı besinleri tükettiğimizde kanser bizim için bir sağlık problemi olmayacaktır. Ancak bilinçli beslenmedeki eksiklikler kişilerin yanlış beslenmesine, yeterli antikanserojenlerin alınmamasına ve dolayısıyla hücrelerin kontrollü bölünmesine engel olmaktadır.

Ayrıca antikanserojen eksikliği sonucunda bağışıklık sistemi zayıflamakta ve bunu da hazırlamış olduğu ortam doğrultusunda çeşitli hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Sonuçta çok basit hatalar ve eksiklikler sonucunda kanser adı verilen metabolik bir hastalık ortaya çıkar. Kanser de kişinin sosyal, psikolojik, fiziksel, ruhsal yaşamını alt üst etmektedir ki kimse böyle bir yaşama sahip olmak istemez. Günümüzde kanser çok önemli bir sorun haline gelmiştir.

Sarımsağın birçok bileşeni bulunmaktadır ve sadece bunlardan çok azı şu ana kadar tespit edilebilmiştir. Bu tespit edilen bileşiklerin yardımıyla hangi hastalıklara iyi geldiği belirlenmiştir ve bu tür çalışmalar hala devam etmektedir.

Bulgular ve Tartışma
Sarımsağın yapısında bol miktarda su, şeker içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest aminoasitler bulunmaktadır. Sarımsağın ayrıca yüksek miktarda fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerdiği artık bilinmektedir. (4)

Sarımsağın İçeriği ( 100 gr. )
Kalori: 136 kkal
Protein: 6,1 gr
KH: 27,5 gr
Yağ: 0,1 gr
Su: 64 gr
Kolesterol: 0
Kalsiyum: 38 mgr
Fosfor: 134 mgr
Demir: 1,4 mgr
B1 Vit: 0,2 mgr
B2 Vit: 0,08 mgr
Niasin: 0,6 mgr
C-Vit: 14 mgr

"Disulfides" adı verilen sarımsağın içindeki bileşimler, doğal olarak soğan ve mohogany ağacında da bulunuyor. Sarımsaktaki bileşimler, anti-mantar, anti-kanserojen ve anti-bakteriyel özellik taşıdığı açıklanmıştır. Sarımsağın içinde bulunan bileşimlerden biri olan Ajoenenin, hücreler için önemi bulunan glutathione sistemi üzerinde etkisi bulunduğu gözlenmiştir. Ajoenenin, glutathione sisteminin eksilmesini önleyerek, hücrelerin oksidatif strese karşı etkili olmasını ve normal metabolizmanın oluşabilmesini sağladığı belirtiliyor.

Sarımsağın kanserle savaşta rol almasında pek çok faktör var. Bunlardan biri sarımsağın alil sülfür içermesi. Alil sülfür kanserli hücrelerin gelişimini durduruyor. Ayrıca sarımsak yüksek oranda flavon ve selenyum içeriyor. Flavonlar hücrelerimizi koruyarak kanserle savaşır. Selenyum ise DNA hasarını durdurarak ya da DNA hasarını tamir ederek kanserden korur. Sarımsak antibakteriyel özellikleri sayesinde kanserli hücrelerin hızla çoğalmasını da yavaşlatır, vücudu kanserojen maddelerden temizler.

Sarımsağın Tıbbi Açılımı
Farmakolojik Etki | Etkiye Neden Olan Olası Bileşik
Antikoagulan | Ajoen
Hipotansif | Selenyum – Germanyum - Allicin
Antiparazitik | Allicin – Aliin - Ajoen


Antibakteriyel | Alicin – Aliin
Antimikotik | Allicin – Aliin – Ajoen
Antiviral | Allicin – Ajoen
Hipolipemik | Dialil –Disülfür
Ağır metal zehr | Selenyum-alil merkaptan- Germanyum
Antikanserojen | Dialyl-Disülfirler, Allicin, Ajoen, S-allylcysteine, Selenyum, Germanyum,
Antioksidan | Organosulfür bileşikeri ( DAS, DADS,SAC, SEC, NAC ), Selenyum, germanyum
Hücresel bağışıklık | Germanyum, Selenyum, Çinko, Allicin
Bütünleyici etki | Mg ve Ca

Sarımsağın kanserin gelişimi üzerine etkileri konusunda çok fazla çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaktadır. Şu ana kadar yapılan çalışmalardan sarımsağın kanserin gerçek bir düşmanı olduğu görülmektedir. Bu konuda yapılan en önemli çalışmalardan bahsetmek istiyorum:

1) Guyonnet ve arkadaşları sarımsağın bileşenlerinden olan DAS ve DADS’in, ratlarda yapmış oldukları çalışmada Aflatoksin B1 genotoksisitesi üzerine etkisini araştırmışlar ve AFB1’in neden olacağı karaciğer karsinomu oluşma riskini, aflotoksin metabolizmasını hızlandırarak önlediğini ortaya koymuşlar.( Carsinogenesis 2002 Aug;23(8):1335-41 )

2) S-allylcysteine (SAC) sarımsağın suda çözünebilen bir kompenentidir. Balasenthil ve arkadaşları DMBA ( Dimethylbenzanthracane ) ile bir gurup hamsterde oluşturulan yanak kanseri üzerine lokal olarak SAC uygulamışlar ve kanserin iyileştiğini gözlemlemişler. SAC’ın bu etkiyi kanser hücrelerinde apoptosis ile ilişkili Doku transaminaz (tTG) enzimini indükleyerek ve Bcl-2 enzimini inhibe ederek yaptığını ortaya koymuşlar.( Cell Bochem Funt 2002 Sep ;20(3): 263-8 )

3) Diallyl suflide ( DAS ) sarımsağın bir bileşenidir. Shucla ve arkadaşları bir grup fareye intraperitoneal olarak Erlich Ascites ( EA) tümörünü uyguladıktan 1 saat sonra 0,2 ml DAS’ı aynı yolla vermişler ve sonuçta DAS’ın EA tümör hücreleri üzerine sitotoksik etki yaparak ve angiogenesislerini inhibe ederek, farelerin yaşam süresini uzattığını ve %25 farenin kurtulduğunu gözlemlemişler.( Biomed Environ Sci 2002 Mar ;15 (1) : 41-7 )

4) Son yapılan çalışmalar sarımsak extraktının kanser gelişimini baskıladığını ortaya koymaktadır. Ancak kanser hücrelerinin göçü ( metastaz ) üzerine sarımsağın etkisi yönünde tek çalışmayı Hu X ve arkadaşları yapmışlardır. AGE’in rat sarkoma tümör migrasyonu ve gelişimi üzerine etkisini araştırmışlar ve doza da bağımlı olarak rat sarkoma hücrelerinin gelişimini ve sarkoma hücre metastazını inhibe ettiğini gözlemlemişler.( Mol Med 2002 Jun;9 (6) : 641 –3 )

5) Z-ajoene sarımsak yağının sülfürce zengin bir komponentidir. Ajoenin trombosit agregasyonunu invivo ve invitro olarak inhibe ettiği tanımlanmıştır. Li ve arkadaşları yapmış oldukları çalışmada ajoenin antitümör aktivitesini in-vivo ve in-vitro olaral araştırmışlar. HL60 hücrelerinde erken mitotik aşamada ajoenin hücre proliferasyonunu önlediğini gözlemlemişler. Yine sarkomalı farelerin %38’ inde ve heatocarsinomlu farelerin % 42’sinde proliferasyonun durduğunu gözlemlemişler.( Carsinogenesis 2002 Apr;23(4):573-9 )

6) Ajoenin lösemili hastalarda, lösemi hücrelerinde apoptosisi indüklediği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Dirsh ve arkadaşları bu durumun mekanizmasını aydınlatma yolunda yapmış oldukları bir çalışmada leukemic hücrelerde ajoenin mitokondrial caspase şelalesini ve inhibitör caspase –8 i aktive ettiğini gözlemlemişler.( Leukemia 2002 jan;16(1):74-83 )
İlginç bir çalışmadan da söz etmek istiyorum.

Güney Karolina Tıp Fakültesi nöroloji bölümünden doktorlar, tarihte ilk defa yaptıkları laboratuar deneylerinde sarımsağın beyin tümörünü yok ettiğini kanıtladılar.
Bu çalışma ile ilk defa laboratuar ortamında yapılan bilimsel deneylerle sarımsaktan elde edilen organik ekstreler glioblastoma adı verilen beyin tümörü hücrelerine uygulanarak sonuçları gözlemlenmiştir. Nöroloji uzmanları Prof.Dr. Swapan Ray, Prof.Dr.Narenda Banik ve Dr.Arabinda Das, saygın tıp dergilerinden Amerikan Kanser Derneği dergisinde yayınladıkları çalışmada sarımsaktan elde edilen organik maddelerin insan beyin tümörü hücrelerini öldürdüğünü bildirmişlerdir.

Bilim adamları bunun sarımsakta bulunan sülfoidlerin, bölünmek için yüksek enerjiye ihtiyaç duyan tümör hücrelerine reaktif oksijen vererek bu hücrelerin ölümüne yol açtığını söylüyorlar. Bilim adamları organosülfoidlerin tüm etkilerinin araştırılmasının en az üç beş sene sürebileceğini fakat sarımsak gibi doğal bir besinin muhtemelen herhangi bir yan etkisi olmadan kolayca uygulanabileceğini söylüyorlar.

Bu konuda Amerikan Kanser Enstitüsü de çalışmalarını yapmış;7 yıl süren ve 3000 kişiyi kapsayan klinik deneylerin sonucunda sarımsak kullanan insanlarda mide kanserini önlemede başarılı olduğunu tespit etmiştir.

Anlaşılan kanserle ilgili gerçekleştirilmiş 30 kadar çalışma incelendiğinde; sarımsak tüketiminin kanserden ölüm oranlarını azalttığı sonucuna varılmıştır. Japonya'da 41 bin kadında yapılan bir çalışmada; haftada bir gün sarımsak tüketen kadınlarda 5 yılsonunda kolon kanseri vakalarında % 35'lik azalma olduğu görülmüştür.

Kullanma Şekli
Sarımsak taze veya kurutulmuş olarak kullanılabileceği gibi, kokusuz sarımsak tableti olarak da kullanılabilir. Sarımsaktan azami istifade yolunun çiğnenerek yenmesi olduğu noktasında bilim adamları hemfikirdir. İnsanların çoğu, kokusu yüzünden sarımsağı tüketmekten çekinmektedir.

Batı’da bilim adamları kokusu azaltılmış sarımsak tabletleri geliştirerek sarımsağı bir ilâç olarak tüketime sunmuş ve Batı insanı bunu kabullenmiştir. Kokusuz sarımsak tabletinin üretimi kokuyu veren sülfür bileşiklerinin klorofille maskelenmesi neticesinde gerçekleştirilmiştir. Sarımsağın nahoş kokusundan çekinenlere sarımsağı, tablet şeklinde almaları tavsiye edilmektedir. Her gün sarımsak yemek mecburiyetini ortadan kaldıran tabletler, bağırsaklarda eridiği için de ağza ve nefese koku vermez. Tamamlayıcı tıp açısından kalp sağlığını koruyucu tavsiye listesinin ilk başlarına Almanlar, sarımsak tabletlerini koymaktadır. 25 mg’lık kokusuz sarımsak tabletleri, bir diş sarımsağa eşdeğerdir. Yemeklerle beraber günde bir veya iki defa iki tabletin çiğnenmeden su ile birlikte alınması, koruyucu hekimlik açısından tavsiye edilmektedir.

Kurutulmuş sarımsağın üç veya dört dişini soyup, ince ince kıydıktan sonra bir bardak su ile alınması durumunda, faydası, tablete kıyasen daha fazla olmaktadır. Zira sarımsağın bu şekilde tüketimi, bağırsaklardaki zararlı bakteri ve mantarları da yok etmeye vesile olur. Sarımsak çiğnenerek yenildiği taktirde içindeki müessir (etkin) maddelerin tesiri en üst seviyede olduğundan, kanser riskini azaltıcı rolü daha belirgin hâle gelmektedir. Pişirilmiş sarımsakta allicin bozulduğundan, sarımsağın antibiyotik özelliği kaybolmaktadır.

Sarımsağın bu kadar faydalı özelliklerini öğrendikten sonra, aşırı tüketecek olursanız, bazı yan tesirlerine maruz kalabilirsiniz. Meselâ çok fazla çiğ sarımsak tüketimi, sindirim sırasında bağırsak gazlarına ve bağırsak mukozasındaki normal floranın zarar görmesine yol açabilir. Pişen yemeklere sarımsak atıldığında, yemek buharı ile nahoş kokuyu veren bileşikler kaybolmaktadır.

Sonuç:
1) Sarımsağın ölüm nedenlerinde başlarda bulunan kanseri önleme konusunda etkili olduğu kanıtlanmıştır.
2) Bu tür çalışmaların yapılmasına destek ve önem verilmelidir.
3) Çiğ ya da pişirilmiş sarımsak tüketimi mide, bağırsak, prostat, gırtlak ve meme kanserine karşı koruyor. Halkımız bilinçlendirilmeli ve sarımsak tüketimi arttırılmalıdır. Kanser, kalp ve damar sistemi rahatsızlıkları gibi kronik hastalıklardan korumada yararlı olacaktır. Sağlımız için önemli olan tüm sebze ve meyveler gibi sarımsağında yeri önemlidir ve halkımız sarımsak tüketimine önem vermelidir
4) KANSERİ YENMEK ARTIK ÇOK KOLAY YETER Kİ SİZ İSTEYİN!

KAYNAKÇA
1. Garlic compounds generate reactive oxygen species leading to activation of stress kinases and cysteine proteases for apoptosis in human glioblastoma T98G and U87MG cells. Das A, Banik NL, Ray SK. Cancer. 2007 Sep 1;110(5):1083-95. PMID: 17647244
2. tr.wikipedia.org/wiki/Sarımsak
3. Mehmet GÜNATA, YOU DON’T HAVE TO BE AFRAID OF KANSER Anymore, 2012
4. www.biyokimya.8m.net/sarimsak.html