Kahve fincanı nın hikayesi


             

Ä°letiÅŸim


 05xx xxx xx xx


vbnetron


[email protected]

×

Kahve fincanı nın hikayesi

Like Tree4Likes
  • 4 Post By Kübra AKÇİMEN

Konu: Kahve fincanı nın hikayesi

  • #1
    Kübra AKÇİMEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Haziran.2009
    Nereden
    umut şehrii
    Mesajlar
    16,879
    @Kübra AKÇİMEN



    Kahve fincanı nın hikayesi





    Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

    Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.

    Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım. “Strese girenin imanından şüphe ederim!” başlıklı yazımı anlamayan ve/veya yanlış anlayan arkadaşlar umarım bu sefer beni doğru anlarlar.

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

    Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
    “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

    Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

    Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.
    “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

    “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
    Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

    “Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
    “Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
    Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
    “Henüz değil!”
    “Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
    Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
    “Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
    “Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.
    “Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
    “Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
    “Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”
    “Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
    Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
    “Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
    “Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
    Ona “Evet” dedim.
    Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”
    “Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.
    Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
    Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
    Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
    Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
    Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
    Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”

    Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
    “Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
    Bana zarar vereceğini düşündüm.
    Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
    Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
    Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…
    Teşekkür ederim.”
    Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.
    Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek

  • #2
    Cemile ÖZTÜRK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2009
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    32,893
    @Cemile ÖZTÜRK







    Çok teşekkürler bu anlamlı hikaye için
    c i m i



    "Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sınavda bana "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diye sordular. Ben de onlara "Mutlu olmak istiyorum" diye cevap verdim.
    Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, asıl onların hayatı anlamadıklarını söyledim. "

    John Lennon

  • #3
    fatoş78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.Eylül.2009
    Mesajlar
    108
    @fatoş78







    çok hoş..

  • #4
    rezi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2009
    Nereden
    Aksaray
    Mesajlar
    1
    @rezi







    arkadaşım teşekkür ederiz ..Gerçekten çok anlamlı...

  • #5
    Hacer KOYUNCUOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.Mayıs.2010
    Nereden
    Manisa
    Mesajlar
    1,083
    @Hacer KOYUNCUOĞLU







    insanoğlu çok aceleci bir çok şeyin hemen oluvermesini istiyor. Yada sıkıntıları uzun soluklu olduğu zamanlarda isyana başvuruyor..
    Ardındaki hikmet perdelerini göremiyoruz..

    öğretmenim ve güzel hikaye için çok teşekkür ederiz..
    Çocuğunuza zengin olmayı değil, mutlu olmayı öğretin. Böylece büyüdüğünde herşeyin fiyatını değil, değerini bilecektir...

  • #6
    2005clio - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    101
    @2005clio







    çok güzel

  • #7
    TÜLÜL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Aralık.2009
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    2,182
    @TÜLÜL







    Çok güzel bir hikaye kübra hocam paylaşım için tesekkurler

  • YORUM BIRAKMAK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ !

    ÜYE OLMAK İÇİN TIKLA

    Benzer Konular

    1. Kahve mi çay mı :)
      Konu Sahibi Pragmatist Forum KAĞIT İŞLERİ-KATLAMA
      Cevap: 2
      Son Mesaj : 28.Mart.2013, 01:32
    2. Boncuk ve Düğme çay fincanı (anneler gününde yapılabilir)
      Konu Sahibi BURCU-BAŞKAL Forum Anneler Günü Etkinlikleri
      Cevap: 1
      Son Mesaj : 15.Ağustos.2011, 10:16
    3. Çay mı? Kahve mi?
      Konu Sahibi Gülşah MUTLU Forum ŞİİRLER-YAZILAR
      Cevap: 15
      Son Mesaj : 09.Ocak.2010, 20:47
    4. Kahve Atasözleri ve Kahve Deyişleri
      Konu Sahibi Arz Forum ŞİİRLER-YAZILAR
      Cevap: 6
      Son Mesaj : 09.Kasım.2009, 04:46
    5. Çayın her bir fincanı bir derde deva
      Konu Sahibi Cihan ÇAĞLAYAN Forum SAĞLIK
      Cevap: 1
      Son Mesaj : 26.Temmuz.2009, 11:35

    Bu Konu için Etiketler

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •  

    Giriş

    Facebook ile Baglan Giriş