Lev Semonovich Vygotsky Ve Yapılandırmacılık

   
  

İletişim


 05xx xxx xx xx


vbnetron


[email protected]

×

Lev Semonovich Vygotsky Ve Yapılandırmacılık

  • #1
    Ayşe Turan BAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27.Şubat.2009
    Yer
    Türkiye'nin kalbinden
    Mesajlar
    12,566
    @Ayşe Turan BAL


    Lev Semonovich Vygotsky Ve Yapılandırmacılık





    Lev Semonovich Vygotsky Ve Yapılandırmacılık

    Lev Semonovich Vygotsky (1896 — 1934) kimdir?

    Lev Semonovich Vygotsky 5 Kasım 1896 da Rusya’nın küçük bir kasabası olan Orsche ‘da dünyaya gelmiştir. Bir yaşındayken ailesi Moskova ‘nın 400 mil batısındaki şu anda bağımsızlığını kazanmış olan Beyaz Rusya ‘nın Gomel kasabasına taşınmıştır. İyi eğitimli Yahudi bir ailenin çocuğu olan Vygotsky ‘nin 7 kardeşi vardı ve kendisi 2. en büyük çocuk idi. Ailesi ile beraber bir dönem Rusya ‘da Yahudiler için ayrılmış bir bölgede ikamet etmişlerdir. Babası saygıdeğer bir banka müdürü, onu bir öğretmen gibi yetiştiren annesi ise bir ev kadınıydı.

    Vygotsky ‘nin anne-babası birçok dili akıcı şekilde konuşabiliyorlardı. Vygotsky daha çocukken annesi tarafından diğer kardeşlerinden farklı bir şekilde eğitilmeye başlanmıştı. Ailesinin akşam yemeklerinden sonra yaptığı Tarih, Edebiyat ve Sanat tartışmaları Vygotsky ‘nin ufkunun açılmasında önemli rol oynamıştır. Vygotsky daha sonra bir matematikçi olan Solomon Ashpiz tarafından eğitilmeye başlandı. Ashpiz ömrünün büyük bir bölümünü devrimci çalışmaları yüzünden Sibirya ‘da sürgünde geçirmişti. Rusya ‘da yaşayan bir Yahudi için çalışmak, işe gitmek ve hayatını sürdürebilmek çok kısıtlı imkanlar dahilinde mümkündü.

    Vygotsky öğretmen olmak için eğitim görmek istiyordu fakat Rusya ‘da devrimden önce bir Yahudi için bu bir tercih hakkı değildi çünkü hükümet okullara Yahudi öğretmen alınmaması için baskı yapıyordu. Vygotsky bu yüzden hekimler odasına kayıt oldu. Moskova Üniversitesi ‘nin o dönemde %5 lik bir Yahudi öğrenci kontenjanı vardı ve öğrenciler gizli oylama ile belirleniyordu. Vygotsky ise Moskova Üniversitesine kayıt yapabilen şanslı Yahudi öğrencilerden biri idi.
    Üniversiteye girdikten sonra Tıp alanının ona uygun olmadığını düşünerek Hukuk bölümüne geçiş yaptı. Vygotsky aynı zamanda Ulusal Yahudi Üniversitesinde de Tarih ve Felsefe Eğitimi görmeye başladı. Ancak bu bölümler tanınmadığı için sadece Moskova Üniversitesinin Hukuk bölümünden geçerli bir sertifikası vardı. Üniversiteyi bitirdiği yıl Rus Devriminin olduğu yıla denk gelmişti ve bu yüzden Vygotsky iç savaşlara ve kıtlığa alışık olan Gomel ‘e geri dönmüştü.
    Vygotsky, Alexander Luria ve Alexi N Leont~ev le beraber bütünüyle yeni Marksist temelli toplumsal etkileşim ve kişisel gelişimi vurgulayan psikoloji üzerine yazılar yazmıştır. Vygotsky ‘nin bu yaklaşımı batıda 1958 lere kadar bilinmiyordu ve yazıları 1962 ‘ye kadar yayımlanmamıştı.

    Vygotsky 270 bilimsel makale, birçok konferans, Marksist temelli Psikoloji ve öğrenme teorileri üzerine 10 kitap, sanat estetik ve sosyoloji üzerine tüberkülozdan ölümüne kadar birçok eser yayımlamıştır.

    Vygotsky ve yapılandırmacı teoristler Piaget, Bruner ve Dewey çöküş içindeki yapılandırmacı kuramlarını öğretim teorileri, problem çözme ve kritik düşünme için önerilen bir metot haline getirmeyi başarmışlardı. Onlar bireysel olarak kendi bilgileri ile eski bilgileri harmanlayarak yeni durumlara adapte ettiler. Bu öğrenme metodu toplumun sosyo - kültürel yapısını etkiledi ve diğer yapılarla etkileşimini sağladı. Vygotsky teorileri yapılandırmacılığın alanına çok uygundu.

    Vygotsky’nin Bilişsel Gelişime İlişkin Görüşleri

    Rus psikologu Lev Vygotsky(1978), çocuğun sosyal çevresinin bilişsel gelişimde önemli rolü olduğunu ileri sürmüştür. Çocuklar, çevresindeki kişilerden ve onların sosyal dünyalarından öğrenmeye başlamaktadırlar. Çocukların kazandıkları kavramların, fikirlerin, olguların, becerilerin, tutumların kaynağı sosyal çevredir. Çocuğun içinde yaşadığı çevre, kültür, ona sağlanan uyarıcıların tümünü ve niteliğini belirler. O halde, bilişsel gelişimin kaynağı, kişisel psikolojik süreçlerden önce, insanlar ve kültür arasındaki etkileşimdir.

    Vygotsky’ye göre tüm kişisel psikolojik süreçler, insanlar arasında, çoğu zaman çocuk ve yetişkinler arasında paylaşılan sosyal süreçlerle başlar. Bunun en açık örneği “dil” dir. Sosyal çevremiz bizi belli bir kategoriye yerleştirir. Örneğin zeki, zengin, becerikli, kısa vb. Sonuç olarak bizim bütün kişisel psikolojik süreçlerimiz, kültürümüz tarafından biçimlendirilmiş sosyal süreçler olarak başlar.

    Vygotsky, çocuğun bilişsel gelişimini etkilemede yetişkinin çok önemli rolü olduğunu vurgular. Ona göre, çocuklar, yetişkinlerle ya da diğer çocuklarla işbirliği içinde çalıştıklarında bilişsel gelişimleri beslenir.

    Vygotsky’ye göre yetişkinin, çocuğun bilgiyi kazanmasına yardım edebilmesi için iki noktayı belirlemesi gerekir. Bunlardan birisi, çocuğun herhangi bir yetişkinin yardımı olmaksızın, kendi kendine sağlayabileceği gelişim düzeyini belirlemektir. İkincisi ise, bir yetişkinin rehberliğinde çalıştığında gösterebileceği potansiyel gelişim düzeyini belirlemektir. Bu ikisi arasındaki fark çocuğun “gelişmeye açık alan”ıdır. Vygotsky’nin gelişim ve eğitime getirdiği en önemli kavram gelişmeye açık alandır(Zone of proximal development).


    O halde Vygotsky’ ye göre öğretim, çocuğun gelişimini ileriye götürebildiği ölçüde iyidir. Öğretim çocuğun gelişmeye açık alanını etkili olarak kullanmasını sağlamalıdır. Bu nedenle, doğrudan bire bir öğretim ve çocukların çocuklarla ve yetişkinlerle etkileşimlerini sağlayan öğretim çocuğun bilişsel gelişiminde önemli rol oynar.(Vygotsky,1986)

    Piaget, çocukların özümseme ve yerleştirme yoluyla karmaşık ve gelişmiş şemalar geliştirdiklerini ileri sürmüştür. Piaget’in görüşüne göre bilişsel gelişim büyük ölçüde bireysel bir girişim; öyle görünüyor ki, büyümekte olan çocuklar zihinsel işlemlerin çoğunu kendi başlarına yapıyorlar Karşıt olarak, Vygotsky bir toplumun içindeki erginlerin her kasıtlı ve biraz sistematik davranışlarla çocukların bilişsel gelişimini beslediğine inandı. Onlar sürekli olarak çocukları, anlamlı ve kamçılayıcı etkinliklerin içinde tutar ve onların o etkinlikleri başarıyla yerine getirmesine yardım ederler.

    Çünkü Vygotsky bilişsel gelişimin ilerlemesinde toplumun ve kültürün önemini belirtmiştir, onun teorisi bazen sosyokültürel bakış açısıyla gibi başvurulur. Daha sonraki büyük sanılar bu perspektifin özetini sağlar.

    Zihinsel kompleks süreçler; sosyal etkinliklerle başlar; çocuklar gelişerek bu süreçleri derece derece içselleştirir ve bağımsız olarak kullanmaya başlarlar. Vygotsky birçok düşünme sürecinin onların sosyal etkileşimlerinin içindeki köklerinin varlığına inandı. Çocuklar; amaçlar ve olaylar hakkında önce erginlerle ve bilgili diğer bireylerle konuşur; sürecin içinde, çevrelerindeki insanların o amaçları ve olayları nasıl düşündüğünü bulur. Bir örnekle, bizim açılış durumu araştırmamız düşünün “Ekonomik Etkinlikler.” Mr. Sand öğrencilerinin coğrafya parçasını anlarken zorluk yaşadığını keşfeder, sınıfı, öğrencilerin gelecekte zor testleri daha etkili okumalarına yardımcı olabilecek bir strateji olarak, yeni kavramları daha önceden bildikleriyle nasıl ilişkilendirecekleri konusunda tartışmaya güdüler ( Maalesef, öğrencileri ayırt ederek büyük düş kırıklığı yaşayınca, oyunun sonunda dürüst davranmak zorunda kaldı.)

    Vygotsky’nin görüşünde başkalarıyla diyalog kurmak bilisel gelişimin ilerlemesi için zorunlu bir durum. Çocuklar yetişkinlerin ve diğerlerinin konuştukları yolları birleştirir ve dünyayı kendi düşünce yollarıyla yorumlarlar. Sosyal etkinliklerin içsel zihinsel etkinliklere evrimleştiği süreç içselleştirme olarak adlandırılır.

    Bütün zihinsel süreç çocukların yetişkinlerle etkileşimi ile ortaya çıkmayacağı gibi bazen akranlarıyla etkileşim halindeyken de gelişir. Bir örnekle, çocuklar sık sık ilgilenilen etkinliğin ne kadar mükemmel olduğu, hangi oyunun oynandığı, kimin kime ne yaptığı ve bunun gibi çeşitli konularda konuşurlar. Vygotsky’e göre, çocukluk tartışmaları çocukların çoğunlukla aynı durumu görmenin birçok yolunun olduğunu bulmasına yardım eder. Sonunda, çocuklar özün içinde, bir duruma birçok farklı açıdan bakma yeteneğini geliştirebilmektedir, “tartışma” sürecini içselleştirebilmektedir.

    Düşünce ve dil ilk birkaç yılda artarak birbirine bağımlı hale gelir. Biz erginler için düşünce ve dil sıkıca birbirine bağlı. Biz; sık sık bizim dilimizin sağladığı kesin kelimeleri kullanmayı düşünürüz; örneğin, ne zaman evcil hayvan hakkında düşünsek düşüncelerimiz kedi ve köpek gibi sözcükler içerir. Ek olarak, ne zaman birileriyle konuşsak çoğunlukla kendi düşüncelerimizi dile getiririz; bazen ifade ettiğimiz gibi, “düşüncelerimizle konuşuruz”. Ama Vygotsky düşünce ve dilin bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklar için birbirinden farklı fonksiyonları olduğunu ileri sürmüştür. Bu erken yıllarda, düşünme dilden bağımsız olarak meydana gelir, ve ne zaman dil ortaya çıkar, o zaman ilk kez öncelikli olarak düşüncenin mekanizması yerine iletişimin yolu olarak kullanılır. 2 yaş civarında bazen düşünce ve dil iç içe geçer: Çocuklar konuşurken düşüncelerini ifade etmeye başlarlar ve kelimelerle düşünmeye başlarlar.

    Ne zaman düşünce ve dil birleşir, çocukların yüksek sesle kendileriyle konuşması sayesinde, o zaman kendi kendine konuşmayı (ayrıca özel konuşma olarakta bilinen) görürüz. Piaget’ in benmerkezci konuşmanın kendi gözlemlerine dayanan görüşünden anlayacağınız gibi küçük çocuklar çoğunlukla dinleyicinin görüşlerini hesaba katmadan bir şeyler söylerler. Vygotsky kendi kendine yapılan konuşmanın birileriyle yapılandan daha iyi anlaşıldığın ileri sürdü. Kendi kendine konuşma sonunda iç konuşmaya dönüşür: Çocuklar kendileriyle sesliden çok zihinsel olarak konuşurlar. Onlar bir etkinlikte veya işte kendilerini sözlü olarak yönlendirirler ama diğerleri onların bunu yaptığını görmezler. Vygotsky’e göre, kendi kendine konuşma ve iç konuşmanın benzer bir amacı vardır: Çocuklar yetişkinlerinde daha önceden aynı yolla onlara rehberlik ettiği gibi zor görevler ve karmaşık manevralar süresince kendileriyle konuşarak kendi davranışlarına rehberlik etmeyi ve yönetmeyi öğrenirler (also see Berk, 1994;Schimmoeller, 1998). Kendi kendine konuşma ve iç konuşma, daha sonra içselleştirme sürecinin örnekleridirler: Çocuklar yavaş yavaş daha önceden çevrelerinden aldıkları talimatları içselleştirirler, bunun için neticede kendilerine talimat verirler.
    Resmi olmayan konuşmalar ve resmi eğitim yollarıyla yetişkinler onların kültürüyle yorumladığı dünyayı çocuklara iletirler. Çok genel olarak, yetişkinler, çocuklarla, çeşitli disiplinlerde kullanılan özel kavramlar ve terimleri içeren kendi kültürlerinin dilini paylaşırlar (Vygotsky, 1962). Buna rağmen, Vygotsky, Piaget gibi, hem resmi olmayan konuşmalar hem de resmi eğitim yoluyla, çocukların önceki kuşakların bazı keşiflerini yapmalarına izin verilmesinin önemli olduğunu görmüştür.

    Buna göre özel kültürlerin geçişi boyunca kesin kavramlar, fikirler ve inançlar, farklı kültürlerin çocuklarında, farklı bilgi, yetenek ve düşünce yolları gibi bazı farklı kültürel temeller geliştirecek. Böylece, Vygotsky’nin teorisi çocuklar arasında, en azından Piaget’in bilişsel gelişim teorisinden daha fazla çeşitlilik beklememize önderlik eder. Örneğin, bazı kültürler geniş bir alanda çeşitli haritalar(alt geçit sistemleri haritaları, yol haritaları, alışveriş mağazaları haritaları) kullanırken ve erken dönemlerde bunları çoğunlukla çocuklara bırakmışken, diğer kültürler nadiren hiç harita kullanmazlar (Trawick-Smith, 2000; Whiting&Edwards, 1988).

    Çocuklara daha ileri ve yeterli bireyler tarafından yardım edilince çocuklar çocuklar daha uğraştırıcı işler yapabilirler. Vygotsky çocukkların gelişmesinin içindeki herhangi bir belirli noktada çocukların sahip olmasına uygun olan iki çeşit yetenek ayırdı. Çocuğun mevcut gelişim düzeyi onun yardım almadan, bağımsız bir şekilde bir işi yerine getirebileceği en yüksek limit. Vgotsky, çocuğun bilişsel gelişiminin gerçekten farkına varmak için çocuğun yalnız ve yardım alırkenki performansının değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.

    Çocuklar tipik olarak kendi başlarına yaptıklarından daha zor şeyleri yetişkinlerle işbirliği yaparak yapabilirler. Örneğin, çocuklar baseball topuna vurmayı öğrenirken çoğunlukla yetişkinler vuruşlarına rehberlik edince daha başarılı oluyorlar. Onlar yetişkinler onların klavyedeki notaların bazılarını yerleştirmesi veya hangi parmağın nerede kullanılacağı ile ilgili öneriler sağlaması şeklinde yardım edince daha zor piyano parçaları çalabilirler. Devamındaki örnekte, kalanlı bölme sorularını bağımsız olarak çözemeyen bir öğrenci öğretmeni ile etkileşim sonucu doğru tekniği öğrenmektedir.

    Öğretmen: [tahtaya 6*441/2 yazar] 44, 6’ya bölünmüştür. Kaç kere 6, 44’e yakın olur.
    Öğrenci: 6.
    Öğretmen: 6 kere 6 kaç eder? [6 yazar]
    Öğrenci: 36.
    Öğretmen: 36. Daha yakın bir başkasına ulaşabilir misin? [6’yı siler]
    Öğrenci: 8.
    Öğretmen: 6 kere 8 nedir?
    Öğrenci: 64…48.
    Öğretmen: 48. Çok büyük. Biraz düşün...
    Öğrenci: 6 kere 7, 42. (A.L. Pettito, 1985, p. 251)

    Uğraştırıcı işler en fazla bilişsel gelişmeye ilerletir. Vygotsky’nin gelişmeye açık alan terminolojisine göre çocukların bağımsız olarak yapamayacağı derecede işleri başkalarının yardımı ve rehberliğiyle yapabilir. Çocuğun gelişmeye açık alan, çocukça, “embriyonal” biçimden gelişmeye başlayan, öğrenme ve problem çözme yetenekleri içerir. Doğal olarak, ufuktaki bazı işlerin diğer daha karmaşık olanın görüntüsünü aldığı gibi, ZPD zamanla değişecek.

    Vygotsky çocukların bağımsız olarak yapabildikleri işlerden daha az öğrendiklerini savunmuştur. Bunun yerine, her şeyden önce, kendi yakın gelişim bölgelerinin içerisindeki işlere giriştikleri zaman, sadece daha yetenekli bir bireyle işbirliği yaparak başarabilecekleri işlere girişerek gelişirler. Özetle, hayattaki uğraştırıcı şeyler—kolay başarılar değil—bilişsel gelişmeyi ilerletir.

    O zaman öğretmenler olarak, biz, öğrencilerimizin başarıyla gerçekleştirebileceği bazı işleri tahsis etmeliyiz. Bazı durumlarda, yardım daha becerikli bireylerden erginler veya daha yaşlı öğrencilerden gelmelidir. Diğer durumlarda ancak, eşit yetenekte öğrenciler zor görevlerde bir arada çalışabilir, hiçbirinin tek başına başaramayacağı işler olsa da, birliktelikle işleri başarırlar. Farklı proximal gelişme bölgesindeki öğrenciler bazen farklı işlere ve görevlere ihtiyaç duyarlar —bireyselleştirilmiş eğitimin sağlanması için güçlü bir sebep.

    Vygotsky’nin Bilişsel Gelişimin Sosyokültürel Teorisi

    Piaget’in ve yeni Piagetçilerin düşüncesinin bizim bilişsel gelişimi anlamamızda ne kadar ne kadar önemli olduğunu gördük. Piaget’in düşüncesinde gelişim büyük ölçüde içerden dışarıya doğru yer alır. Başka bir deyişle, yetenekler olgunlaşır ve çocuk tarafından dünyada karşılaşılan işlere uygulanır. Ancak, diğer bir teori gelişme yönüne karşılık olarak tam olarak belirtildi.

    Lev Vygotsk’nin teorisinde, bilişsel gelişim büyük ölçüde içerden dışarıya doğru olur (Vygotsky, 1978). Vygotsky’nin en büyük dayanak noktası, insanın kendi içindeki veya içsel süreçlerinin diğerleriyle iletişimde kendi kökleri olduğuydu. Başka bir deyişle, çocuklar kendi dünyalarında diğer insanların birbirleriyle etkileşimlerini izler, diğerlerinin kendileriyle etkileşimde bulunur, ve bu etkileşimleri daha çok kendi gelişimleri için kullanırlar. Bu teori bazen bir sosyokültürel teoriyi kapsar.

    20. y.y.’ın başlarında, 1934’te, 38 yaşında tüberkülozdan ölmüş olmasına rağmen bir çok bilisel gelişimci için en etkili teoristler arasındaydı. Piaget’in düşüncesi 1960larda 1970lerde bilişsel gelişim alanında egemen olmuşken —büyük miktarlarda kitabın Piaget’in düşüncesinin eğitime uygulanmasına rehberliğinde— Vgotsky’nin düşüncesi bu alanda 1980lerde ve 1990larda egemen oldu. Vgotsky’nin düşüncesinin egemenliği, Vgotsky’nin, gelişimsel başarıların çoğunlukla, doğal olgunlaşmada olduğu gibi sosyal ve diğer çevrelerin etkisine dayanmasından yükseliş göstermektedir.

    Genel olarak Vgotsky’nin teorisi Piaget’inkinden daha sınırlı, ama öyle görünüyor ki birçok temel iddia daha sağlam temele oturtulmuş. Vgotsky bilişsel gelişim hakkında özellikle 3 önemli fikir belirtmiştir—içselleştirilme, gelişmeye açık alan, ve yapı iskelesi kavramları.

    İçselleştirme

    İçselleştirme bir kişi tarafından, bilginin sosyal durumlardan gözlemlenerek, kendisi için kullanmak üzere alınması veya emilmesidir (Vygotsky, 1962, 1978). Örneğin, kendi inançları için tartışan (mesela, din, siyaset, çikolata ya da vanilyanın oranları, ya da hangi televizyon programının izleneceği) iki yetişkini izleyen bir çocuk düşünün.Bu gözlem boyunca, çocuk kendi inançları için, hem biriyle tartıştığı durumda, hem de kendi adına çıkış yapacağı durumda nasıl tartışılacağını öğrenir.Okulda, bir birinci derecedeki üçüncü derecedekinin oyununu izlemeyle başlayıp oyun sahasını nasıl elde edeceğini öğrenebilir. Bir yüksek okul birinci sınıf öğrencisi kıdemli olanların koridorlarda ve okul sonrası kendi aralarındaki kız-erkek etkileşimlerini izleyerek cinsel özellilerini geliştirmeye başlayabilir. Aslında çocuklar kendi içlerindeki etkileşimi dünyada gözlemledikleri çeşitli etkileşimlerden kazanırlar, bunun için gözlemledikleri etkileşimlerden yarar sağlayabilirler. Çocuk ne kadar etkileşim gözlemlerse, bu etkileşimlerden bilgi alarak, o kadar uzmanlaşır.

    Analitik Düşünme

    İçselleştirme öğrenmenin anahtarı ise okullardaki hangi boyutlardaki iletişim—öğrencilerin öğretmenlerine soru sormaları, mesela, ya da çeşmede sıra halinde beklemeleri—öğrenme için önemlidir?

    Öneri: Vygotsky bakış açısıyla, etkileşim anahtardır çünkü içselleştirmenin temelidir. Diğer öğrencileri dinlemek yoluyla, öğrenciler konuşulan kavramın anlamından emin olmadıklarında nasıl soru sorulacağını öğrenirler. Sıralarında bekleyerek sabır ve nezaketi (veya bunlardan mahrum olmamayı) öğrenirler.

    Vygotsky düşünce ve dilin yakından ilişkili olduğuna inandı. Dil gelişimi karmaşık fikirlerin içselleştirilebilmesine hazır olmanın anahtarıdır(Vygotsky, 1962). Çocukların dil yeteneğini geliştirmek düşüncelerinin gelişmesine yardımcı olur. Örneğin, dil becerileri güçlüyse, çocuklar, yetişkinlerin sohbetlerini daha iyi anlarlar ve bu sohbetlerden yetişkinlerin sözlerinin çoğunu anlamayanlardan daha iyi öğrenirler.

    Gelişmeye Açık Alan

    Vgotsky’nin ikinci büyük katkısı gelişmeye açık alan (ayrıca potansiyel gelişim bölgesi olarakta anılır), veya ZPD olarak adlandırılmıştır. ZPD, çocuğun bağımsız sergilediği performans ve yardım alarak ulaşabileceği performansın arasında kalan alandır. Çocukların yeteneklerinin geleneksel değerlendirmelerinde tipik olarak çocukların kendi başlarına ne yaptıklarını gözlemleriz. Ne yaptıkları daha önceki deneyimlerine ve bu deneyimlerin etkisinin çocukların kendilerine miras kalan özellikleri ile etkileşimine dayanır.
    Vygotsky’nin fikri bu bağımsız performansın ve çocuğun rehberlik edilmiş performansının ölçümü için bir yol sağlamaktı. Yönelimdeki bu farklılık eğitimcilere çocuğun performansının kendi başına bir işe başlamaya hazır olduğu hakkında fikir verir.

    Yaratıcı Düşünme

    Piaget ve Vygotsky’nin teorilerinin yönleri çocuğun bilişsel gelişiminin bütün bir resmi için sentezlenerek nasıl daha iyi bir hale getirilebilir?
    Öneri: İçselleştirme boyunca olgunlaşma ve çevre ile etkileşim bilişsel gelişimin çok önemli yönleri.

    Vygotsky çocuğu, incelemeyi yapan kişinin sadece öğrenciye çözmek için problemler vermediği, ayrıca çocuğa, çocuk problemi çözemeyecekse, kademeli olarak, sırayla ipuçları verdiği, dinamik bir değerlendirme çevresiyle test ederek ZPD’nin ölçülebileceğini kanıtlamaya çalışmıştır. İncelemeyi yapan kişi daha sonra çocuğun yeteneğini bu sistematik bilgilerden yararlanarak gözlemler (Sternbers & Grigorenko, 2001).. Çocuğun okuma kavrama testlerinin dinamik değerlendirme çevresinde test edildiğini farz edelim. Sorulardan bir tanesinde okuma parçasındaki bir kelimenin anlamının çocuk tarafından anlaşılması gerekiyor olabilir. Çocuk kelimenin anlamını bilmiyorsa testi yapan kişi serilerce ipuçlarından birini sağlar. Örneğin, testi yapan kişi sözcüğün türü hakkında, ya da altı çizili kavramın yerine getirdiği fonksiyon hakkında, ya da okuma parçasında yakından ilişkili bir kelime hakkında ipucu verebilir. Her bir durumda içinde, incelemeyi yapan kişi çocuğun ipucundan yararlanıp yararlanamadığını gözlemler (Litz & Elliott, 2000). Böylece, Vygotsky için, çocuğun gerçekten neye yetenekli olduğu anlamak için önemli olan, incelemeyi yapan kişinin sadece test yapan kişi değil ayrıca olabildiğince öğretmen olmasıdır.

    Pratik Düşünme

    Öğrencinin gelişmeye açık alanını puanlarken ne gibi riskler alacaktınız?
    Öneri: Değerlendirmeniz, öğrencinin tecrübeden yararlanmak için algılanan yeteneğine yanlış bir sınır belirleyebilir.

    Dinamik değerlendirme çevresinin karşıtı geleneksel test etme durumu, ya da sizinde muhtemelen aldığınız birçok testten alışık olduğunuz durağan değerlendirme çevresidir. Durağan bir değerlendirme çevresi testi yapan kişinin öğrenciye çözmesi için sorular verdiği ama ya çok az ya da hiç geribildirim vermediği çocuğun performansını test etme durumudur. Test edicinin yapmak isteyeceği son şey ipuçları vermek olur: Yapılacak şey geleneksel sınavı geçersiz kılmaktır.

    Gelişmeye açık alan sınavları tasarlandı (see, e.g., Brown & Ferrara, 1985; Day, Engelhardt, Maxwell, & Bolig, 1997; Feuerstein, 1979; Grigorenko & Sternberg, 1998), ve onlar genel bilişsel yeteneklerden başka şeyler ölçeceğe benzer. Bu sınavlar öğretmenlerin, öğrencilerin eğitimden yararlanmaya hazır olduğunu anlamaları için öğretmenlere yardımcı olacaklarını vaat ediyorlar.

    Yapı İskelesi

    Birçok psikolog çocukların nasıl öğrendiklerini ve düşündüklerini daha iyi anlayabilmek için Vygotsky’nin fikirlerini genişlettiler. Örneğin, Reuven Feuerstein (1980), çocukların dosdoğru eğitim veya aracılık edilmiş öğrenme deneyimleri boyunca başlıca iki farklı yoldan öğrendiklerini önerdi. Dosdoğru eğitim, bir öğretmen, ebeveyn veya başka bir otoritenin bilgiyi bir çocuğa aktararak öğrettiği öğretme durumudur. Bir ortaokul öğretmeni “Bugün Brezilya hakkında birçok şey öğreneceğiz” dediğinde, dosdoğru eğitim yapıyor demektir. Aracılık edilmiş öğrenme deneyimi ise bir ergin veya daha büyük çocuğun dolaylı olarak, bazen doğrudan anlatarak, çocuğun çevresindeki olayları açıklayarak öğrenmesine yardım ettiği bir öğrenme durumudur.

    Aracılık edilmiş öğrenme deneyimi, genellikle gelişimin bilişsel, sosyoduygusal ve davranışsal biçimi tarafından meydana getirilen, bir ebeveyn veya öğretmen tarafından çevrenin aracılığıyla sağlanan yetenekli bir yardım veya destek, yapı iskelesinin bir şeklidir. Örneğin bir ergin çocukla müzeye gider ve sergilerin ne olduğunu açıklar veya ergin çocukla bir televizyonun programını izleyebilir ve olan şeyleri açıklar. Ergin böylece çocuk için uzman bir model gibi hizmet eder. Aracılık edilmiş öğrenme deneyimi, ileri bilişsel becerilerinin gelişimi için iki öğrenme çeşidinin güçlülerindendir. Öğretmen fikirleri ve olayları açıklayarak öğrenciler için aracılık edilmiş öğrenme deneyimleri yaratabilirler, ama öğrencilere fikirlerin ve onların mantıklı sonuçlarının arasındaki ilişkileri kendilerinin görmesi için izin vermelidir. Bir öğretmen “Gördüğün gibi kutup ayıları beyazdır. Onlar karla kaplanmış Kuzey kutbunda yaşarlar.” Sonra öğrencilerde, beyaz bir çevrenin içindeki beyaz bir hayvanın o bütünleyici görünüşün bir durumu olduğu anlayışı olabilir. Eğer öğrenciler bu noktaya gelirlerse, öğretmen öğrencilerin sonuca varabileceği “Kamufle edilmiş bir hayvan için yemek avlamak daha kolay olur.” gibi cümlelerin yanı sıra “Beyaz olmak ve beyaz olan yerle karıştırılmak kutup ayılarını görmeyi zorlaştırır. Kutup ayıları yemek için fokları avlamak zorundadır.” gibi; daha uzak fikirleri sunabilir.
    Bölüm başlangıcında belirtilen matematik öğretmeni, Joan Carlin, öğrencilerine“ Bir merdiven bir duvara dayandığında, bir üçgen bir tarafını biçimlendirir. Siz üçgeni bu resmin içinde görebilir misiniz?” diye sorar. Sonra “Üçgenin açılarından birisinin büyüklüğünü hesaplamak için bütün üçgenlerde geçerli olan bir formül öğrenmiştik” diyerek ekleme yapar. Bu noktada öğrenciler, matematik kitabındaki üçgenlerle ve bir merdiven tarafından duvara yaslanarak yapılan üçgenin arasında ilişkiyi görebilirler.

    Genel olarak, yapı iskelesi benzetilmiş bilişsel gelişim için mükemmel ve anahtar bir tekniktir. Erken bilişsel gelişimi kolaylaştırmak için tasarlanmış birçok programın ana öğesi ebeveynlere kendi bebekleri ve küçük çocuklarını, çocuklar için yapı iskelesini sağlayan yollardan cevaplamalarını öğretmektir (Anderson & Sawin, 1983; Barrera, Rosenbaum & Cunningham, 1986; Sternberg & Grigorenko, 1997). Öğretmenler yapı iskelesini kullanarak sadece çocukların gelişmiş veya gelişen bilişsel becerilerini değil aynı zamanda gelişmiş ve gelişen sosyoduygusal ihtiyaçları ve davranışsal dağarcıklarını cevaplayabilirler. Bu bölümün esnek uzman özelliği, uzman analitik yaratıcı ve pratik öğretmenler ve öğrencilerin yapı iskelesinin kullanımını nasıl olduğunu gösteriyor.

    Üç birleşen çizginin kanıtı, bilişsel gelişim için yapı iskelesinin önemini açıklamaktadır. Birincisi, bir çocuğun gelişimleri için bilişsel, sosyoduygusal ve davranışsal yapı iskelesi yeterliliği bilişsel gelişimin sonraki sonuçlarıyla önemli bir şekilde ilişkilendirilmiştir (Sternberg, Grigorenko, & Nokes, 1997). Örneğin, ebeveynleri tarafından erkenden yapı iskelesi sağlanan çocuk, daha sonra okulda başarılı olmak için gerekli olan bilişsel becerileri geliştirmekte daha başarılı olabilir.

    İkinci olarak, yapı iskelesi öğrencinin bilişsel, sosyoduygusal veya davranışsal gelişimini yükseltmek için eylemler ve müdahale yapma planlamasında çok önemli bir parçadır ve onun önemi burada iki kat artmaktadır. Yapı iskelesi aileleri hedefleyen müdahale programları için önemlidir, çünkü o sadece çocuğu değil ebeveyn ve çocuğu hedef almaktadır. Ebeveynler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar. Yapı iskelesi, dikkatlice tasarlanmış rehberliği sağlayan ebeveynleri gerektirir.

    Bu rehberlik bir çocuğun gerçekleştirilmiş kapasitesi ve çocuğun hedef alınan ihtiyaçları üzerine temellendirilmektedir. Pahalı müdahale araştırmaları eklenen müdahalecilere müdahalenin herhangi bir olumlu etkisini göstermedi, çünkü ebeveynler, çocuklarının ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını, davranışsal ve sosyoduygusal ipuçlarını nasıl okuyacaklarını veya kendi çocuklarını uyarmadan nasıl yeterli müdahalelerde bulunacaklarını düşünmüşlerdi.

    Yaratıcı Düşünme

    Bir çocuğa günlük yaşamda kullandığı matematiksel kavramları anlaması için yardım ederken aracılık edilmiş öğrenme deneyimini nasıl uygulardınız?
    Öneri: Çocukla oyuncağın değerli bir ödül olarak sunulduğu kesin karar sürecini model olarak çalışabilirsin.

    Yapı iskelesi, profesyoneller tarafından merkezleştirilmiş davranışların ulaştırıldığı müdahalelerin olduğu eğitimi hedef alan müdahaleler için de önemlidir. Programlar öğretmen–öğrenci çiftine odaklaşır. Çünkü yapı iskelesi, özellikle çocuğun sosyoduygusal ihtiyaçlarını destekleyen, aile ile birlikte önemlidir, bilişsel gelişim uzmanlığı için en etkin müdahale, okul öncesi etkin eğitimsel müdahalelerle evde ki yeterli yapı iskelesi birbirine geçmiş olanıdır.

    Üçüncü olarak, uzun vadeli müdahale etkileri araştırmaları, program süresinin ve programdan sonra yapı iskelesinin yetersiz olduğunu ve bilişsel kazanımların kaybolmaya meyilli olduğunu göstermektedir (Grotzer & Perkins, 2000; Sternberg & Williams, 1998). Yetersiz yapı iskelesi davranış etkilerini en aza indiriyor ve hizmet ihtiyacındaki çocuklar için eğitimsel fırsatlar penceresini kapatıyor. Erken müdahalelerin uzun vadeli etkilerini büyütmek ve sağlamak için, yapı iskelesi ailelerle ve okullarla birlikte sunulmalıdır.

    Öğretim Doğurguları

    Vygotsky’nin teorisi en az üç anahtar eğitim ve değerlendirme doğurguya sahiptir:

    • Çocuklar özümsenen yüzeysel diyaloglarla öğrenirler. Çocuklar eleştirel düşünerek ve çevresi tarafından yapılması güzel olarak görülen şeyleri yaparak öğrenirler. Öğretmen olmanın en önemli göstergelerinden birisi öğrencilerin için bir örnek rol sunmaktır. Yoksa öne çıkan öğrenciler daha iyi veya daha köyü şeyler yaparak kendilerini örnek rol sunabilirler,

    • Çocuklar neredeyse asla kendi kapasitelerinin doruğuna çalışamazlar. Açıkçası, öğretmenler çocukların çoğundan bunu beklerler. Ama en azından sık sık; öğretmenler çok azda olsa beklerler. Vygotsky’nin teorisi, çocukların bir yakınsal gelişim bölgesi olduğunu ve uygun rehberlikle, çocuklara bu bölge aralığında daha ileri gelişmeleri için yardım edilebileceğini işaret eder.

    • Dil ve düşünce, yakından ve ayrılamaz şekilde bağlıdırlar. Bu görüşe göre; dil herkes için doğrudan öğrenmede ve öğrenme etkinliklerine arabuluculuk etmede anahtardır, fakat özellikle okula bir dil konuşarak gelen öğrencilerin konuştukları dil okulun asıl dili değildir. Öğretmenler, öğrenciler okulun diline uymadıklarında onların ana dilini yok etmek yerine inşa etmeleri gerekmektedir (Bialystock & Hakuta, 1994)

    Vygotsky’nin Teorisinde Şimdiki Bakış Açıları

    Vygotsky belli yaşlarda çocukların sergilediği karakteristiklerden çok çocukların geliştiği süreçlere odaklandı. Dahası, onun süreçler tanımlamaları çoğunlukla kesin değildi ve detaydan yoksundu (Haenan, 1996; E. Hunt, 1997; Wertsch, 1984). Bu nedenlerden, Vygotsky’nin teorisini test edip kanıtlamak ya da Piaget’in teorisiyle çürütmek araştırmacılar için çok daha zor olmaktadır.

    Yine de, birçok çağdaş teoristler ve pratisyenler Vygotsky’nin fikirlerinin kullanımını anlamlı hale getirdiler. Örneğin, onlar öğrencilerin uğraştırıcı işler tamamlayarak kendilerine verdikleri talimatlarla öğretmeyi tanımlarlar (yani, nasıl kendi kendilerine konuştukları). Onlar ayrıca bizi, öğrenmeyi ve bilişsel gelişimi ilerletmede, yönetilmiş katılım, yapı iskelesi, çıraklıklar ve akran iletişimini kullanmaya teşvik eder. Şimdi kısaca bu stratejilerin her birine bakalım.

    Yönetilmiş Katılım

    Genç bir çocukken, bazen annene, babana, ya da büyük kardeşine mutfakta bir şeyler pişirirken yardım ettin mi? Sen yeterince büyüdüğünde “aşçı” sana bir şeyleri dökmende, ölçmende ve malzemeyi karıştırmanda izin verdi mi? Ayrıca aşçı sana bu işlemleri yaparken rehberlik etti mi?

    Büyük aile üyeleri ev işlerinin uygun bir şekilde nasıl yapıldığı hakkında rehberlik ederlerken çoğunlukla küçük çocukların bu işleri (yemek pişirme, temizlik, boyama ve buna benzer) gerçekleştirmelerine izin verirler. Öğretmenler de, sık sık öğrencileri bir yapısal ve destekleyici içerik içinde ergin işleriyle tanıştırır. Örneğin, öğrencilerden, öğrencinin işi başarıyla tamamlamak için ihtiyaç duyduğu desteği sürekli vererek, laboratuar deneyleri yürütmeleri, devlet memurlarına mektup yazmaları, ya da internette özel bir bilgi için araştırma yapmaları istenebilir.

    Öğrencilerimize yetişkin etkinliklerini yerine getirirlerken yardımcı olduğumuzda, onları yönetilmiş katılımla yetişkinlerin dünyasında tutatrız(Radziszewska&Rogoff, 1991; Rogoff, 1990, 1991). Onlara rehberlik ettiğimiz gibi, ayrıca, yetişkinlerin sık sık bu gibi genel durumlarda kullandığı dilin bazı bölümlerini kullanırız; örneğin, öğrenciler bilimsel deneyler yürütürken yöntem ve sonuçlarını değerlendirmelerine yardımcı olmak için hipotez, kanıt ve teori gibi sözcükleri kullanmalıyız(Perkins, 1992).

    Yapı İskelesi

    Teoristler çocukların uğraştırıcı etkinlikleri tamamlamasına yardımcı olabilecek yardım türleri üzerinde hatırı sayılır derecede düşünüyorlar. Yapı iskelesi dönemi burada sıklıkla kullanılır: erginler ve daha yeterli diğer bireyler bazı rehberlik biçimlerini veya çocuklara onların gelişmeye açık alanında, işleri yerine getirmek için güç veren yapıyı sağlar. Şimdi bu kavramı anlamak için öncelikle yeni bir binanın yapımında yapı iskelesi nasıl kullanılır bunun hakkında düşünelim. İskele, bina kendisi destek sağlayacak kadar güçlü olana dek, işçilere destek sağlayan harici bir yapıdır( örneğin, örneğin onların durabildiği yer). Bina sağlamlık kazandığı derecede iskele daha az önemli olmaya başlar ve yavaş yavaş kaldırılır.

    Benzer yolla, yeni bir iş boyunca bir yetişkin rehberliği çocuğun ilk öğrenme çabaları için bir ilk iskele sağlayabilir. Daha önce sunulan bölme hakkındaki öğretmen-öğrenci diyalogunda öğretmen, 44’ten daha az ve en yakın 6’nın katlarını arayarak, nasıl ilerleneceği hakkında ipuçları sağladı. Benzer biçimde, bir başlangıç piyanosu kitabı bir öğrencinin farklı müzikal notaları yerleştirmesine yardım edebilir. Öğretmenler olarak, biz, öğrencilerin bulundukları bilişsel gelişim bölgelerindeki işleri başarmaları için çeşitli destek mekanizmaları sağlayabiliriz; burada bazı örnekler var:

    • Yeni bir işle uğraşmak için bir plan geliştirmede için öğrencilerle çalışmak.
    • İşte öğrencilerin örnek alabileceği şekilde uygun performans göster.
    • Kompleks bir işi birkaç küçük kolay işe ayır.
    • İşin nasıl başarılması gerektiği hakkında yapıyı veya ana hatları ver.
    • Bir hesap makinesi, bilgisayar yazılımı (kelime işlemci yazılımlar, çalışma kâğıtları, v.b.), veya işin bazı yönlerini kolaylaştıran başka bir teknoloji sağla.
    • Öğrencilerin iş hakkında uygun yollarda düşünmesini sağlayan sorulara sor.
    • Öğrencilerin dikkatini işin konuyla ilgili yönlerinde tut.
    • Öğrencileri işi bitirmeye güdülenmiş halde tut. • Onların işi yerine getirmekte amacının ne olduğunu hatırlat(örneğin, çözüm yolu neye benzemeli.)
    • Sık sık öğrencilerin nasıl ilerlediği hakkında dönüt ver. (Gallimore & Tharp, 1990; Good,
    McCaslin, &Reys, 1992; Lajoie & Derry, 1993; P.F. Merrill et al., 1996; Rogoff, 1990; Rosenshine & Meister, 1992; D. Wood, Bruner& Ross, 1976)

    Öğrenciler yeterliliklerini yükselterek geliştirdikçe, yavaş yavaş sağlanan mekanizmaları geri çekebilir, sonunda öğrencilerin işi bağımsız olarak yapmalarına izin verebiliriz. Konuşma yoluyla yapı iskelesini çektiğimizde öğrencilerin kendi ayakları üzerinde durmaları için onları yüreklenmelerine izin vermeliyiz.

    Çıraklık

    Bir çıraklığın içinde, bir öğrenci yapamadığı karmaşık işleri bağımsız olarak başarmak için yoğunlukla bir uzmanla çalışır. Uzman süreç boyunca önemli yapı ve rehberlik sağlar, yapı iskelesi yavaş yavaş kalkar ve yeterlilik arttıkça öğrenciye daha fazla sorumluluk verilir (Rogoff, 1990, 1991). Birçok kültür çıraklığı çocukları örgü, terzilik, ebelik gibi yetenekleri içeren yetişkin uygulamalarıyla tanıştırmak için kullanır (Lave & Wenger, 1991; Rogoff, 1990). Ayrıca çıraklığı sık sık müzik eğitiminde görebiliriz—örneğin, öğrenciye müzik aletinin nasıl çalınacağı öğretmede (D.J. Elliot, 1995).

    Bir öğrenci çıraklık boyunca çoğunlukla, sadece işin nasıl yapılacağını değil, ayrıca iş hakkında nasıl düşünüleceğini de öğrenir; böyle durumlara bilişsel çıraklık denir (J.S. Brown, Collins, & Duguid, 1989; John-Steiner, 1997; Rogoff, 1990; W. Roth & Bowen, 1995).
    Örneğin, bir öğrenci ve bir öğretmen uğraştırıcı bir işi başarmak için veya zor bir soruyu çözmek için birlikte çalışabilir( belki biyoloji alanında veriler toplamakta, örnekler matematiksel beyni zorlayan soru çözmede veya zor bir pasajı Almanca’dan İngilizce’ye çevirmede). Problem veya işin farklı yönlerinin konuşulduğu süreçte öğretmen ve öğrenci durumu birlikte çözümler ve alınabilecek en iyi yaklaşımı geliştirirler ve öğretmen durumu zihinsel olarak yürütmede ve hakkında düşünmede etkili yolların kalıbını çıkarır.Çıraklıklar bir bağlamdan diğerine genişçe farklılaşmasına rağmen, onlar tipik olarak bu özelliklerden bazılarına veya tamamına sahiptirler (A. Collins, Brown, & Newman, 1989):

    • Biçimlendirme. Öğretmen öğrenci izlerken ve dinlerken işi yürütür ve aynı zamanda sesli olarak düşünür.
    • Yetiştirmek(Koçluk etme). Öğrenci işi icra ettikçe öğretmen sık sık öneriler, öğütler ve dönütler verir.
    • Yapı iskelesi. Öğretmen, belki, işi kolaylaştırarak onu daha küçük ve daha yönetilebilir elemanlar halinde bölerek, daha az karmaşık teçhizat sağlayarak, öğrenci için çeşitli biçimlerde destek sağlar.
    • Eklem. Öğrencinin neyi neden yaptığını açıklaması öğretmenin, öğrencinin bilgisini, muhakeme ve problem çözme stratejilerini gözden geçirmesini sağlar.
    • Yansıtma. Öğretmen öğrenciye kendi performansını uzmanlarınkiyle veya belki işin yapılabileceği uygun bir modelle kıyaslamasını ister.
    • İşlerin karmaşıklığı ve çeşitliliği. Öğrenci daha büyük yeterlilik kazanınca öğretmen, tamamlaması için daha karmaşık, uğraştırıcı ve çeşitli işler sunar.
    • Keşfetme. Öğretmen öğrenciyi kazanılmış yeteneklerini genişletmesi ve tasfiye etmesi için soruları ve problemleri çerçevelemeye cesaretlendirir.

    Vygotsky’nin Teorisinin Değerlendirmesi

    Vygotsky’nin teorisi büyük bir katkı ama yalnızca bilişsel gelişimin sınırlı görünüşüyle anlaşmış görünmektedir. Yakınsal gelişme alanı ilginç bir yapı, ama herhangi aletin onu doğru olarak ölçtüğünü bilmek oldukça zordur. En olasılıkla, çocukların içselleştirme hesaplarındaki kısımlar, hepsi için değil, erginler kadar iyi öğrenmelerini sağlar. Bilgi işleme teorileri öğrenmede birçok detayı sağlamaktadır.


    NOT: Bu makale Yıldız Teknik Üniversitesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümü, 3. sınıf Özel Öğretim Yöntemleri dersi için;
    • Mazlum DEMİREL
    • Göksal Caner MALATYA
    • Ercan PARS
    adlı öğrenciler tarafından hazırlanmıştır.


    .ALINTIDIR.

  • #2
    rahimemut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.Ekim.2009
    Mesajlar
    61
    @rahimemut






    bu vygotsky'nin kuramı o kadar karışık ki hala tam olarak çözemedim:S

  • YORUM BIRAKMAK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ !

    ÜYE OLMAK İÇİN TIKLA

    Benzer Konular

    1. bilişsel gelişim (Piaget,Bruner,Vygotsky) (ppt şeklinde)
      By özgedmr in forum DERSLER VE ÖDEVLER
      Cevaplar: 1
      Son Mesaj: 20.Aralık.2011, 00:07
    2. Vygotsky'nin Bilişsel Gelişim Kuramı
      By Ayşe Turan BAL in forum Gelişim Kuramları ve Kuramcıları
      Cevaplar: 0
      Son Mesaj: 21.Ocak.2010, 23:58

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •  

    Giriş

    Facebook platformu Giriş