a- Gerçeğin iyi algılanması: Normal kişiler tepkilerini değerlendirmede ve çevrelerinde olup biteni yorumlamada oldukça gerçekçidirler. Bu kişiler başkalarının söylediklerini veya yaptıklarını yanlış olarak algılamazlar. Normal kişiler yeteneklerinin sınırını bilirler.

b- Kendilik hakkında bilgi sahibi olma: İyi uyumlu insanlar kendi güdülerinin ve duygularının farkındadır. Ancak hiç birimiz duygularını ve davranışlarınızı tam olarak anlayamayız. Normal insanlar ruhsal yönden hasta tanısı alanlardan daha iyi bir şekilde kendilerinin farkındadır.

c- Davranışın istemli kontrol altında bulundurulması yeteneği: Normal kişiler davranışlarını kontrol yeteneği hakkında oldukça güvenlidirler. Nadiren dürtüsel hareket ederler. Normal insanlar da sosyal normlara karşı gelebilir. Fakat bu durum dürtülerin kontrol edilmemesi sonucundan daha çok istemli karar verme ile ilgilidir.

d- Kendilik saygısı ve onay: İyi uyumlu insanlar kendilik değerlerinin farkındadır ve çevre tarafından onaylandığını hisseder. Diğer insanlarla ilişkileri rahattır ve sosyal ortamlarda kendiliğinden etkileşimde bulunurlar. Değersizlik duyguları ve kabullenememe anormal olan kişilerde daha sık görülür.

e- Sevgi dolu ilişkiler kurma yeteneği: Normal kişiler diğer insanlarla yakın ve doyurucu ilişkiler kurarlar. Diğer kişilerin hislerine duyarlıdırlar ve kendi gereksinimleri için diğer kişilerden aşırı isteklerde bulunmazlar. Ruhsal hastalığı olan kişiler ise, sıklıkla kendi güvenliklerini koruma çabasındadır ve ileri derecede ben-merkezci olurlar. Kendi hisleri ve çabaları ile uğraşırlar, sevgi ararlar fakat karşılık veremezler. Bazen yakın olmaktan korkarlar, çünkü geçmişteki ilişkileri yıkıcı niteliktedir.

f- Üretkenlik: İyi uyumlu insanlar yeteneklerini üretken etkinliklere çevirebilir. Yaşam hakkında heveslidirler ve kendilerini günün gereksinimlerini karşılamada baskı altında tutmazlar. Enerjinin süregen biçimde yokluğu veya ileri derecede duyarlı olma, sıklıkla çözülmemiş sorunlar sonucu ortaya çıkan ruhsal yönden iyi olamama belirtileridir.

Çocuk Ruhsal Gelişiminin Dönemleri

Bebek ruhsal gelişimi yaşamın ilk iki yılını içerir.

Gelişme:

Amacı ruhsal ve devimsel (motor) olgunluğa ulaşmaktır. Gelişmek ve olgunlaşmak eş anlamda da kullanılır. Bu süreç içinde çocuk düşünebilme yeteneğini kazanır, heyecansal ve cinsel yönden tamlığa doğru ilerler.

Büyüme (Growth) ise daha çok bedensel güç ve eylemlerde ilerlemektedir. Örn., beden ağırlığının artması ve boyun uzaması, eylem yeteneğini kazanma gibi.

Gelişmek önceden var olan (genetik) belirlenmiş bir sıralamaya ve ilkeye göre oluşur. Bu gelişme belli bir psiko-motor sıra ve hızda gider.

Genetik ve Çevre:

Gelişmek kalıtıma ve M.S.S.nin miyelinleşmesine bağlı olarak baştan ayağa ve orta akstan dışa doğru bir sıra izler. Buna sefalo-kaudal ve proksimo-distal denir. Çocuğun önce başı, boynu ve gövdesi, kol ve bacakları irdesel hareketler kazanır. Önce kol, sonra el hareketleri becerisi artar. Çocuk önce sürünür, döner, sonra oturur ve yürür. Gelişme ilerledikçe çocukta devinim ayrımlaşıp inceleşir. Yeni doğan ani bir gürültüye tüm vücudu ile sarsılarak cevap verirken ileride sadece başını çevirir.

İntrauterin yaşam için biyolojik gereksinimlerin karşılandığı kan alış-verişi doğum ile sona erer. Doğum anneden ayrılmanın ilk gerçek yoludur. Anne-yenidoğan ikilisinin oluşturduğu ilişkiyi ilk haftalarda psikolojik ve biyolojik yönlerden göbek kordonu gibi nitelemek olasıdır. Yani biyolojik olarak birliktelik sonlanmış olmakla birlikte içgüdüsel olarak alışveriş devam etmektedir.

İlk iki yılda bebeğin kendisini çevreye göstermesi doğrudan bedeniyle, sözsüz olarak gerçekleşir. Dil gibi iletişimin çok önemli bir parçasından yoksun olan bebeğin beden dilini kullanarak annesi ile kurduğu ilişki ruhsal gelişimin ilk temel taşlarından birisidir.

İnsanların yıllardan beri yaptığı gözlemler insanın gelişmesine açıklayabilir. Söz gelimi Kral Ödipus’un öyküsünde aktarılan sorun, taşıdığı evrensel özelliklerle birlikte tek başına Ödipus’un değil, gelişimdeki bir basamağa ve bu basamağın sorununa işaret etmektedir. Bu, ruhsal gelişimin önemli bir dönemini vurgular. Ancak mitoloji aracılığı ile bebeğin gelişmesini açıklamak zordur. Çünkü ortaya konmuş olan birikimlerin çoğu bebeklik sonrası dönemlere işaret etmektedir ve çarpıtılmaya açıktır.

Erişkin psikanalizinin kullanılması ile ruhsal gelişimi tanımlamak olasıdır. Başta Freud ve onu izleyen yazarların tümünün uyguladığı bu yöntemin en önemli sakıncası sapmalara açık olması, sözel anlatımın bu sürece egemen olmasıdır. Erişkin bir bireyin aktardıkları kullanılarak yeniden gelişme süreci oluşturulmaktadır; ancak bilgi eksikliği vardır.

Ruhsal gelişimin olmadığı veya bu gelişimin çok erken bir dönemde bozulduğu erken bebeklik otizminin incelenmesi evrensel sonuçlar verir. Ancak hem patolojik bir tablodan hareket etmek, hem de bu çocukların tanı konulduğunda bedensel olarak büyümüş olmalarının getirdiği özellikler nedeniyle yanılmalara yol açabilir.