SOSYAL GELİŞİM

   
  

İletişim


 05xx xxx xx xx


vbnetron


[email protected]

×

SOSYAL GELİŞİM

  • #1
    yardımcıöğretmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Aralık.2009
    Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    14
    @yardımcıöğretmen


    SOSYAL GELİŞİM





    Sosyal gelişim kavramı: Bebeğin kendini fark ederek, diğer insanlarla ilişkiye girmesi ile
    başlayan sosyal etkileşim süreci, yaşam boyu devam eder. Bireyin başka insanlarla
    üretken ve sağlıklı ilişkiler kurması, bilişsel ve ahlaki akıl yürütme süreciyle yakından
    ilgilidir.Ancak bireyin diğer insanlarla uyumlu ve tutarlı ilişkiler kurması için, öncelikle
    kendisiyle uyumlu ve tutarlı olması gerekir.
    İlk sosyal temas anne ile kurulur. Dolayısıyla bebeğin gereksinimlerinin anne
    tarafından karşılanma biçimi (sert yada yumuşak, az yada çok duyarlı davranma)
    sosyal gelşimi geniş ölçüde etkiler. Özellikle 0-1 yaş dönemi çocuklarında temel
    gereksinim güvenliktir. Bebek güvenlik gereksinmelerini gidermek için anneye
    dokunmak ve onun varlığını sıcaklığını duymak ister. Bebek haz aldığı edimlere
    gülümseyerek, acı çektiği deneyimlere ise ağlayarak tepkide bulunur.
    İki yaş dolaylarında çocuklarda gözlenen fizyolojik dürtüler ve sosyal ilgiler,
    öncelikle yakın çevreyi keşfetme duygusudur. Bu dönem çocuklar için kendi varlığını
    anne babaya kabul ettirme dönemidir. Ancak bu yaş çocukları hem anne babanın
    yönlendirici uyarılarına gereksinim duyarlar hem de özerkleşerek bireysel önem
    duygusunu geliştirmek isterler. Bireyselleşme girişimleri uygun şekilde pekiştirilen
    çocuklar, problem durumu ile karşılaştıklarında alternatif çözüm yolları üretirler ve
    genellikle sosyal ilişkilerde liderlik becerisi gösterirler. Fakat yeterli bir özgüven ve
    olumlu bir benlik algısı geliştiremeyen çocuklar, edilgen içe dönük ve kararsız olurlar.
    Bu tür çocuklar problem durumlarında kolayca ağlar, öfkelenir veya kaçma davranışı
    gösterir. Özerkleşme ve bireyselleşme sürecinin niteliği akranlarla kurulan ve daha
    kapsamlı olan yeni iletişim örüntülerine hazırlık açısından önemlidir.
    Çocuğun ailesi ile kurduğu iletişimin niteliği önemli ölçüde onun akranlarıyla
    geliştireceği ilişkiyi etkiler. Okul öncesi dönemde başlayan akranlarla iletişim çocuğun
    dış dünyayı anlayarak, çevresel uyaranlara uyum sağlamasını kolaylaştırır. Bu
    etkileşim örüntüleri içinde farklı yaşantılar geçiren çocuk paylaşma, uzlaşma,
    yarışma, saldırganlık, yardımseverlik gibi olumlu ya da olumsuz duygularla tanışır.
    ERIKSON VE PSİKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI
    Erıkson kişilik gelişiminde ağırlığı sadece çocukluk yıllarına vermez, kişilik
    gelişiminin yaşam boyu süren bir süreç olduğunu vurgular. Ona göre
    çözümlenemeyen karmaşalar diğer gelişim evrelerine yansımakla birlikte, bu
    dönemlerde uygun yaşantısal deneyimler geçirilerek aşılabilir.
    Güvene Karşı Güvensizlik Karmaşası(0-1)
    Anne- baba, bebek ilişkileri, bebeğin güven ya da güvensizlik duygusu
    geliştirmesinde, belirleyici etkendir. Buna göre güven duygusu annelerin bebeklerin
    gereksinimlerini düzenli olarak gidermeleri halinde oluşur. Örneğin bebeğin
    ağladığında okşanması, kucağa alınıp sevilmesi, karnın doyurulması vb. etkinlikler,
    güven duygusu kazandırır. Anne babasının kendisini sevdiğinden emin olan
    bebekler, sağlıklı bir benlik algısı kazanır. Böylece kendini sevilmeye değer bulan
    bebek, iyimserlik ve mutluluk duyguları içinde dış dünya ile ilişkiye girer. Ancak
    çeşitli psikolojik nedenlerle, duygusal olarak reddedilen ve ya gereksinimleri düzenli
    olarak karşılanmayan bebekler kendilerine ve çevrelerine güvensizlik duyarlar.
    Kişisel değersizlik duygusu ile örselenen bu tip çocuklar, sosyal ilişkilerde çekingen,
    kaygılı ve gergin olur kararsız ve karamsar bir kişilik örüntüsü geliştirmeye eğilim
    gösterirler.
    Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku Karmaşası (1-3)
    Bu evrede çocuklar özerkleşme ve bireyselleşme girişimlerinin doğurduğu güven
    ve utanç karmaşasını birlikte yaşarlar. Kendilerini kanıtlamak amacıyla giriştikleri
    birçok etkinlikte, anne babanın engellemeleri ile karşılaşırlar.Gerçekte özerklik
    arayışındaki çocuk, bu evrede de anne babanın güven ve desteğine yoğun
    biçimde gereksinim duymaktadır. Ancak anne babalarıyla bir irade savaşına girip
    inatlaşmak, bu dönem çocuğunun normal karşılanması gereken bir psikolojik
    özelliğidir. Bebekler edindikleri yeni yetenek ve becerilerle ailelerini fethederek,
    sevgilerini yeniden kazanmak isterler. Eğer anne babalar bu tür özerkleşme
    girişimlerini akılcı biçimde yönlendirir ve yüreklendirirse çocuklar sağlıklı biçimde
    gelişirler. Ne var ki bazı anne babalar, çocuklara gerçek patronun kim olduğunu
    göstermek için, onları engeller ve böylece kendilerinden utanç duymalarına
    neden olurlar. Her koşulda büyüklere itaate zorlanan çocuklar, dıştan denetimli,
    utangaç ve bağımlı bir kişilik örüntüsü edinirler.
    Ayrıca sürekli olarak sınırlandırılan, korunan ve yakından kontrol edilen bu tür
    çocuklar, kendi yeteneklerinden kuşkuya düşerler. Bazen aşırı baskıcı anne baba
    tutumlarının çocuğun kendinden veya vücudundan utanç duymasına neden
    olabileceği de gözden uzak tutulmamalıdır.
    Girişimciliğe Karşı Suçluluk Karmaşası (3-6)
    Bu dönemde çocuklar artan psişik ve fiziksel enerjisini, çeşitli etkinliklerle ortaya
    koymak ister. Ancak girişkenliğin artması ile problemli davranışlarda artar. Bu
    evrede aynı zamanda oyuncaklara ve çocuk oyunlarına karşı yoğun bir ilgi başlar.
    Okul öncesi dönem olarak da adlandırılan bu evrede yetişkinler çocuğun okul
    yaşamına hazırlanması için uygun eğitsel yaşantılar düzenlemelidir. Bu amaçla
    çocuğun iletişim becerilerinin gelişmesi için gerekli konuşma olanakları sağlanarak,
    kendini ifade etmesine fırsat verilmelidir.
    Bu evrede ahlaki yargılar tam gelişmediği için çocuğun hatalı davranışlarını, katı
    cezai yaklaşımlarla engellemeye çalışmak, girişkenlik becerilerini köreltebilir. Sonuç
    olarak çocuğun davranışlarının şekillenmesinde kullanılacak pekiştireçlerin (ödül
    veya ceza) dengeli ve tutarlı olması, girişkenlik karmaşasının olumlu yönde
    çözülmesini sağlar.
    Yetişkinler tarafından davranışları hakkında düzenli olarak bilgilendirilen çocuk
    yapması ve yapmaması gerekenler konusunda denge sağlayarak, kendini
    yönetme yeterliliği kazanır. Aksi halde sürekli cezalandırılarak engellenen çocuk
    suçluluk duygusu nedeniyle girişkenlik gücünden yoksun kalır.
    Bu dönemde çocuk çevresindeki olayları anlayabilmek için sürekli sorular sorar
    girişimlerde bulunur, eğer engellenirse merak etmenin suç olduğunu düşünür.
    Çocuk cinsiyet farklarını bu dönemde keşfeder, cinsellikle ilgili sorular sorabilir bu
    soruları sorduğu için çocuğa kızılmamalı uygun dille, seviyesine göre
    cevaplandırılmalıdır.
    AHLAKİ GELİŞİM VE VİCDAN GELİŞİMİ
    Çocuğun sosyal gelişimi, büyük ölçüde davranışlarına yön veren ahlaki yargıların
    oluşumuna bağlıdır. Çocuğun ahlaki yargıları doğru anlayıp yorumlaması ise bilişsel
    ve duyuşsal gelişimin yanı sıra, uyumlu bir sosyo-kültürel çevrede yaşamasına
    bağlıdır. Ayrıca olumlu davranış modellerinin varlığı çocuğun ahlaki standartlarının
    yükselmesine ve davranışlarına daha kolay yön vermesine katkıda bulunur.Örneğin,
    oyuncaklarını arkadaşlarıyla adilce paylaşan çocuk modeli, diğerlerinin de bu yönde
    davranmasını kolaylaştırır. Bu süreçte adil paylaşma davranışlarının yetişkinlerce
    ödüllendirilmesi, benzer davranışların taklit yoluyla tekrar edilmesini sağlar.
    Çocuklarda ahlak standartlarının gelişimini uzun süre inceleyen Kohlberg bu süreci
    üç düzeye ayırmaktadır. 0-6 yaş grubu birinci süreç olan gelenek öncesi düzeye
    girmektedir(3-9 yaş).
    Gelenek öncesi düzey: gerçek anlamda bir ahlaki ölçütün bulunmadığı, ben
    merkezci evredir. Bu dönemde çocuk bencildir, kendi çıkarlarını ön plana alır.
    Davranışlarında güdü ve gereksinimlerinin doyurulması esastır. Çevresindeki insanlar
    onun için birer nesnedir. Bu düzeydeki çocuklar her şeyin kendileri için varolduğuna
    inanırlar. Örneğin güneşin neden var olduğu sorulursa –beni ısıtmak için- diye
    cevaplandırırlar.
    Bu dönemde kuvvetli olan kazanır düşüncesindedirler. Kuralları ve yasaları
    çiğnemekte sakınca görmezler.
    Çocuk bu dönemde cezadan kaçındığı için ya da ödüle ulaşmak için kurallara
    uyar.
    Örneğin çocuk kazancı fazla olan dükkandan bir paket çikolata alırsa suç işlemiş
    sayılmaz ancak bedeli fazla olan bir şey çalarsa suç işlemiş sayılır.Yine bilinen başka
    bir örnekte, karısı hasta olan adam karısını ölümden kurtarmak için ilaç çalıyor bu
    dönemdeki çocuk adamın ilacı çalması gerektiğini, zaten eczacının bir sürü para
    kazandığını söyler.
    Piaget’e göre de çocuk bu dönemlerde olayları somut değerlendirir. Örneğin bir
    çocuk babasının kalemiyle babasından habersiz oynarken yere biraz mürekkep
    damlatır, diğer çocuk ise babasının kalemini doldurmasına yardım ederken yere
    mürekkep şişesini düşürür ve büyük bir leke oluşur. Bu dönem çocuğuna burada
    kimin suçlu olduğu sorulduğunda büyük leke yapan çocuğun suçlu olduğunu söyler.
    Çocuk hem niyeti hem de sonucu birlikte değerlendirememektedir.
    Çocuk 7 yaşına kadar oyunlarda kuralları bilinçli olarak uygulamaktan ziyade
    kuralları bilinçsizce taklit eder.
    Kimlik Arayışı
    Çocukluktan başlayarak bireyin kendine en çok sorduğu soru Ben kimim? Amacım
    ne? Yaşam benim için ne ifade ediyor? Bu durum kısaca bireyin anlam arayışı olarak
    tanımlanabilir. Bireyin kimlik gelişiminden birinci derecede sorumlu olan ailesidir.
    Çocuğun gördüğü ilk yetişkinler anne ve babasıdır. Kimlik gelişiminde yetişkin
    davranışlarını model alma gereksinimi içinde bulunan çocuğun ilk sosyal ilişkileri de
    anne babayla gerçekleşmektedir.
    Son dönemlerde çocuklara sınırsız hoşgörü ve anlayış gösterme sanıldığı gibi her
    koşulda geçerli bir eğitsel tutum değildir. Davranışları konusunda düzeltici dönüt
    alamayan çocuklar kendilerini yönetme ve sosyal uyum gösterme açısından yetersiz
    kalmaktadır. Öte yandan kayıtsız sert anne baba tutumlarının da çocuğun sağlıklı bir
    özgüven duygusu geliştirmesini güçleştireceği açıktır.
    Bugünün popüler çocuk eğitimi anlayışında gerekli ölçüde ödül, denetim ve
    ceza vardır. Ancak ceza asla sözel algılamalar olarak algılanmamalıdır. İstenmeyen
    davranışların fiziksel zor kullanarak düzeltilmeye çalışılması toplumda şiddetin geçerli
    bir eğitim yöntemi olduğu konusundaki anlayışı güçlendirmektedir. Çocuk model
    olarak gördüğü yetişkinin kişilik özellikleriyle özdeşleme gereksinimi içindedir. Çocuklar
    büyüdükçe anne babanın yürüme, konuşma tarzı gibi birçok kişilik özelliğini
    benimsemektedirler.
    Cinsel Kimliğin Gelişimi
    Her kültürel yapı içerisinde, cinsiyete göre bir rol algısı vardır. Ancak bu konuda
    bütün kültürlerde, genel olarak erkek çocukların atak,zorluklara karşı direnen, korkusuz
    ve kararlı bir kişilik yapısına sahip olmaları beklenir. Kızların daha edilgen, barışçı ve
    uysal olmaları istenir.
    Cinsiyete bağlı rol öğrenme, bu konuda anne babanın sahip olduğu tutumun,
    sosyal etkileşim yoluyla çocuğa aktarılması şeklinde gerçekleşmektedir. Anne
    babanın çocuğa oyuncak seçerken cinsiyete göre farklı tercihlerde bulunmasından,
    belli oyunların sadece kızlara veya erkeklere özgü sayılmasına dek bir çok tutum
    çocuğun cinsel kimlik gelişimini etkiler. Çocukların üç yaşından itibaren, cinsel
    kimliklerine uygun davranışlar gösterdikleri kabul edilmektedir. Üç yaş dolaylarındaki
    çocuklardan başlayarak oyunlarda roller cinsiyete göre dağıtılır. Bu oyunlarda
    erkekler daha çok baba, asker, savaşçı gibi rolleri benimserken kızlar, anne olmaya
    eğilimlidirler.
    Bu konuda çocuklar üzerinde yapılan araştırma sonuçları şöyledir:
    Her iki cinsiyete ait çocuklarca, kızlara uygun davranışlar şöyle sıralanmıştır;
     Oyuncak bebeklerle oynarlar
     Çok konuşurlar
     Asla başkalarına vurmazlar
     Annelerine yardım etmeyi severler
     Sık sık ‘yardıma ihtiyacım var’ derler
     Büyüyünce hemşire, öğretmen olmak isterler
    Her iki cinsiyete ait çocuklarca, erkeklere uygun davranışlar şöyle sıralanmışlardır;
     Oyuncak arabalar ve silahlarla oynarlar
     Sinirlenince ‘seni dövebilirim’ derler
     Büyüyünce patron, asker veya polis olmak isterler
     Babaya yardım etmeyi severler
     Yüksek sesle konuşur ve gürültü yaparlar
     İnşa etmeyi ve yıkmayı severler
    Bireyin sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmesi için, cinsiyetinin doğası ve özellikleri ile
    barışık olması gerekir. Aile ve öğretmenlerinde bu konuda bilinçli olmaları
    gerekmektedir.
    FREUD VE PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM DÖNEMLERİ
    Freud kişiliğin biçimlenmesinde çocukluk yıllarının özelliklede ilk 6 yaşın ve anne
    babanın tutumlarının önemini vurgular. İlk 6 yıl geçirilen yaşantılar tümüyle hiçbir
    zaman yok olmaz, yetişkinlik yıllarında da bireyi etkiler.
    Oral Dönem (0-1)
    Bu evrede haz kaynağı, pasif ve bağımlı bir davranış olan emmedir. Bebeğin bu
    evrede anne tarafından aşırı emzirilmesi veya memeden erken kesilmesi oral
    evreye takılmakla sonuçlanır. Oral karakterde takılan kişiler gergin, bağımlı ve
    karmaşık bir duygusal yapıya sahiptirler. Ayrıca bu tür bireyler abartılmış iyimserlik,
    karamsarlık, özseverlik gibi çatışmalı duygusal tepkiler gösterirler
    Anal Dönem(1-3)
    Bu evrede gelişimin kritik öğesi, tuvalet eğitimi ile ilgilidir. Tuvalet eğitiminde
    anne babanın tutumu önemli bir faktördür. Anne baba veya bakıcının gergin,
    buyurgan, hoşgörüsüz bir anlayışa sahip olması halinde, çocuk idrarını ve dışkısını
    kontrol etmekte güçlük çeker. Çünkü cezalandırıcı ve baskıcı tutumlar, çocuğun
    özgüven duygusunu köreltir. Tuvalet eğitimi bir anlamda ilk sosyalleşme sürecinin
    çatışmalarını yansıtır.Çocuk bu evrede, çevrenin kendinden neler beklediğini ve
    bedensel tepkilerini nasıl denetleyebileceğini öğrenmektedir. Dolayısıyla zorlayıcı
    yetişkin tutumları, çocuğun bedensel işlevlerine yabancılaşması ile sonuçlanabilir.
    Bu evreye takılan bireylerde ilerde dar görüşlülük, aşırı titizlik, inatçılık, bağnazlık gibi
    davranış bozuklukları gözlenir. Anal karakterli kişiler, ayrıca kurallara aşırı bağımlı ve
    edilgen bireylerdir.
    Fallik Dönem(3-6)
    Bu dönemde çocuklar cinsel organlarını fark eder ve cinsel konulara yoğun ilgi
    gösterirler. Cinsel kimliğin ve sağlıklı kişilik gelişiminin temelleri fallik dönemde atılır.
    Bu evrede çocuk, karşıt cinsiyette olan anne veya babaya yönelir. Kızlar babaya
    erkekler anneye ilgi duyarlar çünkü çocuklar cinsel kimliklerini oluşturmak için
    model arayışı içindedirler. Fakat bazı durumlarda model alınan anne babanın
    sadece cinsel kimlikle ilgili davranışları değil kişiliğinin tüm özellikleridir. Bu evrede
    hoşgörülü, sıcak, sevecen anne baba tutumları sağlıklı kimlik geliştirmekle
    sonuçlanırken baskıcı , sabırsız tutumlar, cinsel karmaşalar yaşanmasına yol açar.
    Fallik döneme takılan bireylerde saldırganlık, yıkıcılık, hoşnutsuzluk, mutsuzluk gibi
    kişilik özellikleri görülür.

  • #2
    Rabia PEKKAN (rpekkan) - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Mart.2009
    Yer
    Antalya
    Mesajlar
    15,760
    @Rabia PEKKAN (rpekkan)






    Çok teşekkürler bu faydalı bilgileri bizlerle paylaştığınız için..

  • YORUM BIRAKMAK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ !

    ÜYE OLMAK İÇİN TIKLA

    Benzer Konular

    1. GELİŞİM RAPORU?
      By stutgart in forum ÖĞRETMEN ETKİLEŞİMİ
      Cevaplar: 2
      Son Mesaj: 27.Mayıs.2012, 14:51
    2. GELİŞİM ALANLARI GELİŞİM RAPORLARI İÇİN
      By thetubi in forum GELİŞİM ve GÖZLEM FORMLARI
      Cevaplar: 18
      Son Mesaj: 15.Ocak.2012, 22:01
    3. GELİŞİM RAPORU
      By selin___ in forum ÖĞRETMEN ETKİLEŞİMİ
      Cevaplar: 4
      Son Mesaj: 08.Ocak.2011, 21:43
    4. ÇOCUKLARDA UYUM, DAVRANIŞ PROBLEMLERİ VE SOSYAL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
      By yeşim öğretmen in forum KONGRE,SEMİNER ETKİNLİK DUYURULARI
      Cevaplar: 1
      Son Mesaj: 05.Ekim.2010, 16:34
    5. GELİŞİM DÖNEMLERİ
      By hoşgörülü in forum ETKİNLİK İSTEKLERİNİZ
      Cevaplar: 1
      Son Mesaj: 08.Ocak.2010, 00:43

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •  

    Giriş

    Facebook platformu Giriş