Yanlış bir ‘şık’ta da olsa…


Viyana’yı kuşatmak için yola çıkan ordu, geride kalan kasabalarda birkaç askeri, tedbir olsun diye bırakıyordu. Viyana yakınlarındaki Lambach kentinde de bir grup askerin kalması uygun görülür. Lambach’taki askerler, günlerini gün etmeye başlarlar. Arkadaşları Viyana kapılarında kırılırken, onlar şarap şişesini sabah akşam ellerinden bırakmıyorlardı. Kuşatma bozgunla sonuçlanınca püskürtülen Osmanlı ordusu, neyi var, nesi yoksa toplayarak geri dönüş yolculuğuna hazırlanır. Önlem olsun diye civardaki köylere ve kasabalara bıraktıkları Yeniçeriler de durumdan haberdar edilip, geri çağırılır. Lambach’taki askerlere kuşatmanın sona erdiği, orduya katılmaları haberi gelir, ama aralarından biri, sanki yer yarılıp içine girmiştir. Yok!.. Ali adlı Yeniçeri hiçbir yerde yoktur. Ara ara ara Ali yok! Arkadaşları fazla vakitleri olmadığı için aramadan vazgeçerler ve Lambach’tan ayrılırlar. Ali, sızdığı yerde uyanır ve şöyle bir gerinir. Kılıcını, kalkanını yerden alan Ali, sokağa çıkar. Allah, Allah! Lambach halkı bir tuhaf bakmaktadır kendisine! Aaa, üstüne üstüne geliyorlar. “Gelmeyin lan!” diye bağırıp, kılıcını gösterse de hiç kimseyi korkutamadığını kısa sürede kavrar. Olup bitene bir anlam veremeyen zavallı Ali, sokaklarda koşmaya başlar. Nasıl koşmasın ki, tüm Lambach arkasından onu kovalamaktadır. Sanki Viyana kuşatmasının tüm faturası ona kesilmiş, hesabı Ali ödeyecektir. Kiliseye sığınan Ali’nin arkasından papaz efendi kapıları kapatır ve halkı sakinleştirir. Ali, kendisine gelince olanları anlamaya başlar; ordu İstanbul’a geri dönmüş, ama o, Lambach’ta kalmıştır. Unutulan Yeniçeri, sokağa hiç çıkmadan aylarca Lambach Kilisesi’nde yaşar. Almancayı öğrenince, sokağa çıkmak isteğini anlatır papaza… Papaz, bunun bir tek yolu olduğunu, dinini değiştirmesi gerektiğini söyler. Kilise mezarlığındaki bir taşta şu ad yazmaktadır: ‘Ali Lambacher.’ Yani Lambachlı Ali!.. Kilisenin kapısının üstündeki heykelde de bir Aziz göze çarpar. Kalın kaşlı, pala bıyıklı bir ‘Aziz’dir bu. Ve elbette Ali’den başkası değildir. O heykeldeki Ali, kendi kendine konuşmaktadır sanki: “Şu işe bak yahu; ne amaçla geldik, ne olduk?” Ali, ülkesine geri dönmez. Çünkü, biliyordu ki, ülkesinin tarih kitaplarında onun hikâyesi yer almayacaktır! Ali bilmekteydi ki, kendi ülkesinde, üniversite seçme ve yerleştirme sınavlarında adı geçmeyecektir. Oysa, yanlış bir ‘şık’ta da olsa razıdır!!! Lambachlı Ali’nin heykelinin bulunduğu kilise kapısının önünden dört yıl geçen bir öğrenci, sigara içerken yakalandığı için atılır rahip okulundan… 11 yaşındaki öğrenci, Ali’nin içeri alınarak hayatının kurtulduğu kapının dışında affedilmesi için gözyaşları döker, yalvarır. Ama nafile!.. O öğrenci ‘Adolf Hitler’ adını taşımaktadır! Demek ki, sigara yalnızca bireyin değil, tüm insanlığın sağlığına zararlıdır. Ve sigara içerken yakalanan her öğrenci okuldan atılmamalıdır!