KIŞ DEPRESYONU HER AN KAPINIZI ÇALABİLİR


Dinlenemiyor, uykunuzu alamıyor ve kendinizi hüzünlü hissediyorsanız ’Kış Depresyonu’na yakalanmış olabilirsiniz.

"Deniz" başarılı bir gazeteci ve anne olarak bilinir. Onun renkli, enerjik hali etrafına da yansır ve çevresindekiler haz duyar. Bir taraftan gazetede yayımladığı yazı dizileri, diğer tarafta durmadan geliştirdiği "projeleri" ve iki çocuğu 24 saatini doldurur ama o bu yoğunluktan hiç yakınmaz, çünkü üretmek ona yaşadığını hissettirir. Fakat Deniz son birkaç yıldır kendisinde daha önceden alışık olmadığı değişiklikler hissetmeye başladı. Özellikle kış yaklaşırken günler kısaldıkça daha çok uykuya ihtiyaç duymaya ve yorgun kalkmaya başladığını fark etti. Sanki ne kadar çok uyursa o kadar çok enerjisinin azaldığını, bitkinliğinin arttığını ve neşesinin kaçtığını düşünmeye başladı. Artık yazılarını yetiştirmekte zorlanıyor, çocuklarının derslerine yardımı ihmal ediyor ve projeleri gözüne eskisi kadar önemli görünmüyordu. Uykuların uzaması, dostları ile ilişkilerinin azalması ve işlerinin sekteye uğraması onu endişeye sürükledi ve doktoruna başvurdu. Ne yaparsa yapsın dinlenemediğini, kendini hep uykulu ve hüzünlü hissettiğini söyledi. Yapılan tetkikler organik bir bozukluğun olmadığını otaya çıkardı ve doktoru ona "Mevsimsel Duygu Durum Bozukluğu " ya da diğer adıyla "Kış Depresyonu" tanısı koydu.

TOPLUMUN YÜZDE 25’İNİ ETKİLİYOR
Bu klinik hal genellikle yılın aynı aylarında başlayıp Ocak- Şubat aylarında en şiddetli seviyesine ulaşmakta fakat bu tanının konulabilmesi için bir şart var, o da depresyon belirtilerinin en az iki yıl üst üste kış mevsiminde başka sebebe bağlı olmadan çıkması. Ekonomik krizin tüm dünyada etkisini gösterdiği şu zamanlarda para ve iş sorunları zaten çok kimsenin ruhsal durumunu etkilerken kışla birlikte mevsimsel ruhsal çökkünlükler de sık görülmekte. Toplumun yaklaşık yüzde 25’i kış mevsiminden bir şekilde etkilenirken yüzde 5’i depresyona girmekte. "Mevsimsel duygu durum bozukluğu" da denilen kış depresyonuna sebep, günlerin kısalıp güneş ışığının azalması.

DENİZ ŞİMDİ NE DURUMDA?
Her sabah kızlarını okula yolladıktan sonra üzerine spor kıyafetlerini giyiyor ve yağmur çamur demeden açık havada yürüyor. Spor onu hem sağlıklı hem de formda tutuyor; açık hava depresyonu engelliyor.
Günlük iş ve spor programını altından kalkabileceği yoğunlukta yapıyor ve sıkı sıkıya takip ediyor.
Sabahları aydınlık bir güne uyandıran ışık sistemi aldı.
Özellikle sebze ve meyve ağırlıklı besleniyor ve şekerli gıdalardan uzak durmaya çalışıyor. Bu hem açlığını bastırıyor hem de kilo almasını engelliyor.
Bu yöntemlerle Kış Depresyonu’nun önüne geçince doktoru ilaç başlamaya gerek görmedi.

HORMON SEVİYESİ
Güneş ışığının azalması ile beyinde serotonin denilen hormonun yapımı azalmakta buna karşın melatonin artmakta. Melatonin uykuyu düzenleyip çoğaltmakla, serotonin ise mizacı yükseltmekle görevli.
Uzmanlar hormon seviyelerindeki bu değişikliklerin depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasında rol oynadığına inanıyorlar. Yorgunluk, karbonhidratlı gıdalar yeme dürtüsü ve kilo alma da bu belirtilere eşlik etmekte. Tatlı ve karbonhidrat yenilmesinin serotonini artırarak depresyon belirtilerini yatıştırdığı düşünülmekte. Ancak bu da şişmanlığa sebep olarak depresyonu derinleştirmekte.
Mevsimsel Duygu Durum Bozukluğu ilk belirtilerini genellikle genç yaşlarda vermekte ve kadınlarda erkeklere göre daha sık görülüyor. Bazı gençler şikayetleri "bugün havamda değilim" şiddetinde yaşarken bir kısmı ciddi depresif belirtiler gösteriyor.

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ
Genellikle Ocak-Şubat aylarında başlar.
Uyku ve yeme alışkanlıkları değişir.
Sürekli üzüntü, endişe ve boşluk hissi vardır.
Şekerli ve nişastalı gıdalara düşkünlük artar, bunlar iyi hissetmeyi sağlayan serotonini çoğaltır.
Depresyon bahar ve yaz mevsiminin gelmesiyle azalır.
Belirtiler en az iki kış üst üste başka mevsimde depresyon olmadan ortaya çıkar.

TEDAVİDE NE YAPMALI?
En etkilisi insanın zamanını olabildiğince açık havada geçirmesi. Bunun en akıllıca yöntemi sabah sporları. Her sabah yarım saat bile olsa tempolu yürüyüş hem gün ışığı almayı sağlamakta hem de vücudun endorfin ve serotonin salgılamasını sağlamakta. Bu iki madde fiziksel aktivite sonrası salgılanmaları artan ve insana mutluluk veren kimyasallar.

Günün çok kısaldığı ülkelerde ya da dışarı çıkmanın mümkün olmadığı hallerde etkili alternatif tedaviler geliştirilmiş durumda. "Madem sebep gün ışığı eksikliği tedavi de ışık olmalı" tespitiyle hastayı iyileştirmek için yapay gün ışığı kullanılmakta. Tedavinin bazen gözlerde yanma hissi dışında bilinen belirgin yan etkisi yok.

Bunun yanında son yıllarda sabahları gün doğuşunu taklit eden ışık sistemleri, geç ve karanlık kış sabahlarını aydınlık bir uyanışa çevirmekte etkili şekilde kullanılmakta.

Bunların yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavisinin eklenmesi de gerekmekte, doktor tarafından verilecek bir antidepresan ilaç iyilik halinin ortaya çıkmasını hızlandırıyor.

Yazan : Dr. Eren Eroğlu

Kaynak : www.sabah.com.tr