Sözleşmeli Öğretmen olarak çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine tabii öğretmenlerle ilgili olarak son günlerde çokça söylemler ortaya çıkmaktadır.

Öncelikle 6 aydan daha uzun bir süre önce dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK tarafından sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak kadroya geçirilecekleri duyurulmuştu. Bu sözlerin üzerinden geçen süreçte çözümlenmesi muhtemel olan bu sorunla ilgili olarak net ve açık bir ifade ile süreç anlatılmamış bir uygulama da yapılmamıştır.

Yani bekle ve gör taktiği işletilmektedir. Daha dün meclis kürsüsüne gelen milletvekilleri ağız birliği yapmışçasına bu konuyu gündeme getirmişlerdir. Bunun üzerine sayın bakan ÇUBUKÇU; konu ile ilgili çalışma olduğunu söylemekle yetinmiştir.

Bugün de Türk Eğitim Sen’in bakan Çubukçu’yu ziyaretinde gündeme gelen konu üzerine sayın bakanın “bundan böyle sözleşmeli öğretmen almayacaklarını, mevcut sözleşmeli öğretmenleri de kadroya geçirmek için çalışacaklarını ve maliye bakanlığında konu ile ilgili çalışma yapıldığını” ifade etiğini TES başkanı Sayın İsmail KONCUK açıklamıştır.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Bu konuda çok fazla çalışmaya gerekte yoktur aslında. Amaç belli olduğuna göre çözüm de bellidir. Gerekli hukuki düzenleme yapılarak kadro tahsisi gerçekleştirilerek bu iş halledilebilir.

Fakat bu konudaki en önemli sıkıntılardan biri devem etmekte olan ya da sonuçlanacak olan IMF’le yapılan görüşmelerdir.

IMF devlette kadrolaşmaya kesin bir şekilde karşı çıkmaktadır. Burada sorun ekonomik değildir. Sorun devletin memur kadrosu sayısının arttırılması yönündeki taleplerdir.

Sorun ekonomik değildir çünkü bugün 4/B li (sözleşmeli) olarak göreve başlayan bir öğretmen ile kadrolu olarak göreve başlayan bir öğretmenin devlete maliyetleri hesaplandığında (maaş+ekders+Sosyal Güvenlik Primleri… vs) sözleşmeli öğretmenliğin daha maliyetli olduğu görülecektir.

Bu konuda yapılacak çözüm noktasındaki en önemli sorunlardan birisi de yapılacak hukuki düzenlemedir. Eğer bakanlık tüm sözleşmelileri kadroya geçirmeyi düşünüyorsa bunu yapabilmesi için şu anda devletin elinde bulunan boş kadronun attırılması gerekir.

Son dönemde yapılan 30 bin öğretmen kadrosunun ihdasının arttırılmasının yanında Bütçe Kanununda değişikliğe gidilmelidir.

Eğer bakanlık 4/B li öğretmenleri daha önce açıkladığı gibi kademeli olarak kadrolu öğretmenliğe geçirecekse, ilk 4/B sözleşmeli öğretmen alım sözleşmeleri 2006 Temmuz’da imzalandığından bu yıl bu öğretmenlerden ancak ve ancak zorunlu çalışma yükümlülüğü 3 yıl olan 3. hizmet bölgesine 2006 yılında görevlendirilen ve çalışmakta olan 4/B li öğretmenler kadroya geçirilebilecektir.

Bu da 50 bin civarında olan sözleşmeli öğretmenlerin %5’ine civarında bir rakam olacaktır. Bu uygulamanın bu şekilde olması demek 2009 Ağustos ayında kadrolu öğretmen alımının da çok sınırlı olması demektir.

Bakan Çubukçu’nun artık sözleşmeli öğretmen almayacağız ifadesinin gerçekliğini bulabilmesi için çok acele olarak meclis tatile girmeden Bütçe kanununda ve bazı kanunlarda yapılacak değişikliklerle en azından meclisten geçen 30 bin öğretmen kadrosunun ihdası ile ilgili meclis kararıyla tahsis edilen kadroların serbest bırakılması yani MEB tarafından kullanılmasına olanak verilmesi gerekmektedir. Aksi halde öğretim yılının sağlıklı başlayabilmesi mümkün değildir.

Bilindiği gibi MEB’de her yıl ortalama 20 bin civarında emeklilik, ölüm, istifa nedeniyle kadro boşalması olmaktadır. MEB önceki yıllarda bu şekilde boşalan kadroların %50 sini kullanmakta iken 2009 bütçe kanununda bu oran %25’e düşürülmüştür. Yani bu şekilde boşalan 20 bin kadronun 10 bini kullanılabilecekken 5 bini kullanılabilecektir.

Bu ekonomik kriz ortamında emekli olan ya da istifa eden öğretmen sayısında da düşüş olması muhtemeldir.

Daha önce bakan Hüseyin ÇELİK; 2009 yılında tüm kamuya toplam 25 bin kadro ayrıldığını bunun 10bininin MEB’e tahsis edildiğini açıklamıştı.

MEB Şubat ayında 8bin kadrolu öğretmen ataması yaptığına göre elinde 2bin kadro ve istifa, emeklilik ve ölümden boşalacak maksimum 5bin civarında oluşacak kadro dışında kadro bulunmamaktadır. Bu durumda meclisten kanun değişiklikleri geçirilmediği ve sayın bakanın söylediği gibi Sözleşmeli öğretmen alımı yapılmadığı takdirde Ağustos ayında atama bekleyen öğretmenleri ve 2009–2010 yılında okullarımızı zor anlar beklemektedir.

Evet, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Hem de kısa sürede gerçekleştirilmelidir. Sayın Bakanın söylediği gibi bir daha açılmamak üzere bu defter kapatılmalıdır. Fakat bu yapılırken bu öğretmenlerimizin bugüne kadar yaptıkları görevler anlamsız kılınmamalıdır. Bu görevleri hizmetlerine puan olarak eklenmeli, zorunlu hizmet bölgesinde görev yapanların bu görevleri kadroya geçtiklerinde zorunlu hizmet sürelerinden sayılmalıdır.

Mecliste Anayasa’yı değiştirme çoğunluğuna sahip olan iktidar partisinin bu durumu aşması çok zor değildir. Kaldı ki içerisinde kafaları karıştıran hususlar bulunmayan bir yasa tasarısı tüm partilerin desteğiyle Jet hızıyla meclisten geçecektir. Böyle bir tasarıya bu uygulamayı MEB’e sokan ve şu anda Milletvekili olanların dahi karşı çıkacaklarını düşünmüyorum.

2009–2010 Eğitim-Öğretim yılının sağlıklı başlayabilmesi için önümüzde bekleyen bu durum hakkında gerekli tedbirlerin alınması, bu hafta KPSS’ye girecek olan öğretmen adaylarına sınav öncesi moral motivasyon için bu yıl atamaların ne zaman yapılacağı, sözleşmelilerle ilgili çalışmalar ve bu yıl atanacak öğretmen sayılarının ivedilikle açıklanması çok yararlı olacaktır.


MEB Bakanı Sayın ÇUBUKÇU’nun öğretmenlerin ve öğrretmen adaylarının sesine kulak vereceği ümidini taşımakla beraber, Milli Eğitim Camiasında meslektaşımız olmak için haftasonu KPSS sınavında terr dökecek olan adaylara başarılarr dilerrim.

Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi.

-memurlarnet-