Ruh Sağlığı

Ruh sağlığı, erken çocukluktan ölüme kadar devam eden ve düşünce, iletişim becerileri, öğrenme, duygusal gelişim, kendine güven gibi bir dizi süreci ifade eden bir kavramdır.
Genel olarak bakıldığında birey yaşamını, geçmekte olan bir zaman diliminin içinde ve değişen mekânlarda; kendisiyle, ailesiyle, yakın çevresiyle, içinde yaşadığı toplumla ve yaptığı iş ya da görevi ile yoğun bir ilişkiler ağı içinde sürdürmektedir. Eğer bu ilişkiler ağında denge uyum ve doyum mevcut ise birey ruhsal açıdan sağlıklıdır.
Freud bireyin ruh sağlığı açısından sağlıklı sayılabilmesi için temel iki ölçütün “çalışma ve sevmek’” olduğunu bildirmiştir. Bir kişinin ruhsal durumu, o kişinin genetik yapısı ve yaşam deneyimlerinden etkilenmektedir.
Ruh sağlığını tanımlamak güçtür. Çünkü aynı toplum içinde bile olsa, kültürel özelliklerin etkisi çok büyüktür. Ruh sağlığı tanımlamasındaki güçlükler ve etiolojisine ilişkin bilgilerin sınırlılığından dolayı koruyucu ruh sağlığı programlarının gelişmesi gecikmiştir. Bu nedenle yalnız ülkemizde değil bütün dünyada temel sağlık hizmetleri içerisinde ruh sağlığı hizmetlerinin gelişmesi diğer sağlık hizmetlerine göre geç olmuştur.
Ruh sağlığı alanı hızla gelişen bir alandır. Çünkü yapılan çalışmalar davranış ve beyin arasındaki karmaşık yapının anlaşılmasına ve elde edilen bilgilerin uygulamada kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Günümüzde ruh sağlığı alanında etkin tedavi yöntemleri geliştirilmekte ve ıv.ıhsal bozukluğu olan kişiler tedavi edilebilmektedirler. Buna karşın ruhsal bozukluğu olan kişilerin yaklaşık yarısının tedavi hizmeti alamadığı bilinmektedir. Bunun en temel nedenlerinden biri, toplumda ruhsal bozukluğu olan kişilerin damgalanmasıdır. Damgalanma sonucu kişinin tedavi hizmetinden yararlanması sınırlanmakta, çalışma yaşamı, toplum kaynaklarına ulaşması, tedavi ve sosyal hizmetlerden yararlanma oranı düşmektedir.


.alıntıdır,