Geçtiğim sokakta canlanmasaydı hayalin,
Deniz mavi olmasa, mavi denize yağmurlar yağmasa,
Toprak kokmasa, toprakta olduğunu hatırlatmasa,
Ağlamayacaktım.
Balıkçıdaki kedi bakmasaydı yüzüme yeşil, yeşil
Minik serçe yanına yaklaştığımda benden kaçmasa,
Daldaki sarı son yaprak gözlerim önünde düşmese,
Yağmur yağınca çekmese canım, sıcak çayı, sigarayı birde seni,
Yok olduğun, yoksulluğum gelmese aklıma,
Ağlamayacaktım.
Suçlarım, günahlarım olmasa,
Olsa bile cezam sensizlik olmasa..
Gün batımında, sohbetlerini özleyip,
Seni yanımda sanıp, sorduğum sorulara cevap alabilmek için
Yokluğuna çevirmeseydim başımı,
Ağlamayacaktım...
Ellerimi görmesem ellerin gelmeyecekti aklıma,
Çay bu kadar sıcak olmasa, hava bu kadar soğuk olmasa,
Mevsimlerden sonbahar, Aylardan Kasım olmasa
Ağlamayacaktım...
Köşe başındaki simitçiden iki simit alma alışkanlığım olmasa,
İkisi de benim elimde kalmasa,
Senli zamanların anıları olmasa, kaldırımında bu şehrin,
Her sokağında çıkmasalar karşıma.
Merdivenli sokağın sonunda, hâlâ yeşil boyalı, olmasaydı evin.
Penceresi açık olmasa,
İçime o anlamsız umut dolmasa,
Pencereden içeri bakınca,
Örümcek ağları el değmemişliği göstermese,
Senin adınla bir anılmasa ölüm,
Bana tuttuğun son şarkının sözleri
“Uzaklardan, yeni hayatlardan” bahsetmese,
İnan Ağlamayacaktım.
Sözümdü sana Ağlamayacaktım.