Aşk Mektupları 4

SENİ DAHA ÇOK SEVİYORUM

Şimdi seni daha çok seviyorum, daha tutkulu ve daha gerçek, hiç karşılık beklemeden... çünkü umutsuzluğa kapılmamayı öğrendim. Çünkü seni, sen olmadan da sevmeyi öğrendim, hem de delicesine. Bu öyle bir aşk ki, içinde bencilik yok, kıskançlık yok.

Seni daha çok seviyorum; çünkü seni kaybetme kaygım kalmadı artık. Her yeni güne birlikteliğimizin verdiği heyecanla uyanıyorum; gün batımlarını aşkının sarhoşluğuyla uğurluyorum. Sen ve ben, ben ve sen... yalnız ikimiz, iki coşkulu yürek var bu dünyada, aşkımızın büyülü dünyasında...

Seni daha çok seviyorum; çünkü düşlerimde, yüreğimde daima var olacaksın. Kederle değil, aşkla, umutla ve mutlulukla dolacaksın içime. Gelmeni telaşla beklemeyeceğim; hiç gitmedin çünkü, hep içimdesin. Ayrılma vaktinin tedirginliğiyle birlikteliğimizin verdiği hazdan mahrum olmayacağım; çünkü her an benimlesin, gitmeyeceksin. Gitsen bile, ben de seninle beraber gideceğim.

Seni daha çok seviyorum; çünkü şimdi daha çok benimsin. Seni kaybetme korkum kalmadı. Anladım ki, şimdi herkesten daha çok benimsin. Ben istesem de, sen istesen de biz ayrılamayız. İkimiz bir bütünün ayrılmaz iki parçasıyız artık. Birbirimizi sevdik ve birbirimizde kaybolduk. Ben “ben” değilsem, sen de “sen” değilsin; biz “biz” olduk çünkü.

Seni daha çok seviyorum; çünkü daha çok uysalsın, daha az nazlısın ve bana ihtirasla bağlısın. İstediğimde dokunabiliyorum dudaklarına. Artık bütünüyle hayallerimdesin.

Seni daha çok seviyorum; çünkü bedeninle yakınımdayken seninle yaşayamadıklarımı, paylaşamadıklarımı ve itiraf edemediğim arzularımı şimdi yaşıyorum, paylaşıyorum ve söylüyorum. Daha iyi hissediyorum teninin sıcaklığını. Daha sıkı sarılıyorsun bana ve daha anlamlı bakıyorsun gözlerime.

Seni daha çok seviyorum; çünkü görüntünü değil, seni seviyorum. Bedenin yanımda olmasa da aşkın sarıp sarmaladığı ruhun, hayalin ve anılarımız ölüme dek benimle olacak. Solup sararmayacak, daima aşk gibi taze ve canlı kalacak. Her sabah, bir öncekinden daha güzel, daha kokulu ve daha renkli bir çiçek gibi filizleneceksin yüreğimde.

Seni daha çok seviyorum; çünkü masum ve günahsız beraberliklerimiz olacak. Daha coşkulu ve daha gerçekçi yakınlaşmalarımız olacak.

Seni daha çok seviyorum; çünkü her gün, her saat, her an kulağıma fısıldayacaksın, beni ne kadar çok sevdiğini. Uykuya daldığım her gece, iyi geceler dileğinde bulunacaksın. Sonra düşlerime sızacaksın en güzel halinle.

Seni daha çok seviyorum; çünkü seni düşünmek seninle sonsuz bir yürüyüşe çıkmak gibidir. Her şeyde seni görmek, herkesi senin gibi görmek, seninle olmak değil midir? Dinlediğim şarkısın, okuduğum şiirsin, mırıldandığım nağmesin, kokladığım çiçeksin, aynadaki görüntümsün... Arındığım su, damarlarımdaki kan, doğan gün, batan güneş... hepsinde sen varsın.







HER YERİN

Gülleri güzel sanırdım, ta ki elinde görünce;

İpeği yumuşak bilirdim, oysa saçların daha ince...



Ellerini tutunca senden yüreğime doğru tarifsiz bir duygunun aktığını hissederim. Ellerinin sıcaklığı, nasırlaşan yüreğimi ısıtarak hamur kıvamına getirir. Ellerinin yumuşaklığı, pamuk tarlalarına götürür beni, bazen bembeyaz bulut kümelerinin üzerine çıkarır. Aşkın saflığını en arı biçiminde gösterir bana.

Saçların sabah melteminde, yonca tarlalarındaki dalgalanmaları anımsatır bana. Kavurucu temmuz cehenneminde her bir teli bir kalkan olur, kızgın güneş ışınlarına karşı. Gölgesinde soluklanırım. Saçların yüzümü okşayıp geçtikçe, içimi bir ferahlık hissi sarar. Kendimden geçer gibi olurum.

Gözlerin öyle derin anlamlar içeriyor ki, ne zaman baksam farklı bir zaman boyutunu görürüm. Kimi zaman geçmişin bütün izleri görülürken, kimi zaman da geleceğe dair anlamlar görünür. Kendimi ne zaman bir yolculuğa hazır hissetsem gözlerine bakarım. Sonra kendimden geçerim ve her defasında farklı bir diyarda bulurum kendimi. Hazla dolup dolup taşarım. Mutluluk zerrelerime kadar işler, bütün hücrelerimi doldurur.

Nefesin, güney rüzgarlarına benzer. Yağmurda ıslanan ve titreyen yüreğime sıcaklık verir. Bin bir çiçekli aşk bahçenin bütün kokularını taşır. Sana yaklaştığımda, nefesinin etkisiyle içimi tatlı bir ürperti sarar. Kendimi aşk bahçesinin eşsiz görüntüsünün ortasında bulurum.

Tenin tenime değdikçe heyecandan yüreğim dışarı fırlayacakmış gibi çarpar. Sıcaklığın sıcaklığıma işler ve seninle tek beden oluruz. En heyecanlı ve en uçarı hayalin yolculuğu başlar. İkimiz bir olmuş ve sonu görünmeyen bir boşlukta koşarız. Bitmesini istemediğim anlarımda birini yaşarım.

Kalbinde kendime ait bir yer bulduğumda kendimi ıssız bir deniz kıyısında bulurum. Sakin denizden serin bir esinti tenimi yalayarak geçer. Kızgın kumların üzerinden koşar adımlarla geçerek denize dalarız ikimiz. Kendimizi ılık suların sükunetine bırakırız. Bizi anlatan bir şarkı bestelenir martılar tarafından...

Her yerin ayrı bir güzel, her yerinde farklı bir büyü var. Kendimi ne zaman sana kaptırsam, özlemlerin giderildiği ve hayallerin gerçekleştiği harikalar diyarına varırım, en mutlu insanı olurum yerkürenin.



BİR ADIN YALNIZLIK

Önün aydınlıktır senin, arkan karanlık... Seninle beraber, evren daha beyazdır. Ruhumu saran sis perdesi aralanır. Karanlıklar parçalanır, dağılır bir bir. Dünyama bir aydınlık dolar. Sensizken karanlıklara boğulurum yeniden, içim daralır, soluğum kesilir. Gün yüzüne açılan kapılar kapanır yüzüme. Dünya, yeniden asırlık karanlığına gömülür.

Bir mevsimin kıştır, diğer mevsimin yaz... Yokluğunda konuğu olurum kuzey kutbunun. Dört bir yanım soğur, her duygum buz kesilir. Varlığınla çözülür hayallerim. Isınır ve erir hislerim. İçimdeki hasret, gözlerinde doyulmaz bir seyre dönüşür ve Babil Asma Bahçeleri’nde seninle bitmeyen bir yolculuk başlar.

Bir adın yalnızlıktır, diğer adın panayır... Gidişinle birlikte şehir de göç eder adeta. Bütün sokaklar suskunluğa bürünür. Duyduğum şarkılar, sadece hüznü anımsatır bana, yalnızlığımı derinleştirir. Gelişinle bir panayır yeri olur koca kent. Neşe, mutluluk, eğlence, sevgi ve aşk coşkuyla akar yollarda. Gece gündüze karışır. Şölenler, sabahtan akşama, akşamdan sabaha dek sürer.

Bir yanın ayrılıktır, diğer adın vuslat... Anlamsız bir korku birikir içimde, geçmiş aşklardan kalma. Ya diğerleri gibi beni bırakıp giderse, ya yağmurlu bir sabah uyandığımda yanımda bulmazsam, ya benden habersiz terk ederse, ya bir gün gelip de aşkı tükenirse... Fakat yüreğimin bir başka derinliğinde bir umut oluşur. Beni seviyor, içimdeki varlığına paralel, bana bağlılığı artıyor. Her geçen gün daha çok kıskanıyor, daha çok takibe alıyor beni ve daha çok sahipleniyor, diye düşünürüm. Kıskanıldığım için bunalmam, sıkılmam, aksine daha mutlu olurum, sevinirim.

Gözlerindeki bir anlam hüzündür, diğeri umut... Ne zaman sevgin azalsa, gözlerin ele verir seni. Hüzün rengine bürünür, grileşir. Ayrılığın yakın oluşunu bütün benliğimle ve derin bir acıyla hissederim. Ağzından çıkacak sözlere önem vermem, sadece gözlerini takip ederim; çünkü onlar her şeyi anlatır, en gizli sırları ele verir. Yüreğindeki sevgi arttıkça, ışıldar gözlerin, umut olur bana. Kalış süresinin uzayacağının işaretidir. Sonra gözlerindeki parlaklıkta kendimi bulurum ve bakarım ki, benim de gözlerim ışıldar ve umut saçar, umutsuz aşklara, âşıklara.



İLKBAHAR AŞKI

En taze mevsimdir ilkbahar, doğanın yeniden şekillendiği, canlandığı, toprağın dirildiği, kuşların ötüştüğü, güneşin sıcaklığına yeniden kavuştuğu mevsimdir. En önemlisi ve daha ötesi aşkların, âşıkların coştuğu mevsimdir.

Sonbahar hüzündür, ayrılıktır; aşkların son bulduğu ya da hüznün yürekleri parçaladığı, gençliğin avuçlarda kayıp gittiği mevsimdir. Dökülen her bir yaprak, sararıp solan veya durgunlaşan bir aşkın habercisidir. Bitmeyen aşklar suskunluğa bürünür, dalgasız deniz gibi durulur bu mevsimde.

İlkbahar durgun aşkların coşması için bir fırsattır; biten sevdaların ardındaki pişmanlıkların umuda dönüşmesi ve daha sağlam aşk temellerinin atılması için kaçırılmaz bir şanstır.

Filizlenen her çiçek, yüreğimdeki aşkı yeniden süsler. Sevgilinin yüzünde tebessümler uçuşur, gözlerindeki parlaklık yüzüme yansır. Yüzündeki mutluluk, aşkın en saf ve duru halini tasvir eder. Elinin yumuşaklığı, nefesinin sıcaklığı, soğuk ve donuk ilişkimizin, aramızdaki uzun mesafelerin kış mevsimine gömüldüğünü gösterir.

Bütün âşıklar suskundur, ilkbaharda. Sözler sukut bulur, aşkın dili konuşur.

Ayrılık şarkıları çalınmaz, sabahı bülbüllerin aşk nağmeleri doldurur. Bozkırlar yeşile çalar, güller daha mağrurdur. Serin gecelere mührünü vurur, en ateşli yakınlaşmalar, en ihtiraslı birleşmeler, en tutkulu öpüşmeler...

Kalbi boş olanlar ve inadına aşkı inkar edenler, baharın coşkusuna yenik düşüp aşka yelken açar, acemi birer denizci gibi.

Terkedilmişlik duygusuyla dolup taşanlar, en derin sitemlerini dile getirirler. Sessiz feryatlar yükselir yüreklerinde. Gökyüzüne çıkar çığlıkları, sonra dalga dalga yayılır yeryüzüne.

Kimi yeni aşklara kapı aralar ve kapatır eski yaralarını. Yarım kalan aşklar tamama erir, saadet bulur.

Yüreğim bozkıra dönüşse bile, geçmişte yaşanmış, bitmiş ve yarım kalmış bütün aşklarım yeniden filizlenir, anılarla canlanır ve hepsini yeniden yaşar gibi olurum. En eskisini, en yenisini aynı coşkuyla ve aynı ritimde yan yana yaşarım. İlkbahara layık yaşarım. Öyle yaşarım ki, ardımda pişmanlık kalmasın.


.ALINTIDIR.