Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu..

Eğitim sisteminde reform yapıyoruz. Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde böyle diye…
Ama Avrupa’da derslerin saat 9’da başladığını hesaba katmıyoruz.(İngiltere 08:40-09:00, Fransa 08:30,-09.00, Almanya 08:00-08:45)
Oysa 4+4+4 sistemde okullarımızın %70’i ikili sisteme (sabahçı-öğlenci) geçiyor. Özellikle ülkemizin doğu yarısı ikili sistemden çok fazla sıkıntı yaşayacak.2000’li yıllarda okulları normal eğitime geçirme girişimleri bir anda tepetaklak oldu.12 yıl geriye gideceğiz.
Ankara, İstanbul, Antalya, Burdur, Konya, Kocaeli illeri 4+4+4 sistemine göre okulların planlamasını yaptılar. Mevcut normal eğitim yapan okulların yarısından çok fazlası ikili eğitim olarak planlandı.

Avrupa’da ikili eğitim yapan ülke var mı? Yok

Niye ülkemizin öğrencilerine, velilerine, öğretmenlerine bu reva görülüyor.

El cevap: Ülke şartları

Avrupa’nın hangi ülkesinde sabahın köründe daha havalar ışımadan yollarda okullarda..
Çocuklar güneşin ışınlarını sınıfların içinden seyredecekler.
Avrupa’nın hangi ülkesinde hava kararmış hala okulda ders yapıyor? Analar babalar okul kapısının önlerine doluşmuşlar çocuklarını eve götürebilmenin kavgasını yaşıyor?

Avrupa’nın tek ülkesinde. Türkiye’de.

Bu ülke ki vatandaşı “Avrupa’da böyle” diye sadece işine geldiği tarafı kendisine uyarlıyor ama diğer olumsuzlukları görmezden geliyor “ülke şartları” deyip geçiştiriliyor.
Yap-boz ’un bir parçasını almış sığmayacak yere sıkıştırılıp illaki yap-bozu tamamlamaya çalışıyor.
Oysa bu yapbozda o kadar büyük parçalar var ki yapboza bir türlü oturmuyor.
Bakanlar açıklama yapıyorlar. “Avrupa’da öğretmenler daha çok çalışıyor. Bizim öğretmenlerimiz de daha çok çalışmalılar?”
Avrupa’da öğretmenlerin aldıkları ücreti görmezden geliyorlar. Avrupa’da öğretmenlerin imkânlarını, özlük haklarını dikkate bile almıyorlar.
Yani bu iş lahana turşusuyla perhiz yapma olayını çok çok aştı.
Eğitimciler bas bas bağırıyorlar.
“Biz her türlü eğitim sistemine varız. Her şartta eğitim öğretim yaparız. Avrupa sistemi, ABD sistemi, Arap sistemi fark etmez.”

Ancaaaaak

Bizim öğretmenlerimiz de her şeyi hakkediyorlar Avrupa’daki öğretmenler gibi.
Önce itibar istiyor.
Milli Eğitim Bakanı tarafından vatandaşa tu kaka olarak anlatılmasını istemiyor. Kendi bakanları tarafından “çalışmıyorlar, çok tatil yapıyorlar, çok para kazanıyorlar” gibi yalan demeçlerle vatandaşın gözünde küçük düşürülmek istemiyor.
Bakan unutmasın ki “askerine güvenen komutanlar savaş kazanırlar” Tıpkı Hz Muhammed gibi. Mustafa Kemal gibi. Alparslan gibi.
Onurunun haysiyetinin itibarinin mesleki fedakarlığın siyasiler tarafından rant, çekişme, siyasi güç gösterisi ile ayaklar altına alınmasını istemiyorlar.

Ekonomik olarak rahatlık istiyorlar

Avrupalı öğretmenler gibi Avrupai bir turistik seyahat değil ama yılda bir kere olsun bir hafta gönlünce tatil merkezlerinde eğlenmek, dinlenmek imkanına sahip olmak istiyorlar.
Aile miraslarıyla ya da emekli olduğunda değil (emekli parasıyla da ancak araba alınabiliyor) kendi maaşlarıyla ev ve araba almak istiyorlar.
Bir öğretmene yakışır ekonomik rahatlıkta bankalara konu komşuya dilenmeden, ödenmeyen faturalar yüzünden elektriği suyu telefonu kapanmadan, evine haciz gelmeden yaşamak istiyorlar.
10-20 lira değil gerçekten çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar çocuk yardımı tazminat ve yardımlar istiyorlar

Atamalarda önüne engellerler çıksın istemiyorlar. İlk atamada Ankara’ya tayin olanlarla Doğu’da 5 yıl görev yapıp tayin isteyemeyenler arasındaki adaletsiz uygulamalar son bulsun istiyorlar.

Tayin isteyebilmek için sahte evliliklerin, ailesi adına alınan sahte hastalık raporlarının, eşini geçici sigortalı çalıştırma hilelerinden arınmak istiyor. Ailenin bütünlüğünün korunmasını istiyorlar.

Basına açıklama yapma hakkı istiyorlar. Gerektiğinde özgürce yazılar yazmak istiyorlar. Hak arama mücadelesi içinde olmak istiyorlar.

Eğitim öğretim haricinde her alanda her platformda siyaset yapmak istiyor. Facebook’da Başbakan’ın, Milli Eğitim Bakanının karikatürlerini paylaşmak istiyorlar, fişlenme, ihbar edilme, ceza alma korkusu yaşamadan
Eğitimin siyasilerin kronolojik savaş arenasından çıkarılmasını istiyorlar.
20 kişilik sözde değil özel sınıflar istiyorlar.
Dört köşe betonarme okul değil, öğretmenlerin eğitim öğretim verebileceği donanımlı okul istiyorlar Avrupa’daki gibi.
Velilerden para toplamak istemiyorlar. Devletin sosyal olma gereklerini yerine getirmesini istiyorlar.
Okullarında can güvenliği istiyorlar.
Yöneticilerinin siyasi baskılarından, mobbinglerinden kurtulmak istiyorlar.
Kılık kıyafet özgürlüğü istiyor.

Tüm bunlar…

Bizim öğretmenimizin hakkı değil midir?

Her şeyimiz Avrupalı. Eğitim sistemimiz de Avrupalı oldu. Öğretmenimiz de Avrupa’ya yakışır olsun.
Unutulmasın ki eğitimi yapacak olan öğretmenlerdir. En kusursuz sistemi de getirseniz dahi öğretmenleri memnun etmeden hiçbir zafer kazanamazsınız.

Mustafa ÜLKEM