MEB İlköğretim Kurumları yönetmeliğinde yaptığı değişiklik şöyle:

“Okula Kayıt Yaşı

Madde 15 — (Değişik:RG-21/7/2012-28360)

İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 66 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Gelişim yönünden ilkokula hazır olduğu anlaşılan 60-66 ay arası çocuklardan, velisinin yazılı isteği bulunanlar da ilkokul birinci sınıfa kaydedilir.

Yaşça kayıt hakkını elde eden, ancak bedenen veya zihnen yeterince gelişmemiş olup okula uyum sağlayamayan 66 ay ve üzeri çocuklar da kasım ayı sonuna kadar sağlık kurumlarından verilen bedenen veya zihnen gelişmemiş tıbbi tanılı rapor üzerine okul öncesi eğitime yönlendirilebilir veya kayıtları bir yıl ertelenebilir.”

Öncelikle belirtelim yıllardır okullarımızda kanuna göre yaşını doldurduğu halde birinci sınıfa devamı uygun görülmeyen öğrencilere okul karar verirdi. Bunu da Rehber Öğretmenler, Sınıf Öğretmeni, Okul İdaresi ve Veli işbirliği ile yapılırdı.

Bu konuda Türk Tabipler Birliği de tepkisini “MEB topu hekimlere atmaktan vazgeçmeli” ifadeleriyle dile getirmiştir.

1- Bu düzenleme ile sanki vatandaşa karşı bir güvensizlik anlamına gelecek yanlış bir uygulamaya gidildi. Neden yanlış ona bakalım. Birincisi Devlet hastanesinde görev yapan çocuk doktoru yada psikiyatr’ın raporuyla okula gönderilemeyebilecek. Bu konunun doktorlara havale edilmesi doğru olmamıştır. Bu işin kararının eskiden olduğu gibi okullara bırakılması gerekirdi.

2- Hangi mantıkla olduğu bilinmez raporun da devlet hastanelerinden alınması gibi bir konu gündeme getirilmektedir ki bu kendi rahatsızlıklarında dahi özel hastanelerden vazgeçmeyen bakanlar dahil tüm yöneticilerin bu kurumlara güvensizliği olarak algılanabilir. Fakat burada güvensizlikten çok işi yokuşa sürme anlayışı olduğu söylenebilir.

3- Bu noktada sanki ya vatandaş göndermezse kaygısı yaşanmış ve bunu bertaraf etmek için iş yokuşa sürülmüş, zorluk çıkarılmaya çalışılmış. Burada bir de psikolojik baskı var. Vatandaş çocuğuna bedenen yada zihnen gelişmemiş raporu alacak. Bizim toplumlumuzda aile böyle bir rapora çocuğunun geleceği etkilenir diye olumlu bakmaz.

4- Son yıllarda beyan esaslı mevzuata sahibiz. Yani artık vatandaş memur olurken bile benim sabıkam yok, askerlik durumum şudur, sağlık durumum şöyledir gibi beyanda bulunuyor belge dahi getirmiyor. Hal böyle iken bir çocuğunu bir yıl geç göndermek isteyen, gelişimini tamamlamadığını düşünen vatandaşın beyanını esas almayıp zora koşmak neden?

5- Asıl önemlisi ise burada mantığın ters işlemesi. Alınan rapora dikkat edelim. Benim çocuğum 67 aylık ama ben okula göndermek istemiyorum bir yıl ertelenmesini istiyorum talebi için doktor raporu gerekiyor fakat benim çocuğum 60 aylık siz 66 aylık ve üstünü alıyorsunuz ama ben de göndermek istiyorum diyenin dilekçesi yeterli. Yani erken gönderimde beyan yeterli.

Bu noktada soruyorum: Vatandaşın küçük yaştaki yani 60 aylık çocuğun okula uygun olup olmadığı zihnen yada bedenen gelişip gelişmediği mi doktor raporuna bağlanmalıydı yoksa yaşını doldurmuş olanın uygun olmamasının mı? Doktorun asıl rapora bağlaması gereken konunun; 60 aylık çocuğa bu çocuğun yaşı küçük, ezilir, okuması uygun değil yada yaşı küçük olmasına rağmen okula gitmesinde sakınca yoktur şeklinde olması gerekmez miydi?

MEB’in bu mantığı ve mevzuatı maalesef kendi öğretmenine ve vatandaşına güvenmeme üzerine kurulmuştur.

Yıllarca İlköğretimde çalıştım ve biliyorum ki; çocuk kanuni yaşı gelince okula kaydedilir. Okula 1-2 ay devam ettikten sonra öğretmen hiç kimseye potansiyel olarak bakmadan uyum sağlayamayan, kalem tutamayan öğrencilerle ilgili idareye başvurur. İdare de, veli, rehber öğretmen, okul öncesi öğretmeni ve sınıf öğretmeni ile işbirliği yapar ve veliye, çocuğunuz burada ezilir, henüz gelişimini tam tamamlamadı isterseniz bu yıl okul öncesine alın gelecek yıl okula devam eder denilirdi. Bugüne kadar bu konuda problemler yaşandığı da pek görülmemişti.

Bakanlık yaşı aşağı çekince ya vatandaş göndermezse kaygısı taşımış olacak ki göndermeyeceksen doktor raporuna bağla (üstelik devlet hastanesinden olsun) çocuğunun zihinsel yada bedensel gelişimini tamamlamadığını belgele denilmiştir.

Tekrar ifade edelim ki asıl rapora yada karara bağlanması gereken konu yaşı küçük olanın (60-66 aralığı) uygun olup olmadığı konusudur. Diğer konu velinin beyanına bağlanması gerekir. Bırakın da bir anne yada baba çocuğunu bir yıl geç başlatıp başlatmama konusunda söz sahibi olsun. Erken başlatma konusunda da uzmanlar karar versin.

Bu işin uzmanı da doktordan çok eğitimcilerdir. Bugün kaynaştırma eğitimine tabii olacak, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlülüğü… olan çocuklara dahi eğitimciler karar verirken yani MEB içerisinde kararlaştırılırken bir çocuğun okula uyum sağlayıp sağlayamadığına neden eğitimciler karar veremiyor?

MEB bu hatadan dönmelidir. Vatandaşı çocuğu için zihinsel ve bedensel gelişimini tamamlamadı raporuna zorlamamalı, velinin çocuğunu adeta belgelendirmesi, veliler ve çocuklar arasında “onun doktor raporu var, o zihnen yeterli değilmiş” konuşmalarından uzak tutmalı ve bu konuda geçmişte olduğu gibi sınıf öğretmeninin gözlemleri ile veli-okul işbirliği içerisinde çözümlenmesi yolunu tercih etmelidir. Anne babanın kendi çocuğu üzerinde tasarruf kullanmasına engel olunmamalıdır.

MEB mantığı ters işletmemeli, 60-66 aylık çocukların yeterli olup olmadığı konusunda daha titiz davranmalı bunu da eğitimciler vasıtasıyla yapmalıdır.

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Füsun Çuhadaroğlu’nun sözleri de bizi doğrulamıyor mu sizce? “66 aylık çocuğun ilkokul disiplinine girmesinin onun ruhsal, duygusal ve bilişsel gelişimini sekteye uğratarak yıllarca sürecek akademik hayatı açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını iddia etti.Çuhadaroğlu, Türk Tabipleri Birliği'nde (TTB) düzenlediği basın toplantısında, 66 aylık çocukların, okul öncesi eğitim almadan ilkokula başlamamaları gerektiğini savundu. Çocukların 72 aydan önce birinci sınıfa başlamasının kaygı bozuklukları, okul başarısızlıkları, kendine güvensiz olarak büyümeleri ve davranış sorunlarının gelişmesi açısından sakıncalı olacağını öne süren Çuhadaroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan soruna çözüm bulmasını istedi.”

Ayrıca tecrübeler göstermektedir ki bizim vatandaşımız çocuğunu geç göndermek için değil erken kaydedebilmek için mücadele verir. Geçmiş uygulamalarda kanun Eylül’e işaret ettiği halde yönetmelikle Aralık sonu itibariyle 6 yaşını dolduranlara kayıt hakkı tanırken sonraki yılın ocak ayı sonunda 6 yaşını dolduranların kaydedilmesi için okula baskı yapılırdı.

Uzun sözün kısası: MEB, tecrübeden yararlanmayan, öğretmenine ve vatandaşına güvenmeyen bir anlayışı yansıtan bu düzenlemeden vazgeçilmelidir.

Saygılarımla…

Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi