ÇOCUKLUK ÇAĞINDA BABANIN ROLÜ NEDİR?

Baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu yeni role hazırlıklı hale gelebilmek için hem psikolojik olarak hazır olmak hem de bir çocuğun ihtiyaç duyduğu bakım, eğitim ve psikolojik destek hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. Ayrıca çocuğun gelişim özelliklerini bilmek de önemlidir. Bu bakımdan babalık rolünü iyi öğrenmek gerekmektedir. Aile içinde yetişen çocuk anne ve babasından aldığı eğitim yolu ile toplumsallaşır Özellikle erkek çocuklar babalarını model olarak alırlar ve onların gözünde babanın çok önemli bir yeri vardır. Bu nedenle babalık rolü tıpkı annelik gibi çocuğa sahip olmayı istemekle başlar. Her iki eşin de çocuk sahibi olmaya karar vermeleri, kendilerini bu göreve hazır hissetmeleri önemlidir. Baba adayının çocuklarıyla ilk iletişimleri annenin hamilelik döneminde eşlerine yardımcı olmalarıyla başlar.
Kimi babalar, çocuk bakımının yalnız annenin işi olduğunu sanırlar. Babanın gösterdiği güven ve dostluğun, çocuğun karakteri ve ahlakı üzerinde etkili bir rol oynadığını bilmekteyiz. Baba çocuğuyla doğduğu andan itibaren meşgul olmalıdır. Çocukla sadece anne ilgilenirse daha sonra sahneye girmek isteyen baba güçlük yaşayacaktır. (Spock, 1972: 27)
Yani babalık çocuğu kucağa alır almaz hissedilen bir duygu değil, geliştirilen bir duygudur. Erkeklerin çabucak babalık rolüne ısınmaları için ilk etapta hamilelik süreçlerini eşiyle paylaşmalı, dayanma kapasitelerine göre doğum anında eşlerinin yanında olmalı, doğumdan sonra çocuğun günlük işleriyle uğraşma sürelerini arttırmalı, altını değiştirmeli, banyosunu yaptırmalı, mamasını yedirmeli, uyutmaya yardımcı olunmalıdır. (Özdalga, 2007)
Babanın da hamilelikten itibaren bu konuda anneye gerekli psikolojik destek sağlaması gerekir. Babanın anneye verdiği destek, çocuklara ayırdığı zaman, çocuk eğitimine doğrudan veya dolaylı katılımı birçok problemi oluşmadan engellemektedir. (Aydınlı, 2003:101)
Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun kişiliğini etkiler. Örneğin aşırı otoriter tavır ve ilgisizlik çocukların utanç, çekingenlik gibi kişilik özellikleri geliştirmelerine neden olabilmektedir. İlgili ve sevgi dolu bir tavır ise çocukların sosyal uyum yeteneklerinin artmasına, liderlik özellikleri geliştirebilmelerine etki etmektedir. Babanın sağlıklı bir otorite sağlayamadığı, disiplinsiz ve aşırı hoşgörülü bir tutumda olması ise çocukların bazı uyum ve davranış bozuklukları yaşama olasılığını artırmaktadır.
Babanın en önemli rollerinden biri de çocuğun psiko-seksüel gelişimi üzerindeki etkileridir. Kız ve erkek çocukların doğuştan getirdikleri kendi cinsiyet rollerine ait özellikleri ancak sağlıklı modellerin izlenmesi ve taklit edilmesi yoluyla gelişebilmektedir. Babanın aile içindeki tavrı, fonksiyonu, çocuğuyla kurduğu yakın, açık ve güvenli bir ilişki, özellikle erkek çocuğun baba ile özdeşleşmesini kolaylaştırmakta ve kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır.
Erkek çocuklar taklit edebilecekleri ya da yakın ilişki kurarak özdeşleşebilecekleri iyi bir model bulamadıklarında kendi cinsel kimlik gelişimleri bu durumdan olumsuz etkilenebilmektedir. Ya da babanın aile içinde yeterince etkin olamadığı durumlarda erkek çocukların erkeksi özelliklerinin yeterince gelişememesi riskinin oluşabileceği bilinmektedir.
Aynı şekilde kız çocuklar için de babanın rolü, karşı cinsi anlaması, kendine güven geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır. Babayla iletişimde bulunarak erkeklere nasıl tepkide bulunacaklarını ve erkeklerin kendi cinsiyetlerine nasıl tepkide bulunduklarını öğrenmektedirler. Yetersiz baba modeli ya da baba yoksunluğu kız çocukları özellikle ergenlik döneminde etkilemekte ve ergenlik sıkıntılarının daha şiddetli yaşanmasına neden olabilmektedir.
Anneler genelde çocuklarıyla daha fazla zaman geçirirler ve kuralları uygularken pratikteki zorluklar nedeniyle tutarlı davranamayabilmektedirler. Bu noktada, babanın sadece kızan, bağıran, otoriteyi temsil eden, kendisinden korkulan ve tehdit unsuru olarak kullanılan rolde tutulması sıkça rastlanılan bir durum olmaktadır. Oysa bu tutum hem çocukların yeterince disipline edilememelerine neden olmakta, hem de babayla iletişimden uzak olmasını sağlamaktadır. Bunun yerine, annenin de babanın da belli esneklikleri bulunan, mümkün olduğunca ortak disiplin ilkeleriyle yaklaşan ebeveynler olması gerekmektedir. Daha az zaman geçirmiş olmak, kuralların tutarlık içinde uygulanması konusunda zaman zaman babalar için avantaj oluşturmaktadır. Ama bu avantajı, babayı korku objesine çevirerek dezavantaja dönüştürmemek gerekmektedir.
Babaların bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçirememeleri ve onlarla yeterince ilgilenemedikleri kaygısıyla onları hediyeye ve oyuncağa boğdukları bilinmektedir. Ve böylece her akşam eve geldiğinde “baba bana ne getirdin” diyen çocuklarına bir şey vermenin hazzını yaşayabilirler. Oysa bu tavır çocukları yeni bir şeye sahip olmanın keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmelerine ve bir türlü sahip olduklarından memnun olamamalarına neden olmaktadır. Üstelik aslında baba ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini de asla tutmamaktadır. Her gün bir oyuncak getirmek yerine çocuğunu kucağına alıp onunla 5-10 dakika sohbet etmek, o günün nasıl geçtiğinden söz etmek, çocuklar için de babalar için de çok daha doyurucu olmaktadır. (Temur, 2006)
Çocuğunuzla iyi iletişim kurmanız önemlidir. Tıpkı annesiyle olduğu gibi sizinle de yakın ve sıcak ilişki kurabilmesi ve üzüntüsünü ve mutluluğunu sizinle paylaşabilmesi gerekmektedir. Oysa babasının kendisinden uzak olduğunu hisseden çocuklar babalarıyla aralarında bir mesafe olması gerektiği mesajını alırlar ve bu durum onların ihtiyaç duyduklarında gerekli desteği talep etmeleri konusunda çekingen kalmalarına neden olabilir. Böyle bir durumda bu desteği başka kaynaklardan arama riski oluşacaktır. Özellikle küçük yaşlarda babalarıyla duygusal anlamda yakınlaşamayan çocukların ergenlik dönemlerinde daha büyük sorunlar yaşadıkları ve bu dönemin zorluklarıyla baş etme konusunda daha yetersiz kaldıkları bilinmektedir. Bu nedenle zaman kaybetmeden çocuğunuzu dinlemeye ve onunla yakınlaşmaya başlayın. (Temur, 2006)
Özet olarak babalar da çocuklarına; sevgi, oyun ve eğitim gibi konularda gerekli desteği vermelidirler. Babanın bu rolü oldukça önemlidir. Çalışma ve şehir hayatının getirdiği imkânlar ile birlikte, kaybettirdiği güzelliklerinde olduğunu unutmayarak bütün babaların yeterince duyarlı olması gerekir. Aksi takdirde elde edilen bir çok maddi imkân bile çocukların mutluluğunu sağlamaya yetmeyecektir. (Aydınlı, 2003)

alıntıdır.