BEDEN DİLİNİN ŞİFRESİNİ ÇÖZÜN


Sözsüz iletişimin bilinen en popüler öğesi beden dilidir. Beden dili, gözleri, dudakları, başı, elleri, ayakları, omuzları, jestleri, dokunmayı, hareketleri ve duygusal yüz ifadelerini kapsamaktadır.

— Karşınızdaki kişinin mutlu ya da üzgün olduğunu jest ve mimiklerinden anlayabilirsiniz.

Gerçek mutluluğun yüzdeki ifade edilişi, dudaklardan ve göz kapaklarından anlaşılır. Yoğunluk ise dudak hareketiyle belirlenir. Ağız ve dişler bazen eşlik eder. Mutlu bir kişinin ifadesinde, burnun dışarıya ve ağzın köşelerine doğru aşağıya yayılmasından dolayı alında kırışıklık çizgileri yer alır. Bu duruma naso-labial katlanma denir. Gülümsemenin şiddetine göre yanaklar kabarır. Ne kadar gülünürse o kadar naso-labia katlanma kendini belli eder, yanaklar kabarır ve gözlerin altında çizgiler oluşur. Üzüntünün yüzün üç bölgesinde kolaylıkla ayırt edilebilen bir görünümü vardır. Kaşların içteki köşeleri gerilir, göz kapaklarının içteki köşeleri yukarı kaldırılır ve dudakların köşeleri aşağıya doğru bükülür. Aşırı korkmuş bir yüz, kaşların ikisi birlikte yukarı kaldırılmış, gözler açık ve alt dudak gergin ve şaşkınlıktan farklı olarak dudaklar yana doğru gerilmiş olur. Şaşkın bir yüzde ise kaşlar yukarıya çan eğrisi şeklinde kalkmış, dudaklar gergin olmayan bir biçimde açık ve çene aşağıya sarkmıştır.

— İletişim kurarken, gözlerinizi kaçırmayın

Göz teması ise bir diğer önemli araçtır. Kültürümüzde dinleyen, konuşanla daha fazla göz teması kurma eğilimindedir. Ancak hiç kurulmayan göz teması kendine güvensizliğe ve aşırı göz kırpma yoğun kaygının habercisi olabilir. Kayan ve bir noktaya odaklanan gözler, kişinin düşündüğünü ya da bir şey hatırlamaya çalıştığını gösteriyor olabilir. Göz bebeklerinin (pupil dilation) açılması ise dikkatin verildiğine, odaklanıldığına işaret eder.

Türk kültüründe, kafayı sallamak onaylamak anlamına gelirken, sağa sola sallamak onaylamamak anlamına gelir. Ne var ki, Sri Lanka’da durum tam tersidir. Kafayı yana doğru sallamak ve ayak hareketleri öfkenin göstergesi olarak kabul edilir.

Karşınızdaki kişinin konuşmadan, beden diliyle anlamak istedikleri:

— Omuzları öne doğru eğmek, ilgilenmek dinlemek anlamına gelir. Sarkmış, kamburlaşmış bir omuz sizi dinlemediğini ya da üzgün olduğunu gösterebilir.

— Omuz silkmek ise, istemediğinin, kızdığını ya da kafasının karıştığına işaret edebilir.

— Kolların kapanması savunmayı ya da iletişime kapalılığı, kolların ve ellerin açık olması ise açık olmayı gösterir.

— Ayaklar ve bacaklar rahat görünüyorsa, kişilerarası etkileşime daha açık olunduğunun, ayaklar gergin ve huzursuz ise özellikle kaygının ağır bastığını saptamışlardır.

Sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenler:

Sağlıklı bir iletişim için sözel olduğu kadar sözel olmayan davranışları da gözlemleyin, aklınızda tutun, eğer bariz bir ikilem varsa, bunu yargılayıcı bir biçimde söylemek yerine (utandın ki kızarıyorsun, neden kızarıyorsun gibi), betimleyici bir biçimde (farkında mısın bu konuda konuşunca yüzün kızarıyor gibi geldi gibi) söyleyebilirsiniz. Hangi yüz ifadelerini ne şiddette kullandığınızı görmek için aynaya bakın, mimiklerinizi izleyin. Bazen bazı duygu ifadelerini kontrol etmekte güçlük çekiyor olabilir ya da dikkati kaydıran fazla jest kullanıyor olabilirsiniz. Bunların neler olduğunu öğrenmek için yakınlarınızın geribildirimlerine açık olun ve en önemlisi farkındalık kazanın.

“Beden dilini okurken kültür ve sosyal bağlamda önemlidir”

Psikiyatrist Doktor Güray Gülseren’e göre, sözel dil kadar sözel olmayan dil de sağlıklı bir iletişimde çok önemli bir rol oynar. Çoğu zaman farkında olmadan karşımızdakine sözel dilimizi desteklemeyen ve çoğu zaman gerçek düşüncelerimizi açığa çıkaran mesajlar göndeririz. Ne var ki bunları yorumlarken içinde bulunduğumuz kültür ve sosyal bağlam çok önemlidir. Örneğin, gözlerinden yaş gelmesi mutluluğun da, gerginliğin ya da öfkenin de temsilcisi olabilir. Otururken kıvranmak, sallanmak kaygının ve huzursuzluğun ya da mide ağrılarının göstergesi olabilir.

Yazan : Dr. Güray Gülseren