Öğretmenlik, 2001 krizinden sonra “en garanti ve gözde” mesleklerden biri olurken, eğitim fakültelerinin puanları da hızla yükseldi.
Bazı üniversitelerde bu programların puanları mühendislikler ve tıplarla yarışır hale geldi. Ancak eğitim fakültelerinin sayısının son 10 yılda 63’ten 97’ye ulaşması, sayıları 184’ü bulan fen edebiyat fakülteleri öğrencilerine de öğretmenlik için pedagojik formasyon hakkının tanınmasıyla sayıları hızla artan öğretmen ordusu oluştu. Bugün atanamayan öğretmenlerin sayısı da 300 bini aştı. Sonunda işsiz öğretmenler ordusunun sayısının daha fazla artmaması için gereken önlemler alındı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Milli Eğitim Bakanlığı’nın talebiyle geçtiğimiz nisan ayında Okul Öncesi Öğretmenliği, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Özel Eğitim Bölümü öğretmenlikleri ve İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği ikinci öğretim programları hariç, eğitim fakülteleri bünyesinde yer alan diğer alanlardaki mevcut ikinci öğretim programlarının kapatılmasına ve kapatılan alanlarda yeni ikinci öğretim programlarının açılmamasına karar verdi. YÖK, aynı zamanda başka bir karar aldı. Bu da fen ve edebiyat fakültesi öğrencilerinin öğretmenlik yapması için verilen pedagojik formasyonun kaldırılması oldu. Bu yıldan itibaren fen edebiyat fakültelerine girecek öğrenciler artık öğretmenlik yapma hakkına sahip olmayacak.

13 BİNİ AŞKIN KONTENJAN GİTTİ

Kararların yaşama geçmesiyle birlikte ikinci öğretim ile uzaktan eğitim veren programlara bu yıl öğrenci alınmayacak. Bu programların kontenjanları da 13 bin 542’yi buluyor. Öğretmenlik için ikinci ya da uzaktan eğitimi tercih edecek adaylar ile fen edebiyat fakültelerine öğretmenlik hakkına da sahip olmak için giden adayların önünde bundan sonra tek yol kalıyor: Eğitim Fakülteleri. Bu nedenle bu yıl eğitim fakültelerini tercih edecek öğrencilerin geçmiş yıllara göre sayılarının daha fazla olacağına dikkat çeken uzmanlar, öğretmenlik programlarının puanlarının ve başarı sıralarının yükseleceğine işaret ediyor.

İŞLETME PROGRAMINDA REKOR

YÖK bu yıl toplam 36 programda kontenjan artırdı ya da düşürdü. Kontenjanı en fazla artan iki program İşletme ve Sosyoloji. İşletme’de kontenjan artışı 37 bin 792 oldu ve 64 bin 652’ye çıktı. İkinci sıra 10 bin 359 kişilik artışla Sosyoloji’de. Bu programın geçen yıl 19 bin 828 olan kontenjanı bu yıl 30 bin 187’ye ulaştı. Kontenjan artışında üçüncü sıra 7 bin 447 kişiyle Uluslararası İlişkiler programında. Bu programın kontenjanı da bu yıl 13 bin 551’e ulaştı. Kontenjanı artan bir başka program da 6 bin 762 kişi ile İktisat.

KONTENJANI EN FAZLA DÜŞEN SINIF ÖĞRETMENLİĞİ

EĞİTİM fakültelerinde kontenjanların öğretmenlik programlarının özellikle 6 branşında toplandıkları dikkat çekiyor. Matematik, Sınıf, Okul Öncesi, Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi ve İngilizce öğretmenlikleri. Bu programlar arasında en fazla kontenjanı azalan ise sınıf öğretmenliği. Bu programda bu yıl kontenjan 3 bin 390 kişi azaldı ve 10 bin 821 olan bu programın kontenjanı bu yıl 6 bin 431’e indi. Fen Bilgisi Öğretmenliği programında ise kontenjan 2 bin 968 kişi azaldı. Öğretmenlik programlarında kontenjan bir tek İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nde arttı. Geçen yıl 3 bin 340 kişi olan programın kontenjanı 3 bin 940’a çıktı.

REKTÖRLERDEN TERCİH TAVSİYELERİ

Önce bölümü sonra üniversiteyi seçin

Prof. Dr. Ethem Tolga Galatasaray Üniversitesi Rektörü:

GENÇLERİN yaptıkları hataların başında puanlarına göre bölüm seçmeleri geliyor. Yüksek puan alanlar “Yazık olmasın” anlayışıyla bazen hiç ilgi duymadıkları alanlara yönelebiliyorlar. Sonra da mutsuz oluyorlar. Puandan çok gencin istek, yetenek ve ilgi alanlarına göre tercih yapılmalı. Önce ilgi duyulan alan belirlenmeli ve bu alana uygun bölümler saptanmalı. Sonra bu bölümü en iyi hangi üniversitede okuyacağı araştırılmalı. Üniversite seçiminde akademisyen kadrosundan yurtdışı ilişkilerine kadar tüm konular araştırılmalı. Üniversitenin sunduğu olanaklar, diplomasının gücü, mezunları değerlendirilmeli. Klasik olarak nitelendirilen ve her zaman geçerli bölümler seçilmeli tıp, hukuk gibi. Tercihlerinde tüm bunları göz önünde bulundurmalılar.

İLAN TARTIŞMA YARATTI

"Hesaplamalar değil boş kontenjanlar önemli"

Vakıf Üniversiteleri Birliği'nin ÖSYM'nin puanlamada hata yapıp yapmadığı tartışmalarının bırakılmasını istemesine üniversitelerden "İlan bizi temsil etmiyor" yanıtı geldi.

5 üniversitenin üye göründüğü Vakıf Üniversiteleri Birliği’nin dün gazetelerde yayımlanan ve “ÖSYM’nin puanlarda hata yapıp yapmadığı yönündeki” kısır tartışmalar yerine, boş kalacak üniversitekontenjanlarının gündeme getirilmesini isteyen ilanı tartışma yarattı. Bazı üniversitelerin yöneticileri birliğin tüm üniversiteleri temsil etmediğini ve puanla ilgili tartışmaların çözülmesi gerektiğini söyledi. Vakıf Üniversiteleri Birliği “Değerli Kamuoyunun Bilgisine” başlığıyla verdiği ilanda, geçen yıla göre 4 yıllık bölümlerde kontenjanların yüzde 23 artışla 547 bine yükseldiği ama tercih yapacak aday sayısının 762 binden 426 bine düştüğü, 400 bin öğrencinin açıkta kalacağı vurgulandı. İlanda şunlar dile getirildi:

KISIR TARTIŞMA BUNLAR:

Bugünlerde oluşan kısır tartışmalarda; ÖSYM puanlamada hata yapıp yapmadığı yerine, bunca devlet ve vakıf üniversitesinin boş sıralara eğitim verecek olması gerçeğini gündeme getirmelidir.

BARAJLAR KALKSIN:

Giriş barajlarının hafifletilmesi, hatta kaldırılması nitelikli insan sayısında da artışı getirecekken, tersine uygulama ülkemizin gelişmesine de engel teşkil edecektir. Çağrımıza karşılık verilmez ise, hem gençlerimizin en az bir yılı daha heba edilecek hem de vakıf ve devlet üniversitelerinde yüz binlerce boş kontenjan ortaya çıkacak, yükseköğrenime telafisi olmayan zararlar verecektir.

SENEYE ÇÖZÜLÜR:

Önümüzdeki dönemde de hem sistemden hem de diğer dışsal etkenlerden doğabilecek sorunlara karşı karar verici mekanizmaların acilen gerekeni yaparak sorunların üstesinden gelmesini umut ve arz ederiz. ‘Hesaplamalar değil boş kontenjanlar önemli

İlan onayımız dışında

Birlik içindeki üniversitelerden TED Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu bu ilanda onayı olmadığını söyleyerek, şöyle dedi: “Boş kontenjan ayrı bir sorun. Ama ortada üniversite sınav puanlanıyla ilgili bir sorun olduğunu gösteren tartışma var. Önce bunun açıklığa kavuşması gerek. Bir ülkede bu tür tartışmalar adalet duygusunun sarsılmamasına yol açar. Puanlarla ilgili durum budur. Nasıl hesaplama yapıldığının şaibesiz ve şeffaf olması gerekir. Sivil toplum örgütü olarak görüşlerini açıklamalarını onaylarım. ‘Ne olduysa olmuş, geçmişte kalmıştır’ anlayışını doğru bulmam. Üniversitelerin tek derdi kontenjan doldurmak değil.” Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Enver Yücel de “Tek derdimiz boş kontenjanlar olamaz. Bir sorun varsa ‘Bunu bırakın’ diyemezsiniz” dedi.

‘Tek derdimiz boş kontenjan mı?’

İsmini açıklamak istemeyen 3 vakıf üniversitesi mütevelli heyet ile rektörlerinin görüşleri de şöyle: “Tek derdimiz kontenjan doldurmak mı? Ayrıca otel miyiz biz? Biz iyi ve nitelikli insan yetiştirme hedefindeyiz. Birlik tüm üniversiteleri temsil etmiyor. Ne olduysa olmuştur, ‘Yapılan hata varsa geride kalsın’ anlayışını onaylamak mümkün değil. Yapılan hata ya da hukuksuzluğun üstünün örtülmesine ya da bunun önemsiz gösterilmesine karşı çıkarız. Hukuk fakültelerimizde de öğrencilerimize bunu öğretiyoruz” dedi.

Hesaplama sistemini habersiz değiştirdiler

LİSANS Yerleştirme Sınavları’nda (LYS) puan hesaplamasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Uzmanlar ÖSYM’nin 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu’nda LYS’lere katılan adayların puanlarının nasıl hesaplanacağının açık ve net biçimde yazdığını belirterek, “ÖSYM bu kılavuzu dikkate almadan, başka bir hesaplama sistemi uyguladı. Testleri değil, sınavları dikkate aldı” diyor. Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat “Ne kılavuz değişti, ne sınav sistemi. Ama ÖSYM, bu sınavda farklı hesaplama sistemi kullandı. Çocuklara ‘Sen MF öğrencisisin, senin Fen ve Matematik sınavlarını dikkate alırım, senin TM puanını hesaplamam’ diyor. Buna hakkı yok” derken eğitimci Sait Gürsoy da bu yıl ÖSYM’nin önceki yıllardan farklı olarak kural değiştirdiğini söyleyerek, “Bu değişikliği de kimseyle paylaşmadılar ama herkese uygulamışlar, o yüzden sorun yok. Hataları bunu söylememeleri” diyor. habertürk